Bu sabaha uyanarak 365 sayfalık yeni bir defterin ilk sayfasını doldurmaya başladık. Eski defter(ler)i ya tozlanmak üzere rafa kaldırma ya da yırtma vakti. Hatta yırtmakla bile yetinmeyip yakıp küllerini savurma vakti belki de… Takdir sizin. -Hatırlamak için nasılsa bir hafızamız var-

Aslında…

Güzel şeyler de tattık geçtiğimiz yılda. Bize ışık oldu bazen. Biraz mayhoşluk da vardı ama genellikle acının tadına baktık. Gözyaşının tadı kadar tuzlu değildi gözlerin kahveleri ama hepsi pamuk şekerin erimesi gibi dile gelince kayboldu. Artık damağımızda kalan tat her ne ise bir kenara bırakıp yeni tatlar deneme zamanı! Uyanıp, silkelenme vakti! Var olma cesaretini gösterme vakti!

Mutlaka…

Daha önce düşünmüşsünüzdür; bize ayrılan sürenin ne kadarını doldurduk? Doğum ile ölüm arasındaki yolun kaçta kaçı kaydı avuçlarımızdan? Ya daha yeni başlıyoruz, ya yarıladık, ya da son demlerindeyiz. Bilmiyoruz. Nerede çıkmaz bir sokağa gireceğiz veya ne zaman yol ikiye ayrılacak da sözde seçimlerimizin götürdüğü yoldan gideceğiz? Bilmiyoruz. Belimize bir ip bağlı, yürüyoruz. Öyle bir ip ki kesmekte özgürsünüz. Ama kesseniz bile hala ona bağlısınız. İp gevşek. Siz sıkıyorsunuz onu.

Önemli olan…

Ne ip ,

Ne yol ,

Ne de yolun neresinde olduğunuz.

Önemli olmayan…

Yola hangi amaçla çıkmadığınız,

Hangi amaç uğruna bitirmediğiniz.

İnsan olma yolunda ayakkabılarınızı parça parça eskitmeniz, sonra bu yolu ayakkabılarınızı çıkarıp yalınayak tüketmeniz dileği ile.

Kendinizi bulmanız, her hücrenizin hakkını verip kendinizi bilmeniz temennisi ile.

Bu defterin son sayfasının da ilk sayfaları gibi özenli olması arzusu ile.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment