Bugün sizlere çok daha farklı şeylerden bahsetmek istiyorum esasen hiç bahsetmek istemediklerimden. Fakat yine de bunları söyleyeceğim çünkü eğer bu yazdıklarım bir kişiye dahi ulaşıyorsa düşüncelerimi paylaşmak insanları ikna etmek bir yana konu hakkında tekrar düşündürmeyi kendime borç bilirim.

Öyle bir yerdeyiz ki aslında hiçbirimiz tam olarak nerede olduğumuzun bilincinde değiliz. Evrenin genişliğine bakınca küçüklüğümüz beni korkutsa da etrafıma baktığımda kendini bu evrenin yöneticisiymiş gibi gören insanlar beni daha da karanlığa sürüklüyor. Nasıl olur da insanlar kendinin aslında bir hiçten ibaret olduğunu fark edemez. Nasıl bu kadar böbürlenip büyüklük yarışına girerken üstüne basıp geçtiklerini görmezler olup biteni hayretler içerisinde izliyorum.

Bize yapılabilecek en kötü şey anormal olayları normalleştirmek ve şu zamanda tam da şu anda başımıza gelen şey bu. Ölümler normalleşiyor, tecavüzler, ensest ilişkiler, çocuk istismarı ve hatta hayvan istismarı normalleşiyor.

Ben kimsenin nasıl yaşadığına hayatına dair verdiği kararlara karışmam yargılamam ama bazı insani değerler vardır, dünyanın her yerinde kabul görmüş insani değerler. Mesela başkasının emek verip kazandığı parayı gasp edemeyeceğin, ufak bir çocuğu taciz edemeyeceğin, savunmasız bir hayvana tecavüz edemeyeceğin gibi.

Siyasete olduğunca girmemeye çalışıyorum fakat bu ülkenin, içinde bulunduğumuz yaşadığımız vatan olarak adlandırdığımız, her karış toprağı için onlarca askerimizin kanının döküldüğü güzel ülkemizin yönetilişinde bir sıkıntı var ve bunu atlamam olası dahi değil.

Benim meselem a partisi b partisi ya da o görüşle bu görüşle ilgili değil. Burada bahsettiğim tek mesele vicdan meselesidir.

Bir ülkenin yöneticileri iktidar olsun muhalefet olsun hiç fark etmez henüz birbiriyle konuşmasını dahi bilmiyorsa halka inip halkı bilinçlendirmeyi başaramazlar. Siz bu ülkenin temsilcilerisiniz canınız istediği gibi hakaret savuramazsınız koltuk sevdası için kurulmaması gereken cümleler sarf edemezsiniz. Ama işte başımıza öyle kötü bir şey geldi ki insanlarımız buna alıştı ve artık yadırgamıyor.

Siyasetçiler seçilmiş kişilerdir halk tarafından seçilen temsilcilerdir. Halkı bilinçlendirmek güçlendirmek ve daha iyi bir hayat sunmak korumak başlıca görevleridir.

Peki şuan ne oluyor? Herkes kendi cebine üç kuruş demeye dilim bile varmıyor çok büyük paralar döndüğünden ama işte bir şeyler daha fazla atmanın derdine düşmüş.

Arkadaşlar geriliyoruz sadece bu da değil vicdanlarımız kaskatılaşıyor ruhumuz kararıyor her geçen gün insanlığımızdan biraz daha kaybediyoruz.

Susmayalım, yanı başımızda kötü şeyler olurken sırtımızı dönüp gitmeyelim. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın politikasından artık vazgeçmenin zamanı geldi de geçiyor bile. Elini uzatmaktan korkma yardım etmekten çekinme. Çaresiz bir bebeği kaderiyle baş başa bırakıp gidemezsin sana muhtaçtır her zayıf insanın sana muhtaç olduğu gibi.

Kaybettiklerimizi geri kazanmak zor değil. Bizi zamanla terk eden vicdani duygularımızın kırıntıları eminim herkeste bir nebze de olsa duruyor hep beraber birleştirmekten çekinmeyelim.

Biz, hepimiz kocaman bir aileyiz içimizden kimsenin canının yanmasına izin vermeyelim. Birbirimizin yaralarını saralım beraber düzelip ayağa kalkalım.

Unutmayalım ki “Sürüden ayrılanı kurt kapar.”

Yazardan not: Okuyucularımı aptal yerine asla koymuyorum ama yaşı küçük okuyucularım son cümlenin aktardığı farklı anlamları atlamasın.

Ve tabi ki bu yazının da bir şarkısı olacaktı:(Onur Can ÖZCAN-Yaramızda Kalsın)

 

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment