Biz kim miyiz? Kaçırılıp terkedildikten sonra tecavüze uğradığı için babası tarafından telle öldürülen N.H.’yiz biraz. Eşinin “namusunu temizlemek” adına boğarak öldürdüğü, cesedin kokusunu naftalinle bastırmaya çalıştığı Zehra’yız biraz. Toplu taşıma aracına binip evine gitmek isteyen,”mini etek” giymediği halde tecavüze uğrayıp canice öldürülen Özgecan’ız biraz. ”şaka”laşırken sevgilisi tarafından vurulan Yağmur’uz biraz. “gururlu abisi” tarafından uykusundan uyandırılıp, kanlarla bezenmiş sonsuz uykuya mahkum edilen Ceylan’ız biraz. Ve daha nicesiyiz… Biz bir annenin feryadında,tenha köşelerde birikmiş çığlıklarda, akan kanlardaki ayıplarda saklıyız.

Biz kim miyiz? Geceleri sokakta yürürken eve varmak için adımlarını hızlandıran,metrobüste kendini korumak için bir köşe arayan,çarşaflara mahkum etmediğimiz bedenimiz yüzünden kimilerince ahlaksız sayılan,şort giydiğimiz için tekmelenen,sözde yoğun sevgilerinden doğan kıskançlıklarından ötürü şiddete başvuranların flörtüyüz, eşiyiz. Yer, zaman farketmeksizin edepsiz bakışlara, sözlere, ıslıklara maruz kalan, kahkahası ayıp sayılan insanlarız.

Peki siz ne mi yapın? Ceza indirimlerinizi alın, beyhude savunmalarınızı, adaletten yoksun kalmış taraflı savcılarınızı… Pis ellerinizi, sığ zihniyetinizi ve iğrenç bakışlarınızı da alın. Kadının her yaptığını eleştiren sözlerinizi de yutun. Edep öğreticiliğinizi, namus bekçiliğinizi bırakın.Ve unutmayın, bizim sesimiz bir kez değil, bin kez ölüm olacak zalimliğinize.

“Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” demiş ya Atatürk. İşte bu cümledeki değeri yeniden bulduğumuzda bu çukurdan çıkacağız. Yitirdiğimiz her kadında yeniden doğacağız. Ve biz o güne kadar aynı acıda, aynı umutta birleşeceğiz…

İnanın bana,
O gün gelecek,
Gelecek.
Yakında!

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment