Veda sevgilim.

Bu sefer günaydın demeyeceğim sana. Zaten gün de aymadı. Saat 15.10, dışarıda yağmur, içimde fırtına ve sen. Sana hep güneş açtıran kalbim bugün parçalı bulutlu. Bu yüzden veda sevgilim. Çünkü dedim ya gün aymıyor. Sen gözlerime bakmadığın için göremiyorum belki de. Bir de gülemiyorum. Aslında çok güzel gülerim ama sen bilmiyorsun. Zaten zor gelmez bana, alıştım sana ağlamaya. Ama aşık olduğum ellerinle silersen göz yaşımı belki durur yağmur, görebilirim açan güneşi ve derim ki; günaydın sevgili…

O zamana kadarsa

Veda, elveda.

Ve lütfen yanlış anlama beni. Asla vazgeçmiyorum senden. Çünkü hiçbir çiçek battı diye küsmez güneşe. İstese de küsemez. Bağlı olduğu toprak onu sımsıkı tutar. Zaten o da bilir ki güneşsiz yapamaz. Ben de sensiz yapamıyorum. Sanki karlı bir şehrin sokaklarında gece çökmüşken seni arıyor gibiyim. Bu şehirde kar dinmiyor, gün aymıyor. Çok üşüdüm sevgili, soğuk ayaklarımdan kalbime ulaştı ve dondurdu onu. Ama kalbime ihtiyacım var, hem de kırılan her bir parçasına. Bir den karanlıktan çok korkuyorum. Sıcak bir eve, güneş alan bir pencereye ihtiyacım var. Kalbimin kırıklarını kaynatıp kalıpta tekrar şekillendirmeliyim, yerine koyacağım onu. Ayaklarımı da bir sobaya uzatırım. Seni aramam için onlara ihtiyacım var. Kollarım kayıp onları da buldum mu sarılabilirim sana. Ama biraz ara sevgili, donan kalbime, yorulan ayaklarıma ve korkudan tir tir titreyen kalbime. İnanıyorum ki iyi gelecek bir ara. Sonra yine yollara düşeceğim. Ama çok yoruldum. Kavuştuğumuzda ihtiyacım olan gücü toplamam gerek. Biraz ara, sıkışan damarlarıma.

O zamana kadar,

Veda sevgili,

Elveda.

Rapor et

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın