içinde

Mornota yazarlarından: Sema Babat

Sema Babat
4 Temmuz 1996’da Kayseri’de doğan Sema Babat 2010-2014 yılları arasında Kocasinan Anadolu Lisesinde lise eğitimini tamamladı. 2014 yılında Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hemşirelik Yüksekokulu’nda eğitim görmeye başladı. Sema Babat şuan Üniversite eğitiminde 3.yılında. Kitaplara olan düşkünlüğü, maviye olan sevdası ile masmavi ütopik bir kütüphane oluşturmak istiyor. Aynı zamanda tiyatro ile ilgilenen Sema Babat sahnede olmayı, yazılar yazmayı kendisini ifade etmeyi sever.

Mornota ile nasıl tanıştınız?

Kitap okumayı, düşüncelerini insanlarla paylaşmayı seven birisiyim.

Uzun bir süredir yazılarımı paylaşabileceğim, farklı yorumlar bulabileceğim bir site arıyordum.

İnternette bir anda tesadüf eseri karşılaştım.

Mornota hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hedef kitlesini düşünerek veya birilerinin beklentilerini karşılamak için yazılar yazmak bana her zaman itici gelmiştir. İçimden geleni hissettiğim şekilde bilgi ve tecrübelerimle yazıya dökmek seviyesi ne olursa olsun daha anlamlıdır benim gözümde. Bende kendimi anlatabildiğim için aktif olarak yazmaya çalışıyorum.

Mornota’ya beni baskı altında bırakmadığı için teşekkür ediyorum.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Sizi yazmaya iten şey ne oldu?

Lise yıllarında mutlu ve hüzünlü anlarımı kaydettiğim bir defterim vardı. “Bugün çılgınlar gibi yazmak istiyorum” dediğim anlar olurdu. O gün kitap okumak ve yazı yazmak dışında hayat dururdu benim için.

Kendimi zirvede hissettim hep yazılar yazarken.

Kitap okurken de kafamda düşünceler uçuşturan kitapları daha çok tercih ederim. Hemen kaleme sarılırım kendi düşüncelerimi çabucak yazayım diye. Böyle böyle yazın dünyasına katılabileceğimi düşünüyorum hâlâ. 

Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Onur Konaray, Nursinem Öztürk ve Şimal Gültekin‘in yazılarını takip ediyorum. Öncelikle siteye girip yazıları okuyorum; diğer yazar arkadaşları da takip ediyorum.

Hangi kategorilerde yazıyorsunuz? Konularınızı neye göre seçiyorsunuz?

Konu seçiminde tamamen özgür davranıyorum.

Mesela; çay içerken aklıma o ana kadar kimsenin düşünmediğini düşündüğüm; yazmadığını yazacağım hissi geliyor. Yaşadığım olaydan etkilenen birisiyim. An bende kalıcı etkiler bırakabiliyor. Böyle olunca hemen bunu yazmalıyım diyorum. Yaşam, insan ilişkileri, psikoloji ve toplum üzerine yazılar paylaşıyorum. Araştırmak istediğim, merak ettiğim birkaç konu hakkında da detaylı bilgilere erişip yakın zamanda sizlerle paylaşmak istiyorum.

Son olarak yazar olmak isteyenlere öneriniz nedir?

Şu an söyleyeceklerim tamamıyla kendi yorumum. Hayatı yaşarken hisleriyle mantığı arasında kalan insan yüzündeki maskeyi gizleyebilen insandır. Belki de uzay bilimi hakkında kitaplar yazan, makaleler çeviren işinin ehli birisiniz. Duygusallık belki de sizin kelime dağarcığınızda bulunan bir kelime değildir.

Ben şuna inanıyorum ki; yazma eylemini bir kez olsun gerçekleştirmiş birey kendini toplumda bulamayan, bulsa dahi kendini gerçekleştirdiğini henüz hissedemeyen, kendi kendine yetmeyen birisidir.

Yazma ihtiyacı da bundan kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Kendimi okuduğum kitaplarda buluyorum işi gücü bırakıp kelimelerin arasında boğulmak istiyorum diyorsanız okuyun; hem de her zamankinden daha çok okuyun. Düşünün. Okuyun, düşünün ve düşüncelerinizi paylaşacak platformlar oluşturun. Kendinizi ifade edin. Bunu asla sorgulamayın. Vakit kaybı olarak hiç görmeyin. Siz düşüncelerinizle, beyninizin içindekilerle varsınız. Görünen maske eminim sizi gölgeleyen bir perde. Onu kaldırın ve sonsuz aydınlıklara yol açın.

Saygılarımla …

Değerli yazarımızın yazılarına ulaşmak için buraya tıklayın.

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın