içinde

Osmanlı-Türk anayasal süreci-2

Kanuninin tugrasi

OSMANLI-TÜRK ANAYASAL SÜRECİ-2

TANZİMAT FERMANI NEDİR?

Tanzimat Fermanı, Osmanlı Devleti’nin kendi arzusuyla meydana getirdiği bir harekettir. Ancak dışarıdan bir etkinin olduğunu da söylemek gerekir. 1838 yılında İngiltere, isyan hareketi içerisinde olan Mehmet Ali Paşa’ya karşı Osmanlı Devleti’nin yanında yer almak için iki tane şart öne sürmüştür. Bunlardan birisi ticaretteki Osmanlı tekelinin kaldırılmasıdır ki bu durum 1838 Balta Limanı Ticaret Anlaşmasıyla çözülür. Bir diğer şart ise Osmanlı tebaası olarak bulunan gayrimüslimler ile ilgili bir düzenleme yapılmasıdır. Bu durum neticesinde temelleri II.Mahmud’a dayanan fakat onun ömrüne yetişmeyen Tanzimat Fermanı 1839’da ilan edilir.

Tanzimat’ın Özellikleri

Fermanın girişinde devlet düzenin bozulmasına sebep olarak; şeri düzenden uzaklaşmak gösterilmiş, yine aynı şekilde devletin eski gücüne kavuşması için eskiden olduğu gibi şeri düzene uyulması ve yeni kanunlar çıkarılması gereklidir denilmiştir. Tanzimat sürecinde birçok alanda kanunlaştırma çalışmalarının yapıldığı görülmektedir. Devlet, yapılan kanunlarla, gelişen ticari ve ekonomik dünya düzenine Osmanlı Devleti’nin de katılabilmesini hedeflemiştir. Bu kanunlar hazırlanırken, oluşturulan meclislerde görüşülüp tartışılmış ve o bu şekilde meydana getirilmiştir. Askeri, mali gibi birçok alanda alt meclisler oluşturulmuş ve bu alt meclislerde konunun hakimi kişiler görev yapıştır.

Bir İslam toprağı olan Osmanlı Devletinde Müslümanlar diğer milletlerden üstün sayılmış ve ‘hakim millet anlayışı’ içerisinde yaşamışlardır. Tanzimat’la birlikte ise Müslümanlar ve gayrimüslimler eşit sayılmıştır. Bu durum Müslümanlar açısından hoş karşılanmamıştır. Osmanlı devlet adamları, getirilen bu eşitlikle birlikte imparatorluk içerisinde yaşayan halklara Osmanlı Vatandaşı kimliği yaratmayı amaçlamıştır. Ancak teokratik bir devlette Osmanlı kimliği yaratma düşüncesi pek başarılı olmamıştır, bu ideoloji reaya tarafından benimsenememiştir. Aynı zamanda gayrimüslimlere taşralarda oluşturulan meclislere üye olma hakkı da doğmuştur. Kanunlaştırma çalışmaları sırasında Avrupa’dan getirilen bazı uygulamaların olduğu görülür, bununla birlikte İslam hukukuna uymayan hususlar yasallaştırılmıştır. Bu gelişmeler İslam hukukuna uymamasına rağmen devletin bekası için yapılmasının zorunluğu olduğunun üzerinde durulmuştur. Bakıldığı zaman tüm bunların Osmanlı Devleti içerisinde bir laikleşme hareketinin başlangıcı olduğu savunulabilir. Devlet teokratik devlet anlayışından uzaklaşmaya başlamıştır.

Kişi dokunulmazlığı ve güvenliği Tanzimat’la birlikte devlet güvencesi altına alınmıştır. Kimse mahkemelerde yargılanmadan idam edilmeyecek, hüküm giymeyecektir. Verilecek ceza, mahkemede alınan karar doğrultusunda, yasalara uygun şekilde olacaktır. Devlet bunları garanti altına almıştır. Ayrıca maddi dokunulmazlık üzerinde de durulmuştur, müsadere sistemi kaldırılmıştır. Memurlar sebepsiz yere görevlerinden alınmayacaktır. Bu durum memurların daha güven içerisinde çalışmasına sebep olmuştur.

Sonuç olarak;

Tanzimat Fermanı hükümdarın kendi yetkilerini kendisinin kısıtlamasıdır. Padişah yetkilerini kurulan meclislere dağıtmış ve bu meclislere karar alabilme yetkisini de vermiştir. Tanzimat halk arasında devletin tekrar ayağa kalkması için bir umut olarak görülse de bunun beraberinde  hem Müslümanlardan hem gayrimüslimlerden tepkiler de gelmiştir. Gayrimüslimler kendilerine tanınan bu hakları ulus devlet kurabilme hayaliyle, Avrupa’dan destek alabilmek için kullanmışlar, suistimal etmişlerdir. Ferman birçok alanda yenilik, yeni yönetim usullerini beraberinde getirmiştir. Bunun yanında mali özerkliğini kazanan bir bürokrasi sınıfını doğurmuştur.

Tanzimat, büyük devlet adamları sayesinde ayakta durmaktaydı. Mustafa Reşit Paşa, Âli Paşa gibi devlet adamları tarih sahnesinden çekilince bu isimlerin yerini dolduracak bir bürokrasi alt yapısı olmamasından dolayı Tanzimat sürecinde bir boşluk meydana gelmiştir. Tanzimat Fermanı anayasa değildir, anayasal bir dille yazılmamıştır. Ancak buna karşın  kanun gibi kabul edildiği ve uygulandığı görülmüştür. Tanzimat’ın sonu olarak Meşrutiyetin ilanını kabul eden araştırmacılar vardır. Fakat Tanzimat sürecinden sonra da devlet değişen dünya düzenini yakalayabilmek ve ortak olabilmek için yeniliklerine devam etmiştir.

KAYNAKÇA

Niyazi Berkes-Türkiye’de Çağdaşlaşma

Bülent Tanör-Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri

İlber Ortaylı-İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı

Halil İnalcık-Devlet-i Aliyye-Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar IV

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın