in

Düş doktoru

Okuma Süresi: 1 dakikadan az

Hepimizin hayatımızın çeşitli dönemlerinde, çeşitli sebeplerle kurduğu düşleri mevcuttur. Düşlediğimiz bütün her şey aslında bizlerin hayat gayesini, hayattan neler almak istediğimizin ve tüm bunların olması durumunda neleri göze alabileceğimizin bariz kanıtıdır. Tüm bu kurulan düşler insanların duygularına da tercüman olmaktadır. Öyle ya, duygusuz bir insan olabilir mi? Bazı zamanlarda bu duygularımızın esiri olup en olduk olmadık düşleri kurar, dururuz kafamızın içinde. Öyle ki, aşırı doz düş kurup kendimizi en olur olmaz sonuçlara da hazırlıksız hapsettiğimiz aşikar. Düş kurmayın, bu huyunuzdan vazgeçin, demiyorum. Ama her şeyinde bir dozu vardır ve aşırısı insanı rahatsız eder. Düşünün ki, bir rahatsızlıktan muzdaripsiniz ve haliyle doktora gittiniz, doktor da size belli dozajda almanız gereken bir ilaç verdi. Nasıl davranmalısınız? İlacı az alırsanız bir faydasını göremezsiniz, almanız gereken dozu da aştığınız zaman zararını yine kendiniz çekersiniz. Burada aslolan nokta, ilacı belirtilen düzeyde almaktır. İşte düşlerimizde aynen böyledir, yeteri dozda oldukları zaman sizi mutlu ve motive eder. Çünkü ulaşılabilir hedeflerdir. Oysa ki, haddinden az ya da fazla düş insanı hayal kırıklığına uğratabilir. Halk arasında ‘en başta herkes kendi doktoru olmalı, kendine dikkat etmeli’ diye sıklıkla söz edilen bir söz vardır. İşte insanda her açıdan kendi doktoru olmayı becerebilmelidir. Burada muzdarip olduğumuz şey aslında, dozundan fazla düşlememiz ve kendimizi zor durumda bırakmamız. Oysa her şey dozunda güzeldir. Bu düzeyi belirlemekte size düşüyor, çünkü her insan aslında kendisinin ‘düş doktoru’dur.

Rapor et

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın