2016’daki toplumsal yaralar, 2017 ve sonrasında tampon görevi görecek bir sanat ürününe yol açacak mıdır?

Aslına bakacak olursak, bunun gibi soruların yarattığı tartışma konusu sanat camiasına uzun süredir devam etmekte. Ve bir türlü ortak, kesin bir cevap bulunamamakta. Mesela; gelecekteki kötü (muhtemel) siyasi dönem, insanları daha heyecan verici sanat ve müzik yaratmaya itecek midir?sorusu da cevapsız. Fakat gözden kaçan gerçek cevap şu;

Sanat, her zaman düşünceleri iletmek ve itiraz etmek için bir platform olmuştur.

1Madeline Sayet: Duyulmamış Sesler; Shakespeare ile Oynamak

Oyundan bir resim.  Yerli Amerikalı bir oyuncu, Madeline Sayet tarafından yönetilen The Winter’s Tale isimli oyunu oynuyor.

Amerikalı yönetmen, yazar ve oyuncu Madeline Sayet; “Yerliler için, var olmak yaşayabilmek için izin alabilmek bile hâlâ siyasi bir eylem olarak düşünülmektedir.”der. Yerli Shakespeare Girişimi (AMERINDA- Amerikalı Kızılderililer Birliği) ile birlikte Sayet, Bard’ın oyunlarını tamamen yerli oyuncularla sahneye koydu. Aktörlerine, geleneksel olarak onlarla sınırlı olmayan rollerde oynama ve yüzlerce yıllık kelime için yeni bir bağlam yaratma şansını tanıdı. Mohegan kabilesinden olan New Yorklu Sayet; “Sahneyi yerli oyuncular ile doldurmak; kalıplaşmış yerli düşüncesinin sınırlarının ötesinde bir dünya inşa etmemize olanak sağlıyor.”diye belirtir. Oyunu yönetmenin yanı sıra, rol dağılımı ve sahne seçimleri de onun için önemli olan konulardan. The Winter’s Tale isimli son oyunda; kadınların güçlendirilmesi, çevrenin korunması ve yerli dillerin yok edilmesi konularını gündeme getirdi.

2Bahia Shehab: Susturulmuş Devrimcilere Umut Işığı Olacak Bir Mesaj

Shehab tarafından yapılan bu duvar yazısında şu yazmaktadır: “Benim kelebeğim hapishanelerde koza oluşturdu.” Mart 2016’da New York’ta yapıldı. Ressam Bahia Shehab, “Bu söz siyasi tutsakların durumunu, onları koza yapmış kelebekler olarak anlatmaktadır.”der.

2011 yılında Mısır’da gerçekleşen ayaklanmalar esnasında, Kahire’de yaşayan Bahia Shehab adındaki ressam şehrin sokaklarını fırça darbeleri ile renklendirdi. Sprey boya ve şablonlar kullanarak; sokak duvarlarını İspanya, Afganistan, İran ve Çin de dâhil dünyanın her bir köşesindeki İslamik kültürlerden öğrendiği binbir çeşit Arapça karakterler ile süsledi. Hangi çeşit Arapça karakter olursa olsun hepsinde “Hayır” yazıyordu. O günden beri, ülkesinin hükümeti sokaklarda yankılanan hayır seslerine karşı önlemler almakta. Shehab, Filistinli şair Mahmoud Darwish’in sözlerini Vancouver, Marakeş, Tokyo ve Amsterdam gibi şehirler de dâhil dünyanın her yerindeki duvarlarına boyayarak mesajını her yere iletti. Susturulmuş devrimcilere “Asla vazgeçmeyin”demesinin, onlara umut ve destek mesajı göndermesinin yolu buydu. Kendi sanatı. “Darwish’in çalışmaları, Arap dünyasında olduğu gibi dünyanın her yerindeki gençlere de çok yakın gelmektedir.”diye belirtir.

“Çok basit kelimelerle; haysiyet, umut, gurur, özsaygı, değişim ve en önemlisi ‘kendi rüyalarınız için savaşmalısınız’ fikirlerini iletmiştir.”

Beyrut’ta, Darwish’in sözünü-“ Benim ülkem, valiz değildir”- duvar yazısı olarak işlemiştir. Shehab: “Arap dünyasındaki geçmişten bugüne olan tüm savaşlar yüzünden, milyonlarca insan ülkesinden gitmiş bulunmakta. Bu söz; onların yerleşim hakkı, sahip olma hakkı ile ilgilidir. Bir bavulun içinde yaşamak zorunda değiller.”

3Safwat Saleem: Kendini Beğenmek

Resim Çevirisi: “Akşam eve giderken, hükümetin kendisi için konuşmadığı seçim süreci hakkında düşündü. İzole olma isteğinin artışını hissetti ve dolapta kalan son pasta dilimini düşündü. Ah evet işte, pasta. Leziz…”

Hicivci ve ressam Safwat Saleem; sosyal adaletsizlikten ırkçılığa, insan aptallığına kadar her şeyi, illüstrasyon, yazı, animasyon, ses, film ve heykel gibi çeşitli medya şekillerinde renkli, hatta genelde dokunaklı bir şekilde eleştiriyor. Arizonalı Saleem 2016 seçimleri sırasında Amerika’da yaşayan bir Müslüman olarak yakın zamanda yaptığı sanat eserlerinde-Concerned but Powerless ( İlgili Fakat Güçsüz)- kendi deneyimlerini çizerek anlatıyor.

“Azınlık karşıtı duygular gittikçe kabul edilebilir hale geldikçe, kendimi duyurmak için söylediklerim ya da yaptıklarım ne olursa olsun, ismim- neye benzediğim ya da ailemin nereden geldiği sorularının önüne geçemediğini hissettim. Bundan yorulduğumda, artık her şeyden neredeyse vazgeçtim. Sadece pizza yiyordum, hem de çok. Pizza yiyip biraz sanat ürünleri üretiyordum. Çalışmıyordum.”

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisinin ve Amerikalıların hissettikleri acizlik ve hayal kırıklığı duygularını şakaya vurarak Saleem; mizahın hiçbir şey yapmayan insanları dürterek harekete geçirmesi için nasıl bir araç olduğunu herkese gösterdi.

Safwat Saleem’in “Concerned but Powerless(İlgili Fakat Güçsüz)” serisinden biri olan bu resim; klasik ve vintage reklamcılık imgesine iğneleyici bir yorum eklemiştir. Safwat Saleem’in izniyle.

4Richard Move: Baskı Altındaki LGBT Toplulukları İçin Dans Etmek

Richard Move’un, [email protected]…’deki Martha Graham figürü.

Dansçı ve koreograf Richard Move; cinsiyetin ikilikçi olmayan görüntüsü yardımıyla cinsiyet uyumsuzluğu ve cinsiyet kimliğini araştırmak için dans sahneliyor. New York’ta yaşayan ve 20 yıllık performans dizisi olan [email protected]’daki Martha Graham portresi ile en iyi tanınan Move, şuanda XXYY’in provası yapıyor. Bu son çalışmasında, iki tarihi figürden esinlenmiş ve bilgi edinmiş:

  1. Earl Lind, Amerika’da bilinen en eski trans bireylerden biri ve Androgyne’in Özgeçmişi (1918) kitabının yazarı.
  2. Vatikan’ın son castrato’sı(sesinin güzel olması amacıyla hadım edilen erkek) olan Alessandro Moreschi. “Hem Moreschi hem Lind’in insanlığın iyiliği için kendilerini feda ettiğini hissediyorum” diye belirtir.

5Anastasia Taylor-Lind: Savaşa Yakalanmak

Anastasia Taylor-Lind tarafından çekilmiş bir fotoğraf. Kendisi, azalan nüfuslar hakkında Avrupa’da çalışıyordu ama bu siyasi ayaklanmanın bir de insanlara olan tarafını görüntülemek için Ukrayna’ya gitmiştir.

2014 Şubat’ta Ukrayna Bağımsızlık Meydanı protestoları sırasında, İngiliz belgesel fotoğrafçısı Anastasia Taylor-Lind yaşanan çatışmalara değil de insanlara odaklanmayı seçti. Etrafı çevrili meydan içerisinde geçici fotoğraf stüdyosunu kurdu ve hükümet karşıtı kişiler önünden geçerken, onlardan kameranın önüne oturmalarını rica etti. Bu savaş devam ederken, isyancılar öldü ve kadınlar ölüleri için meydana çiçekler bıraktı.

