Sizde dahil hepimiz başkalarının jürisi oluyoruz ve aynı zamanda başkaları da bizlerin jürisi oluyor. Gerçekliği olmayan ama kendimizi kısıtlayacak kadarda yaşamımızı etkileyen hayali bir durum bu. Bize ait olmayan cümleler doğrultusunda hayatımızı yönlendirmek; kendimiz dışında herkesi hayatımızı eleştiren jüriler yapıyor. Bu hal bizi biz olmaktan başka bir konuma getiriyor. Nasıl mı?
Hayallerimiz olur ve bazı zamanlar hayallerimizi başkalarıyla paylaşırız. Kimi zaman öyle heyecanlı anlatırız ki sanki hayalini kurduğumuz arabayı satın almışız ya da gitmeyi çok istediğimiz ülkenin uçak bileti elimizdeymiş. Bazen olur ki iyi veya kötü niyetli ama hoşumuza gitmeyen, o an hevesimizi kaçırmaya yetecek nitelikte bir cevap alırız. O an belki de çoğumuz kurduğumuz hayallerden jürimizin bir cümlesi üzerine vazgeçeriz. Gerçekte normal ama bizim için bir jüri niteliğinde olan kişi; birkaç gün sonra anlattıklarımızı bile hatırlayamayacak iken bizler hayatlarımızı jürilerimize bağlı sürdürmeyi inatla devam ettiririz. Peki nereye kadar?
Şunu fark etmeliyiz ki hepimiz farklı karakterlere, farklı hayallere, farklı ilgi alanlarına sahibiz. Hiçbirimiz bir diğerimizin jürisi olacak kadar üstün değiliz. Kimse bizim beğendiğimiz elbiseyi beğenmek, sevdiğimiz tatlıyı sevmek, gitmek istediğimiz yerlere gitmeyi istemek, yaptığımız sporu yapmak, dinlediğimiz şarkıyı dinlemek, kurduğumuz hayalleri onaylamak ve bizlere duymak istediğimiz cevapları vermek zorunda değildir. Öncelikle bunu kabullenmeliyiz. Sonra kendi hayatımızda kendimiz olarak yaşar isek daha mutlu olacağımıza inanmalıyız.
Jürilerimizle bir gün yolumuz herhangi bir sebepten dolayı ayrılacakken kendimizden, hayallerimizden, sevdiğimiz şeylerden, hevesimizden vazgeçmekten vazgeçelim. Hayatımızdaki jüri filtresinden kurtulalım. Onaylanma ihtiyacını hayatımızdan silelim. Başka düşüncelere kulak verelim ama bu hayatın bizim olduğunu unutmayalım.
Yazarın diğer yazıları;
Son yazılar
