in

Kaldırılmayı Bekliyorum

Tesadüfler… Tesadüfler, belki bizi bir araya getiren, belki ayıran. Ama bu gün ayıran halinden bahsedeceğiz. Zaten içinde bulunduğumuz mevcudiyette sana kavuşan aşıkları anlatacak değilim. Zira ben kaldırılmayı bekliyorum.

Mesela ilk buluştuğumuzda giydiğim kıyafetleri son buluştuğumuzda da giydiğimi fark ettim ve onları kaldırdım. Şaka yapıyorum. Sadece artık kış geliyor ve beni saracak kolların da yokken bu havada onları giyemem. Bir de bugün sabah çok kalın bir kazak giydim fakat dışarıdaki insanları görünce içi üşüyenin yalnızca ben olduğumu anladım. Ve galiba soğuklar ortasında yalnız bırakılan da sadece bendim. Tüm gün terledim ama terlerken de terk edilirken de insanın elinden gelen bir şey olmuyor. Tüm yazımı sana sallayarak geçirmeyeceğim. Sadece bil ki nefret ve sevgi arasındaki ince çizgiye düştüm, kaldırılmayı bekliyorum.

Ben suyun kaldırma gücüne inandım, gözyaşlarımı içerek kaldırılmayı bekliyorum. Çünkü tam da ortasında bulunduğum yerin dibi çok karanlık, soğuk, sessiz ve en önemlisi telefonum çekmiyor. Oysa ben ararsın diye telefonumu elimden düşürmüyor, sessize dahi almıyorum. Belki bir gram kokun kalmıştır, saçının küçük bir telini bulurum diye her gün evimin çevresini kolaçan ediyorum.

Gelsen nasıl davranırım bilmiyorum, gelmesen bile nasıl davranırım kestiremiyorum. O kadar bağlanmışım ki sana gidişinin ardından uyumayı, yemek yemeyi tekrar hatırlamam bile birkaç günümü aldı. Çevremdeki kimse anlamasa da içimde koca bir susuzluk var. Boğazımı kurutan, organlarımı birbirine yapıştıran, ayaklarımı seni bulabileceğim yerlere götüren ama sonunda seni göremeyen gözlerimi kör eden… işte ben tam o noktadan kaldırılmayı bekliyorum. Nasıl hiç düşmemişçesine sarılabilecek miyim sana bilmiyorsam, sana sarılmadan nasıl dururum hiç bilmiyorum.

Ayrıca içimde öyle büyük bir intikam arzusu var ki bilemezsin. Sanki Hürrem Sultan, Bihter Ziyagil’im bugün. Kendimi öldüremeyecek kadar korkak ve bencil, sana zarar veremeyecek kadar sevgi doluyum hala. Ama ne yazık ki bunları ne sen biliyorsun, ne de hayatımız bir türk dizisi.

Sayfa bitiyor ve eller… Ellerim üşüyor bu bilinmezliğin dibinde. Çok zor değil, spotify depresyon listemin başı olan şarkıda da dediği gibi: ‘Hadi kalk gel, bul bir bahane. Birazcık heves, biraz cesaret…’. Ben beni bu dipsiz çukura attığın dolmuş durağında kaldırılmayı bekliyorum.

Rapor et

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın