içinde

Yağmur yağarken

rain room

Günlerden Perşembeydi. Dışarıda delicesine yağmur yağarken dışarı çıkıp yağmurun altında yağmur durana dek yürümek istedim. Belki de çıldırmış olduğumu düşünenler belki de şimdi çıkıp denemelisin diyenler var. Peki ya ben ne yaptım? Sadece bunu hayal ettim ve yorganımı üstüme çekip aklımdan geçenleri yazdım. İçime güzel sözcükler birden oturdu. Nedenini sormayın çünkü bazen siz bile bilemezsiniz. İnsanın içine oturan dürtüler olduğuna inanırım. Sahi her insanda var mıdır böyle kıpırtılar? Sonra aklıma bir şarkı açmak geldi. Yağmurun şırıltısına eşlik edecek bir türden .Peki ya ne olurdu bunu en güzel tamamlayan sözcükler? Aklımdan ilk geçen Teoman İstanbul’da sonbahar geldi. Neden mi bu şarkı? Emin olun bende cevabını bende bilmiyorum.
Mevsim rüzgârları ne zaman eserse
O zaman hatırlarım
Çocukluk rüyalarım, şeytan uçurtmalarım
Öper beni annem yanaklarımdan
Güzel bir rüyada sanki sevdiklerim
Hayattalarken hala
Akşama doğru azalırsa yağmur
Yağmur yağarken sadece yağmakla kalmaz. Her bir damlasının düşüşünü izlerken Teoman ıh bu dizelerdeki kelimelerini satır satır yaşadığımız günleri hatırlıyoruzdur. Yağmur yağarken hatırlarım çocukluğumu, kaldırım taşları daha yokken topraktan sokaklarımızda koşarken çamurlu ayakkabılarımı seyrederken ki gülüşümü, hala koşarak oyuna devam edişimi hatırlarım. Yağmurun her bir damlasında o ayakkabıların bir daha çamura batamayışını. Yapılan beton yolları, önümü göremeyeceğim put apartmanları. Öper beni yanaklarımdan diyor annem Teoman. Sonra ilkokula başlayıp hüngür hüngür ağlayıp, okula gitmeyeceğim diye direndiğim zamanları. Şimdi ise hayatın bize verdiği kamburumuzu çıkaran ağır sorumlulukların altında annemize selam veremediğimiz günleri unutuyoruz. Hani diyor ya güzel bir rüyada sevdiklerimiz. Her birimiz bu cümleden farklı anlamlar çıkarıyor diye düşünüyorum. Örneğin ben; en çok sevdiklerimiz bizi en çok üzenlerdir ya da en çabuk gidenlerdir. Onlar her zaman rüyalarımızı süsler lakin bize her zaman en uzak olanlarıdır. Ya sevgilimiz, ya dostumuz, ya da platonik aşkımız. Ben buna hayatın altın kuralı diyorum. Bağlanmayacaksın öyle körü körüne. Sonra olan bize oluyor. Son cümlenin de dediği gibi akşama doğru azalıyor yağmur. Aniden yağan yağmur ve Teoman nen sözcüklerini birebirini yaşıyorum. Yağmur durunca ise şimdiki zamana geri dönüyorum. Bir kaç dakikada insanoğlu neler düşünüyor vay be. Beyin hücrelerim istediğim zaman dursun istiyorum. Haksızıyım? Milyonlarca nöron gidip gelip birbirine ileti gönderirken olan bize oluyor. Birkaç saniye içinde bütün ömrümüz gözümüzün önünde beliriveriyor. Güzel bir şey ya hayal kırıklıkları, ihanetler, pişmanlıklar onları görmeye tekrardan gücümüz var mı ? Ve yağmur duruyor beynimden geçen düşünceler de yağmurun hızına eşlik ediyor sanki. Son olarak birkaç dakikada bir yağmur damlasının düşüşü ve Teoman dan dinlediğim birkaç sözle metnimi sonlandırıyorum. Umarım sizde her yağmurun düşüşünde benim yaşadığım anı yaşarsınız.

Ne düşünüyorsun

Okur

Yazar merve aktaş

‘‘bir gün gelir, yaşamı karşınıza alır, onunla söyleşmeye başlarsınız. bunun yaşı yoktur. rimbaud gibi yirmi yaşında da olabilir bu, dostoyevski gibi altmışında da.’‘
Ferid edgü

Yıllık üye

Bir cevap yazın