Öyle gülme çocuk haytaligim gelir aklima.Mahsum gülüşlerim, karşılıksız sevgilerim, ucu bucağı görünmez hayallerim, soluksuz kosturmacalar, dostlarla sarilmalar, sevgiliye hayran bakislarim vardi benim…Off…
Vardi değilmi?
Eskidendi.
Gecmis zaman yani.
Hatirladikca buruk bir sevinc kaplayiverir her seferinde yüreğimi.Sonrada acıyiveririm kendime.
Meraklandin değil mi? Ne anlativerir bu sakalli adamcağız?
Belki anlamazsin ama dinle bakalim azcik.Simdilerde hal hatir soran birilerini bulmak dahi pek güç.Herkesler bir iluzyonun pesinde kosturuyor, öyle yoğunlar öyle meşkuller ki kendileriyle, kimseyi sormakta aklina gelmiyor kimsenin.Hem adabinida unutmuslar bu işin. Naber kanka, napiyon, nerdesin, varmi değişiklik, ev aldinmi, arabayi naptin sahi tekerinden ses geliyorduya hani.Sikiveriyim tekerini diyesim geliyor her seferinde.
Anlayamadin degilmi e ne soracaklarki başka diyorsun şimdi kendi kendine.Meraklanma soyleyecegim çocuk.
Herkes bunlari istisnasiz soruyorda yillardir nasilsin diye soran olmadi biliyormusun. İnsan bir soruya hasret kalirmiyimis, pek garip bir durumki kalıyormuş işte.
-E ne anlama geliyor yani bu.
Haah dilinde çozuldu işte.Sormaya başladin. Bu şu anlama geliyor ki pek acıkli bir anlam…
Şey işte..
Aslinda kimse beni sormadi yillardir! Bu, bu demek…Arabanin tekerini, nerde oturdugumu, ne is yaptigimi sordularki henuz daha oyundamıyım değilmiyim onu tartsinlar.Iste butun mevzu bu. Eğer ki bunlarin yoksa ya oyunu kaybetmişsindir ya oyunu kaybetmişsindir.İşte bu bir anlamsiz kalabalık öyküsüdür, ben az söyledim vakti gelince sen çok anlayacaksın.
Hoşçakal çocuk. Hoşçakal.
