Görsellerin genelinde görüntü içeriğindeki nesneye(işleniş), konuya ve kurguya göre yorumlama yapılır. Yorumlama içerikleri genellikle, kurgusal değerleri niteliklerini ifade etmek, konuya karşın bir yansıtmayı eleştirmek veya benzeri şekilde konu içeriklerinin bağdaşıklığını açıklamaktadır.

Analojik olarak kurgusal mit, kült ve bireysel tasarımların genelinde bu değerleri birbirlerine benzetilerek veya aynı şekilde farklılaştırarak devam etme özelliği saptanabilir. İnceleme içerisinde kişi, kurgu ve yansıtma biçiminde periyodik veya akımlar arası süreçleri gözden geçirmektedir.

Buraya kadar anlatmak istediğim şey şudur; Bilinçli gözlemciler, araştırma için görselleri sadece onu tasarlayan şahsiyete göre, niteleme eğiliminden sakınırlar. Zira olay içeriklerinin değerine göre yadırgama ve sınıflandırma yanılgısı yaratabilir. Benim kişisel deyişimle “taraf tutma” algısını yıkmak ve kaçınmak için gerekli bir yol. Tasarımcı veya çizerin referans aldığı kurgusal değerin, kendi ve dış şekilde sentezlediği, fakat bu sentezin belirli evrelerine analojik olarak aynı olmaması adına giriştiği farklılaşma faktörü baş gösterir. Şahsiyet burada “benim” olarak niteleme yapmayı vurgular.

Tasarım veya kurgu; gerek bilinçsel, gerek referans olanakları ile ortaya çıkar kısacası.
Mitolojik veya kült etkilerin nesnel ve soyut şekilde değişikliğinde, ortaya sadece onun tasarının evresinde gelişip büyüyen bir varlık gibi nitelenmesi de kaçınılmaz. Sık ve çok olarak kurgusal tasarımlarda (mitolojik resim ve diğer sanatsal içerikler) tasarımcının referansı, varlıksal olarak bilinenin kendisini, başkalaştırmaya mecbur kalır. Öyle ki tasarımcı bunu aslında kasıtlı bilir şekilde yapmaz, buna mecbur ve varlıksal değerin anlam kazanmasına karşın bir aracı rolü oynar. Bu yüzden tasarı evresinde özne bilinci kendi eklerini mutlaka gerçekleştirir. Bilinç dışında davranış olarak tasarımcının zoraki veya bu farklılaşmaya karşın giriştiği “kendi tarzı-stili ve modellemesi” gibi bir durumu ortaya çıkarır.

Genel olarak tarih içinde ortaya çıkan birçok aynı kurguya sahip tasarımların, genel farkı tasarımcı niteliği olan “tarz-stil ve modelleme” biçimlerine dönüşür.
Örneğin mitolojik bir karakter olan “Zeus-Jüpiter” tanrısal figürü.
Dönem ve ekol çizgisinde, hatta bu ekol ve dönem durumlarında karşıt şekilde aykırı bile olsa, tasarımcının “kendi” Zeus-Jüpiter”ine dönüşmektedir. Aslında Zeus’un tam olarak tanrısal biçimi, onu algılayan kişinin bilinç üzerindeki “Zeus modellemesi” ile mutabık kalır. Yani ortak bir Zeus yoktur. Bu durumda ancak ortak olan Zeus, nesnel değildir ve soyut biçimde ortaklık taşır. Kült olması ve özellikleri neticesinde değerlendirilirdir. Fakat formasyon ve biçimlerinin özellikleri, bireysel algının oluşturduğu estetik yetkinliği içinde farklılaşma veya görelileşmeye maruz kalır.

Apex (doruk) değeri; tasarımda estetik yetkinliğinin oluşturduğu son ve hep değişmeye yatkın olan biçimlemedir. Karakter veya kurgu için son aşama, onu artık biçimlemeye geçirmek ve yine estetik yetkinlik için(eleştiriye karşı) hazır duruma getirmektir. Doruk noktası olarak, yetkin olan algı henüz paylaşılmamış olduğu için, öznenin kendi iç eleştirisinde değişebilir olmaktadır. Bu yüzden bu tasarı veya yapıtın henüz somutlaşmamış veya biçimleşmesinin, nesnelleşmemiş hali, doruk olarak öznenin kendinde döngüleşir durur. Tasarı daha sonra değişme durumunda “bir başka” olarak ortaya çıkmak zorunda kalır. Veya tasarının-yapıtın “üzerine” ek olarak nitelenen bir halde meydana gelir. Apex’in özelliği, ek olan niteliklerin içsel yetkinlikteki bilincin oluşturduğu sunuma karşın somutlaşma durumunda farklılaşmasından ötürü tasarı ile bir tutulmamakta. Zira apex’in bütün özellikleri tasarıdan önce oluşmaktadır.

Burak Kocadağ


Resim: Zeus and Thetis
Ressam: Jean Auguste Dominique /1780/1867
Tarih/Akım: Neoklasik, 1811
Tür: Yağlı boya
Boyutlar: 327 x 260 cm (128.7 x 102.4)
Sergilendiği yer: Granet Müzesi, Aix-en-Provence, Fransa.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment