içinde

Mornota yazarlarından: Gamze Ersoy

Gamze Ersoy

1994 yılında Mersin’de doğan Gamze Ersoy şuan Anadolu Üniversitesi İngilizce İşletme programında eğitimine devam ediyor.

Mornota ile nasıl tanıştınız?

Mornota ile tanışmam Mornota’nın kurucusu olan o sıralar yeni tanıyor olduğum Yakup arkadaşımın teklifi ile olup bunu memnuniyetle kabul etmemle başladı.

Çünkü Mornota’da yazmamın hem bireysel olarak beni geliştireceğine hem fikir alışverişinde bulunabileceğim bir ortamın oluşacağı hem de akademik olarak bana bir şeyler katabileceği inancındaydım. Nitekim öyle de oldu.

 Mornota hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mornota, kişisel blogları işin dışında tutarsak hem yazarlar hem okuyucular açısından özgün ve kaliteli bir mecra.

Ve kişisel bloglardan farklı olarak bu kadar fazla sayıda yazarın bu kadar çeşitli görüşlerinin bir mecrada toplanıyor olması ve buna rağmen üslubunu koruyarak kirli bilgilerin oluşmasını önlemesi açısından Türkiye’de bir ilk bana göre.

Saygı çerçevesi içinde ve birbirinden farklı, zengin düşünceler. Tam olarak bu benim burada yazar olma sebebim.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Sizi yazmaya iten şey ne oldu?

Aslına bakılırsa ilk lise yıllarımdan bu yana günlükler, kişisel bloglarla ilgiliyim. Ve lise 3’ten itibaren bir kişisel blogum da var.

Hayatım boyunca asla istediğim mesleği seçememe, bu konuda kararsız olmama rağmen yazmak benim için her zaman vazgeçilmez olmuştur.

Bunun da okumayı çok sevdiğimden kaynaklandığını düşünmekteyim. Üniversite hayatımda ise asla geri gelmeyecek bu yılları boş geçmemek adına, geçtiğimiz yıl boyunca duygusal veya plan niteliğinde olan tüm notlarımı inceler, çıkarımlarda bulunur ve her yıl sonu kendime yeni yıllık planlar hazırlarım. Bu yazma teklifi geldiğinde de düşündüğüm tam olarak buydu.

“Tiyatro yaptım, sahneye çıktım, müziğe hala cesaret edemedim ama yazarlık yapabilirim.”

demiştim kendi kendime. Böylece şimdi sırada kişisel blogluktan daha üst düzeyde bir yazarlıkta olmuştu. Ve buradayım.

 Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiğiniz yazarlar kimlerdir?

Bir yazar olarak değilde daha çok bir okur sever olarak dinden bilime, tarihe, metafiziğe, psikoloji ve sosyolojiye kadar hemen her kategoride okumaya özen gösteririm. Bu noktada okuduğum yazarlar arasında Nietzsche, Kafka, Sabahattin Ali, Zülfü Livaneli, Freud, Richard Dawkins, Sun Tzu, George Orwell, Tolstoy, Stefan Zweig, Dan Brown, Turgenyev, Gogol, Balzac, Dostoyevski, John Steinbeck önemli yer tutmaktadır.

Bunun yanı sıra üniversite yıllarımda tiyatro da yapmış olduğum ve tiyatroya da duyduğum derin ilgi dolayısıyla çok sayıda tiyatro yazarları da okumaktayım.

Hangi kategorilerde yazıyorsunuz? Konularınızı neye göre seçiyorsunuz?

Okumakla yazmak arasında bir bağ var bana göre.

Nasıl ki sadece bir kategoride okuyamıyor, çok sayıda aradığım cevap varsa okuduklarım içinde aynı şekilde yazarken de tek bir kategoriyle yetinemiyorum. Bu yüzden kişisel gelişimden, sinemaya, kitaplara, tarihe ve bilime kadar birçok kategoride yazmayı tercih ediyorum. Bu kimi zaman yazarı doygun içerik yazma bakımından veya konuya hakim olma konusundan yetersizliğe sürüklese de yeterli araştırma yapmaya çalışıyor ve yeteri kadar bilmediğim bir konuda yazmamaya çabalıyorum.

Konuyu okuduklarım, izlediklerim ile birlikte aklımdan çıkmayan düşünceler tarafından çoğunlukla bir anda belirmektedir.

Son olarak yazar olmak isteyenlere öneriniz nedir?

Tek önerim zevk almaları yazmaktan. Çünkü yazmaktan zevk almamak demek bir anlık ilgi veya ün kazanabilir miyim gibi kaygılar taşır.

Bana göre yazmak büyük kitlelere düşüncelerini aktarmaktan çok ilk başta içindeki çığlığı susturabilmekten geçer. Büyük kitleler ise daha sonraki iş.  Metal müzik gibi. Her zaman dinlemezsin ama öyle bir anda dinlersin ki haykırırsın içindekileri.

Yani düşünceni özgür bırakırsın.

Değerli yazarımızın yazılarına ulaşmak için buraya tıklayın.

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın