in

Belki Haziran, Belki Küskün, Belki Kırmızı

Okuma Süresi: 2 dk

İlk gece yalnız başına kalmanın verdiği hafif bir irkilme sezdi. Bazı açılardan rahatlatıyor bazı açılardan kaybetmiş gibi hissettiriyordu.

Halbuki sonuç belli, dikenli tellerle çevrili çocukluğu bir futbol sahasına hapsolmuş babasının beyazlamaya başlayan saçlarının duvar ötesinden görünmesini bekliyor.

O araba geldiği vakit onu evi olmayan bir yere götüreceğinden ve bunun bilinci bütün göğüs kafesinde her geçen saniye daha da fazla fizikselleştiğinden, zaten iştahsız olan cümlelerini daha da zehirliyor ve asla anlatmıyor kimselere.

Bütün bunların bu kadar değersizleşmesine sebep olan zaman mı yoksa ben artık o çocuktan daha iyi mi öğrendim her şeyden vazgeçmeyi?

Dikildiğim yerde gördüklerimin hiçbiri bir şey ifade etmiyor ve artık bir hevesle sarılmak istediklerime dokunmayı bile kaldırmıyor midem.

Sahi ya, maneviyatın da bir bütçesi vardı.

Benim güvencem siz değilsiniz; aile, sen, ben, kapalı kutular..benim tek güvencem her kaos ortasında asla peşini bir korkak gibi bırakmaya yeltenmediğim ikinci el inatçı duygularım.

Yaşın başın değil yaşayamadıkların aşındırıyor omuzlarını.

İşittiklerinden ziyade işitemeyeceğini bildiklerin kızdırıyor seni kendine.Çünkü ortada birkaç döküntü, biraz toz, silgi kalıntıları, mum parçaları, saç telleri ve bile isteye üstünde yürünmüş yollar var.ve çünkü, o yollardan geri dönüşün ancak kendine saygısızlıkla ve sağlam kalan tek insan yanını öldürerek mümkün.

Yanlışlıkla unuturum diye ödüm kopuyor kendime verdiğim içi ‘sen’ dolu sözleri.

Belki kimse bilmez en karanlık cümlelerimin ay ışığında, deniz karşısında, birkaç kapsüle tıkılı kalmaya yetmeyecek kadar çabuk yanıp kül olduğunu.Ama ben o kadar siktiri boktan kaybedişlere mecbur bırakıldım ve hiçbiri ağzımdan dökülemedi kimsenin kucağına,

bu yüzden ben direnişlerin kaybolduğu iki paragraf arası boşluklarda yitip giden sevgiler büyütmem asla.

“Değiş.Karşı koy.Yok say.” Sırasıyla refleks gibi söküp at içinden, içine çoktan işlemiş bu sonu.Bunu yaptığın an senden geriye hiçbir şey kalmayacak ve bütün dünyadaki en çirkin şey olacaksın birdenbire.

Gerçeklerle yüzleşemeyecek kadar dağınık şimdi cümlelerin.Düşüyorsun ve tutunabileceğin kadar sağlam değil düşlerin.

Uyan ve giy üzerine etrafa saçılan soğukkanlılığını.Toparla bakışlarını yerden ve gözlerime bırak.Anlat.Benden başka hiç kimse anlamayacak ağzından çıkacakları.

Hangi kadının elmacık kemiklerinde kaldı o her şeyin üstesinden gelebilecek kadar kendinden emin hallerin?

Bul o kadını ve unutma,

hep burnunun ucunda olan şeyleri arıyorsun senle alakası olmayan evlerin koltuk altlarında.

ellerin boğazıma sarılmış bi yandan, öte yandan sakinleştirir gibi geziniyorsun şimdi saçlarımda,

avuçlarının tütün kokusuna yaslıyorum tüm geleceğimi.

sadece ikimizin duyduğu bir fısıldamayla,

-korkma bak, ben gitmedim, bir yolu var hala.

 

Rapor et

Ne düşünüyorsun

Kırmızı Yazar

Yazar Melis Erdoğan

Sayın okur,bi yerlerde yaşıyorum ama oralara hiç ait olamıyorum.Bilmek istediklerini sor,çekinme.
ve kendini bu kadar hırpalamana değmiyor hiçbiri, boşver.

Yıllık üye

Bir cevap yazın