içinde

Kükremeyen Aslan

6106fd15206a4e5994e39b9d25cac09f

Bir aslan düşünün ki kükremiyor, kükreyemiyor veya kükremek istemiyor. Aynı aslan karnını doyurmanın belki de tek yolu olan bir avını yanından geçip giderken seyrediyor. İşte Galatasaray’ın tasviri tam olarak bu olmalı.

Bu sezonun flaş takımı Başakşehir, kupada da yoluna tam gaz devam ediyor. Belki çok etkili bir futbol oynamıyorlar ancak nasıl oynaması gerektiğini bilerek oynuyorlar. Dün de hiç zorlanmadan kupa beyini mağlup ettiler. Türkiye Kupasını en çok kazanan takım unvanının sahibi cimbom, nedendir bilinmez dün hiçbir varlık gösteremedi. Sakatlıklar dersen adeta takımın antrenmanının yetersiz olduğunun bir işareti mahiyetinde. Koskoca takım bir tek Sneijder’in ayağına bakıyor. Açıkçası böyle büyük takım olunmaz. Yıldızları armaya koymakla olmuyor bu işler.

Maçın zor geçeceği, Galatasaray’ın en az bir gol yiyeceği ve kazanması için minimum 2 gol atması gerektiği gözle görülen bir gerçekti. Bu gerçekler ışığında henüz daha ilk dakikalarda Podolski’nin ceza sahası dışından gönderdiği bazukası direkten oyun alanına döndü. Bu pozisyondan sonra içimi bir umut kaplamadı değil ancak çok sürmedi. Oynanan etkisiz, kontrolsüz ve isteksiz futbol dakikalar ilerledikçe kendini göstermeye başladı. Dün yediğin hurmalar bugün bilmem nereni tırmalar misali, Akhisar’ı yenen takıma önünde bu kadar zor bir maç olmasına rağmen 2 gün izin vermek Riekerink Bey’in ürünü. Hadi izin verdin de insan hiç mi takımı çalıştırmaz ya da bu adamlar hiç mi çalışmaz anlamak zor.

Defansı evlere şenlik olan bir takım neden Avrupa’da oynayan, tecrübeli, kaptanlık yeteneği olan bir stoper transfer etmez? Diyebilirsiniz ki pahalı. Tamam da Ahmet Çalık ve Serdar Aziz çok mu ucuzdu? Üstelik ikisinin birbirinden hiç farkı yok. Nitekim ofsayt olduğu tescilli bir gol sonucu geriye düşmek bu defansla kaçınılmaz oldu. Futbola video hakem uygulamasının gelmesi elbette gerekli ancak bakın futbol kaç yıldır takip edilen bir spor olmasına rağmen defans oyuncularının ofsayt diye duraklayarak ellerini kaldırmaları hiç değişmiyor. Bu sene oldukça geliştiğini düşündüğüm Carole, Visca’yı kaçırıyor. Visca’nın ortasında da Mustafa Pektemek neredeyse boş kaleye -defans ve kalecinin ne yaptığını anlamak ne mümkün- kafa vuruşuyla topu gönderiyor. Pozisyonun hatalı isimlerinden biri olan Ahmet Çalık, canlı izlediğim ve beğendiğim bir stoper. Ancak bu takımda faydalı oynayabilmesi için defansı çevirecek ve ona ağabeylik yapacak üst düzey tecrübeli bir stopere ihtiyaç var. Yoksa daha çok böyle goller yenir.

Yediğiniz gol ofsayt, Emre’nin Josue’ye dirseği kırmızı kart. Tamam ama siz ne oynadınız? Bunlar bahane olmamalı artık. Sen büyük takımsan 1 yesen bile kötü de oynasan 2 gol atacaksın. Atamazsan, takımı bir kişinin ayağına bırakırsan ve o kişide sakatlanıp çıkarsa böyle elin kolun bağlı kalırsın işte.

Bir de pozitif havanın her ortamda işe yaradığına çok inanırım. Başakşehir o kadar pozitifti ki Selçuk’un kaptırdığı topta Mustafa Pektemek’in şutu Ahmet’e çarpmasına rağmen yükselerek ağlara gitti. İşte bu elektrikle ilgili bir şey. Şans da diyebilirsiniz ancak top neden dışarı gitmedi de içeri girdi? Dolayısıyla sadece şans dememeliyiz.

90 dakika sonunda verilen uzatma dakikalarında Eren önünde kalan topu ağlara gönderdi. Belki herkes umutlandı ancak ben bu golü hiç önemsemedim. İyi futbol yoktu çünkü Galatasaray adına. Ben her zaman iyi oynayıp, izleyenlere zevk verip kazanılmasından yanayım. Az bir zaman değil çünkü. Bir maç 90 dakika ve ben sonuç odaklı düşünemem. Bence oynayanlarda öyle düşünmeli. Yendikleri zaman keyif almayı kovalamalılar.

Kaleci Muslera’nın yokluğunda görev alan Cenk, deyim yerindeyse yemiş, içmiş, yatmış gibi duruyor.  Gollerde az da olsa hatası var. Bu takımın 2. kalecisi daha kaliteli olmalı. Cenk bu seviyede olmadığını fırsat buldukça gösteriyor. Mademki bu senin işin, oynamıyor olabilirsin ancak her maç hazır olmak zorundasın. Cenk’in yanında Sabri, De Jong, Selçuk, Carole, Yasin ve Podolski günün kötü isimleri olarak öne çıktılar. Josue ve Bruma çırpınan 2 isimdi ki onlarında oyunları takımı kurtarmaya yetmedi doğal olarak. Bruma’nın şutlarını geliştirmesi de elzem. Ayrıca Rodrigues neden oynamadı onu da anlamadım. Sneijder sakatlandı Josue girdi, Carole sakatlandı Linnes girdi. Selçuk yerine neden Rodrigues girmedi? Eren’den daha çok iş yapmaz mıydı? Bruma ile kanatları zorlamazlar mıydı?

Abdullah Avcı kariyeri açık bir teknik direktör. Kendisini yeterince ispatladı. Takımına oynattığı futbolu alkışlamayacak yoktur herhalde. İrfan ve Adebayor gibi nokta atışı transferleri de ayrıca takdire şayan. İrfan, Gençlerbirliği’nde izlerken çok beğendiğim bir oyuncuydu. Mesela Ahmet yerine onu transfer etmeyi tercih ederdim. Adebayor zaten dünya yıldızı. Mehmet Batdal’ın yerine onun oynayacak olması takımı daha da güçlendirecektir kuşkusuz.

Dün akşam maçın son düdüğüyle kupasız sezon ilan edilmiş oldu cimbom için. Beşiktaş hem ligin hem de kupanın ağır favorisi. Avrupa Ligi maçları onları zorlar mı bilinmez ancak bu sonuçların Riekerink Bey’i zorlayacağı kesin.

Ne düşünüyorsun

Turuncu Yazar

Yazar Anıl BÜTÜNER

...ama yine de...

Yıllık üye

Bir cevap yazın