Ana sayfaYazar günlükleriYağmur, yalnızların gözyaşı zikridir

Yağmur, yalnızların gözyaşı zikridir

Tarih:

Yazarın diğer yazıları;

RAHMİ’NİN YOLU

Saat 05:00. Rahmi Bey sabah namazını kıldıktan sonra cırcır...

EFSUNLU YALANLAR

(Sokrates’in karısı birden sahneye girer ve sahnedeki çocuklara süpürge...

CENNET ANA VE KARIN AĞRISI OĞLU

Sabahın ilk ışıklarında tahta kapı çok sert biçimde 4...

YOĞURT MESELESİ

Orhan kamyona yön vermek için bağırıyordu. “Sol yap abi...

ASANSÖR

Bölüm 1 Saliha ve eşi özel muaynehanede sıra bekliyordu. Danışma...

NEOKİNİKLER

BÖLÜM 1 Hasan, Konya bozkırlarında dördüncü geçim sıkıntısı olarak bir...

Mazlum Usta’nın Sihirli Değnek İmalathanesi

Mazlum iyi bir adamdı. Küçük dükkânında sigara içmezdi; dışarı...

Ayıp Yalnızlık

Doğmuşum hastanenin bir köşesinde. Problemlerden habersizce gülmüş gözleri anne-babamın....

Sana seni anlatabilmek için değil de kendi kendimi yatıştırmak için başlamıştım bu hikayeye. Biraz egoistçe farkındayım ancak bir süre sonra baktım ki egom ayağımın altına yapışmış ve yürüdükçe benle beraber sürünüyor. Sana bugün de “günaydın” demeyeceğim. Çünkü sensiz geçen günlerin günaydınları haram fikrimce. Bir bakmışım ki bağımlı olmuşum sana. Bir ilişki bağımlılığı! Psikolojide yeri nedir bilmiyorum, bu konuda cahilim ama benim dünyamda senin, paralel evren teorisindeki yerin yok. Tüm zamanların en iyi aşık olunabileceği ödülünü almışsın sen. Sen teksin.

Bir saplantılının beyni ile oynanmayacağı söylenmedi mi sana? Hayata dair imdat çığlığını üzerime aldım, benimsedim, biraz sevdim okşayarak. “Delirmişsin  sen, bir hastasın!” demekle kurtulamazsın bu sevdadan. Çünkü sevgi kalp attıkça, umut oldukça var olabilecek en azimli duygu.

Şu an ise deliler gibi ağlaya ağlaya koşuyorum. İlk ve tek, beraber oturduğumuz banka gidiyorum. Orada hatıralar vardı, hiçbirini kazımamıştım, hala orada duruyordu. Bir manyağın ellerinden kayan sonsuz bir güç bu aslında, sonsuz bir mutluluk. Kendini kaybetmiş yalnızlıklar doğuracak bir sonuç bu. İhtiyaçlar hiyerarşisinden en önemli tabakanın yalnızlık olduğu bir dünyadayız. Ben ise ilk tabakada kalmış ihtiyaçlarını karşılayamamış insan tipi.

Banyo yapmışçasına sırılsıklam ıslandım. Bir tek şampuanım eksikti, zaten olsa da yıkanmayı istemezdim. Şampuanın kokusunu üzerime almak istemezdim çünkü hiçbir şey yaşamadan üzerime sinebilen kokunun var olması yeterliydi bana. Şahsına münhasırdın.

Bu denli insanlıktan çıkmam sana ait değil, bize ait. Biz derken bile heyecanlanıyorum, sanki bizi bir biz bilmiyormuş gibi. Cebimden bende olan çocukluk fotoğrafımı çıkardım ve yaktım. Küllerini ise Asi Nehrine savurdum. Sana ait olan her şey çok hoşuma giderken aynı anda nefret kusuyordum yüzüne. Beni ne hale getirdiğinin farkında mısın? Duygu cümbüşü içinde boğulan bir utanmazım artık.

Hala yağmur yağıyor, sen yağmuru seversin diye avuçlarımı açtım, biriktirdim baya bir yağmur. Gerçi içine birkaç damla gözyaşı kaçmış olabilir, kusuruma bakma. Hala yatışamadım, hikaye hala yerinde sayıyor. Sen ise her şeyden habersiz…

Mail bültenimize abone olun

Yazılardan haftalık mail ile haberdar olun.

Son yazılar

Önceki İçerik
Sonraki içerik