in

Özgür Salıncaklar

Okuma Süresi: 2 dk

Bence yapılmış en iyi oyuncaklardan biridir salıncaklar. Bilmeyenimiz yoktur sanırım.

Çocukluğumun geçtiği Karakuyu köyünde 2 tane parkımız vardı. Şanslıydık. Çok sık olmasa da ben ve arkadaşlarım parka gider binerdik salıncaklara. Hiç kimse engel olmaz özgürce sallanırdık. Hatta bir gün salıncaktan en uzağa kim atlayacak yarışması yaparken, nasıl atladıysam kendimi hala adını bile bilmediğim dikenli bir ağacın dalları arasında bulmuştum. Epey yara almış, çok canım acımıştı. O günden sonra bir kaç istisna hariç hiç salıncaklara binmedim. Çünkü acı bilinç altıma yerleşmişti ve hep kendimi uzak tutmaya çalıştım.

Taki bir gün bir olayla karşılaşana kadar.

Kız arkadaşımı işten almak için Etiler’e gitmiş, trafik olur diye de erken çıkmıştım evden. Pek trafik olmadı o gün, hava da güzeldi. Yarım saat kadar erken vardım. O esnada vakit geçirmek için oldukça zengin bir kesimin yaşadığı bir sitenin marketine girip içecek bir şeyler aldım. Kasa da sıra beklerken bir çocuğa gözüm takıldı. Durmadan annesinin elbisesini çekiştirip anne parka gidelim deyip duruyordu. Marketin hemen yanında çok güzel bir park vardı. Marketten çıktık annesi çocuğu parka götürdü, bende parkta gölge bir banka oturdum. Çocuk salıncağa bindi. Sallanırken sanırım durumu pekte iyi olmayan başka bir çocuk salıncaklara yaklaştı ve diğer boş salıncağa binmek istedi. Lakin sallanan çocuğun annesi izin vermedi binmesine. Çocuk ağlayarak hemen karşıda ki parke taşların üzerine oturup salıncakta sallanan çocuğu izlemeye başladı.

Duruma üzüldüm tabii ki hanım efendinin yanına gidip niçin bindirmediniz çocuğu diye sorduğumda.

Şu cevap karşısında kala kaldım.

“Gündelikçinin kızı o, saçında bit varmış” dedi.

Vov. “O kadar düştük mü ya? Sen gördün mü bitleri deyince”

Hiç bir şey söylemeden döndü arkasını.

Pek de vaktim kalmamıştı, bir şey söylemeden siteden çıkmak zorunda kaldım.

O gün şunu anladım ki, benim çocukluğumda sallanırken düştüğüm o dikenli ağaç, meğer benim için cennet bahçesiymiş.

O kızın orada sallanacak bir oyuncağı dahi yoktu. Asıl acı buydu işte benim çektiğim ne olurdu ki. O kızı bir daha hiç göremedim. Ama şuna emin ki o ufak kız o günü asla unutmayacak ve bir gün hiç kimseyi hor görmeden, ayrım yapmadan özgürlüğe binderecek çocukları.

Şeref UYGUN

Rapor et

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın