Kadına Yönelik Şiddet ve Türkiye

Okuma Süresi: 6 dk

Şiddet Nedir ?

Şiddet konusunda söylenmiş evrensel bir söz, belirlenmiş evrensel bir bilgi yoktur. Şiddet neredeyse insanlık tarihi kadar eski olup tarih boyunca dil, din ve ırk ayırt etmeksizin her yerde kendini göstermiştir.

Şiddetin kavramı hakkında genel kabul gören bir tanım yapmak hayli zor olmakla beraber kapsayıcı bir tanım yapmak gerekirse, şiddet, kişinin fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü ve davranış olarak tanımlandığı görülmektedir.

Şiddetin Etkileri Nelerdir?

Şiddet kavramı, dünyamızda çok farklı şekil ve boyutlarda kendini göstermektedir. Evde, okulda, işte, sokakta, araçta hemen hemen insanın olduğu her yerde şiddete rastlamak mümkündür.

İnsanın psikolojik, biyolojik ve sosyo-ekonomik durumunun etkileşimi sonucu sosyal yaşantıda birçok farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. Şiddetin türleri ile alakalı sınırlandırıcı bir kategorilendirme mümkün olmamakla beraber günümüze etkisi bakımından önemince şiddet türleri şunlardır:

  • Ekonomik şiddet
  • Siyasi ve kurumsal şiddet
  • Cinsel veya cinsiyete yönelik şiddet
  • Kültürel şiddet
  • Dini şiddet
  • Siber Zorbalık
  • Bilgi Şiddeti

Kadına Yönelik Şiddet Nedir ?

Kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyete dayanan bir şiddettir. Dil, din ve ırk ayırt etmeksizin; coğrafik, kültürel, ekonomik sınır tanımaksızın tüm dünyada varlığını ne yazık ki sürdürmektedir. Kadına yönelik şiddet konusunda kapsayıcı bir tanım yapmak oldukça zor olmakla beraber birtakım tanımlar mevcuttur.

Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Şiddetin Tasfiye Edilmesine Dair Bildiri’sinde tanımlandığı üzere kadına yönelik şiddet, ister kamusal ister özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel ve psikolojik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma anlamına gelir.

Kadına yönelik şiddet bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık biçimidir. Kadına şiddet, kadınların insan haklarını gasp etmekte yaşama, özgürlük ve güvenlik gibi temel haklarını yok saymaktadır. Böylelikle sosyal yaşantıda kadını işlevsizleştirerek adeta kadını toplumdan soyutlamaktadır.

Uzun yıllar boyunca kadına şiddet, ev içinde kalmış ve aile mahremiyeti içerisinde olarak algılanmıştır. Bu sebepten ötürü herhangi ulusal ya da uluslararası bir müdahale söz konusu olamamış, yayılmasının önüne geçilememiştir. Toplumun gelişmesi ve bilinçlenmesiyle birlikte güçlenen haberleşme sistemi sayesinde, geç de olsa 20.yy’dan itibaren bu insan hakkı ihlali gündeme gelmiştir.

Kadına Yönelik Şiddet Türleri

Kadına yönelik şiddet türlerini gruplandırırken gerek ulusal gerekse de uluslararası tanımından hareketle fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet olarak gruplandırmak mümkündür.

1. Fiziksel Şiddet

Fiziksel şiddet, başkasının vücut bütünlüğüne zarar veren, ona acı çektiren her türlü saldırı olarak tanımlanmaktadır.1(ASPB) Fiziksel şiddet, kadına yönelik şiddette en çok karşılaşılan şiddet türüdür. Bunun nedeni diğer şiddetlere göre daha kolay farkedilebilir olmasındandır. Fiziksel şiddete örnek verilecek olursa;  tokat, yumruk ve tekme atmak, kadının vücudunda sigara söndürmek veya kadına işkence etmek, en sonunda kadını öldürmek olarak yer bulur.

2. Psikolojik Şiddet

Psikolojik şiddet, birine karşı sistemli bir şekilde psikolojik baskı uygulamak, duygusal olarak sömürmek ve aşağılamak, onu kontrol etmek veya cezalandırmak amacıyla onu toplumdan soyutlamak için uygulanan her türlü hareket duygusal şiddet olarak kabul edilmektedir (KSGM, 2008)

Psikolojik şiddet davranışlarına örnek vermek gerekirse bunlar; korkutmak, tehdit etmek, kadının akrabaları ve arkadaşlarıyla iletişim kurmasını engellemek, telefonu kullanmasını yasaklamak gibi eylemlerle tecrit etmek, çocuklarla ilgili olarak kendini suçlu hissettirmek, öfkesini çocuklardan çıkarmak, küfretmek, eşyalara ya da evcil hayvanlara zarar vererek yıldırmak, kadının hal ve hareketlerini alaya almak- küçümsemek olabilir.

3. Cinsel Şiddet

Cinsel şiddet, ‘’cinsel eylem gerçekleştirmek amacıyla girişim, istenmeyen cinsel içerikli konuşmalar, birini cinsel amaçlı kullanmak, mağdur ve fail arasındaki ilişkinin niteliğine bakmaksızın, ev ya da iş ortamında kişinin cinselliğine yönelik zorlayıcı yaptırımlar’’(DSÖ) olarak tanımlanmıştır.

Erkek, cinsel şiddeti bir sindirme, tehdit yahut kontrol etme aracı olarak kullanarak kadın üzerine bir otorite sağlamaktadır. Toplumda mahrem bir alan olarak görülen ve üzerine tek kelime edilmesinin bile ayıp olduğu kabul edilen cinsellik, cinsel şiddet gören kadının bu konuda rahatça konuşamamasına ve kadını ne yazık ki cinsel şiddetin uygulayıcısı olan erkeğin otoritesinde yaşamaya mahkum etmektedir.

Bu otorite altında, baskıcı ve sürekli devam eden şiddetle beraber yaşayan kadın, zamanla çaresizleşmekte ve kurtuluşu yalnızca ölümde görmektedir. Bu sebeple cinsel şiddet gören kadınlarda intihar oranı artmaktadır.

4. Ekonomik Şiddet

Ekonomik şiddet, kadının kaynaklara, hizmetlere erişimini, çalışma hayatına katılımını engellemek ya da kadının kendi geliri üzerinde söz sahibi olmasının ve ekonomik bağımsızlık kazanmasının önüne geçmek amacıyla kadının gelirini ve 17 emeğini kontrol altına almak, yarattığı değerlere el koymaktır. Aynı zamanda, ailenin kaynaklarına erişim ve kontrolde eşitsizliği ifade etmektedir (Bozkurt, 2010).

Ekonomik şiddet faaliyetlerine örnek vermek gerekirse bunlar; Kadının çalışmasına izin vermemek, parasını elinden almak, kredi kartına el koymak, kadının mal/mülkünü ve nereye para harcadığını kontrol etmek, evin masraflarını karşılamamak, aileyi ilgilendiren ekonomik konularda kadının fikrini almamak, kadının mesleki becerilerini geliştirmesini ve iş bulmasını kolaylaştıracak faaliyetlere katılmasına engel olmak olarak verilebilir.

Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddete  İlişkin İstatistikler

Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından 2008 ve 2014 yıllarında gerçekleştirilmiştir. Aşağıda verilen grafikler 2008 ve 2014 yılları arasındaki mukayeseyi yansıtmaktadır ve aradan geçen 6 yılda kadına yönelik şiddetin nasıl bir değişim gösterdiğini gözler önüne sermektedir.

Bu araştırmalarda ortaya çıkan veriler, Kadına Yönelik Şiddet konusunda gerçek rakamları vermemektedir. Araştırmadaki oranlar şiddet gördüğünü ilgili birimlere bildiren kadınlar esas alınarak ortaya çıkmıştır. Şüphesiz birçok kadın şiddet gördüğünü, erkek baskısı veya toplum baskısı yüzünden bildirememektedir.

2014 Araştırması’na göre şiddet türleri ve Türkiye’deki yaygınlığına ilişkin veriler şu şekildedir:

Fiziksel Şiddet

Türkiye’de fiziksel şiddete maruz kaldığı bildiren kadınların oranı %36’dır. Daha sade bir anlatım yapmak gerekirse eğer, her 10 kadından yaklaşık dördü eşi veya birlikte olduğu erkeklerin fiziksel şiddetine maruz kalmıştır. 2008’deki araştırmaya göre ise bu oran %39’dur

 

Cinsel Şiddet

Türkiye’de evlenmiş kadınların %12’si yaşamının herhangi bir döneminde, %5’i ise son 12 ay içinde cinsel şiddete maruz kaldığını belirtmiştir. Cinsel şiddet içeren davranışlar arasında “kadının istemediği halde korktuğu için cinsel ilişkiye girmesi” en sık ifade edilen cinsel şiddet davranışıdır (yaşamın herhangi bir döneminde yüzde 9 ve son 12 ayda yüzde 4).

Psikolojik Şiddet

Türkiye’de kadına yönelik şiddet türleri arasında en yaygın olan Psikolojik şiddettir. Türkiye’de  kadınların %44’ü yaşamlarının herhangi bir döneminde psikolojik şiddete maruz kalmıştır. Bu oran son 12 ayda %26’dır. 2008 Araştırma sonuçlarına bakıldığında 2014 Araştırma sonuçlarıyla paralellik göstermektedir.

*Hesaplamalar en az bir kez evlenmiş  kadınlar için yapılmıştır.

Ekonomik Şiddet

Araştırmaya konu olan ekonomik şiddet biçimi, çalışmaya engel olma veya işten ayrılmaya neden olma, ev harcamaları için para vermeme ile kadının gelirini elinden alma olarak ele alınmıştır. Buna göre Türkiye’de bu davranışlardan en az birine yaşamın herhangi bir döneminde maruz kalan kadınların oranı yüzde 30, son 12 ayda maruz kalan kadınların oranı ise yüzde 15’tir. Çalışmaya engel olma ya da bir işten ayrılmaya neden olma ekonomik şiddet biçiminin en öne çıkan belirtileridir.

Türkiye’deki Veriler Işığında Değerlendirmeler

Yapılan araştırmalar ve ortaya konan sonuçlar  gösteriyor ki kadına yönelik şiddet sadece belirli bir coğrafyanın sorunu değildir. Kadına yönelik şiddet ulusal ve hatta evrensel bir sorun oluşturmaktadır ve bu sorun her yaştan, medeni halden dilden, dinden, eğitim grubundan, coğrafyadan ve refah düzeyinden kadının yaşamını, özgürlüğünü ve güvenliğini tehdit altına sokmaktadır.

2008 ve 2014 yılında yapılan araştırmalar karşılaştırıldığında ise durum pek iç açıcı değildir. Bu iki araştırmanın sonucuna bakıldığında aradaki fark geçen altı yıl gibi gözükmektedir. Araştırma sonucu ortaya çıkan sayısal veriler yüksek oranda örtüşmekte olup olumlu yönde bir gelişmeden söz etmek mümkün değildir.

Hal böyleyken kadına yönelik şiddeti azaltmak için yalnızca zaman gerekmemekte bu sorunu aşmak için psikolojik ve sosyolojik açıdan birtakım mekanizmalar ve tedbirlerin geliştirilmesi gerekmektedir.

Kaynakça:

  1. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
  2. Yazılı Medyada Kadına Yönelik Şiddet Haberlerinde Kullanılan Dilin ve Görsellerin İncelenmesi, Samet CEYHAN
  3. Kadına Yönelik Şiddet Sorununun Sosyalleşme Süreci ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Çerçevesinde Değerlendirilmesi , Mualla KÖSEOĞLU
  4. TÜRKİYE’DE ŞİDDETİN “KADIN YÜZÜ”, Selda TAŞDEMİR AFŞAR
  5. Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü

Rapor et

Ne düşünüyorsun

Yorumlar

Düşünceni belirt

Bir cevap yazın

Yükleniyor...

0