Anastasia: “Yerdeki kan izlerinden anlayarak, insanların öldüğü noktalara çiçek bırakmaya başladılar. Resmen onlara küçük birer mezar yaptılar ve oraya haçlar koydular. En sonunda meydan artık tamamiyle çiçeklerle kaplanmıştı”

   Sessiz ama güçlü portreleri, çatışmalarda savaşan ve çatışan sıradan insanların derin bir  anısı olmuştur.

6Mundano: Renkli Mücadeleler

Mundano’nun Pimp My Carroca adlı projesi, tüm dünyanın onlar hakkındaki dikkatini çekerek çöp toplayıcılarının önemini kutlamıştır.

Brezilyalı sokak sanatçısı Mundano; sosyal, çevresel ve politikal konulara parlak renkleri ve zeki mizahı ile dikkat çekmektedir. 2012’de başlayan Pimp My Carroça isimli projesinde; carroçaları yani yerel çöp toplayıcıları tarafından sırtta taşınan iki tekerli yük arabalarını, dünyanın her yerinde önemini vurgulamak için özelleştirmeye yardım etmiştir. 2016 itibariyle, 32 şehirdeki 507 araba 1,443 tane gönüllü ve 2,686 tane bağışcı yardımı ile boyanmıştır. 2014 Brezilya başkanlık seçimeri için, Mundano bir çöp bidonunu elektronik oylama kabini şeklinde monte etmiş ve etrafını seçim reklamları ile kaplamıştır. Tutulmayan vaatleri ve tüm bu kekremsi tadı ile yozlaşmış politik sistemde insanları yansıtmak istediği için reklamları kullandığını belirmiştir. 2015’te Mundano memleketi São Paulo’da ve yanı sıra California’da, kuraklığa maruz kalan yerleşim yerlerini; geri dönüştürülmüş su borularından inşa edilmiş parlak yeşil bir kaktüs heykeli şeklinde noktalayarak fotoğraflamış ve su krizini araştırmıştır.

“Kaliforniya’da, suyun biteceğini düşünüyordum. Çocuklarımıza gelecekte bırakacağımız su için değil, bir sonraki yıl ihtiyacımız olan su için konuşuyorum. Bu senaryoyu yeni baştan yazmamız için insanları harekete geçirmeliyiz.”

7Lars America Jan: Artan Gelgitin Tanığı

Dubai’nin ufuk çizgisi bir dakika içinde su ile doldurup boşaltan 3,500 galonluk akvaryum benzeri heykellerle görülebilir. HOLOSCENES(Temizlik), Annie Saunders tarafından oynanmış ve Lars America Jan tarafından 2016 Kasım’da yazılmıştır.

Bu biraz dramatik ve şaşırtıcı bir görüş. Yatak hazırlamaya çalışan bir adam, portakal satmaya çalışan bir kadın, gitar çalmaya çalışan bir genç ve daha fazlası… Aslında hepimiz için günlük, sıradan aktiviteler. Ama onların tek bir farkı var: Hepsi bu günlük aktivileri, çeşitli hızlarda yükselen ve alçalan bir suyla dolan tankın içine batmış şekilde yapıyorlar. Son 2 yılda Toronto, Sarasota, Miami, Atina, Londra, Dubai’de sahnelenen Lars America Jan’ın halka açık oyunu olan HOLOSCENES’de yükselen su seviyeleri ve hava kaynaklı sel baskınları yüzünden oluşan iklim değişikliğiyle ilişkili sorunları ele alıyor. Canlı ortam verisinin internet akışına dayalı olarak suyun yüksekliğini ayarlayan HOLOSCENES, küresel ısınmanın sıradan insanların hayatını nasıl zorlaştırdığına dair olan metafor görevi görmekle kalmaz aynı zamanda da böylesine büyük bir çevresel probleme karşı ne kadar da miyop olduğumuzu gün yüzüne çıkarıyor. Los Angeles’ta yaşayan Jan’ın bizlere zor bir sorusu var:

“Bir birey olarak bizler; sorunları görebilen, anlayabilen ve bu mantıklı anlamamız sonrasında günlük aktivitelerimize çeki düzen veren evrensel bir toplum ve halk mıyız?”

8Boniface Mwangi: Yolsuzluk ve Şiddeti Yenen Sanat

Boniface Mwangi tarafından çekilen bu fotoğrafta, 2013’te Kenya’daki sanatsal bir protestoda Boniface Mwangi ve gösterici arkadaşları, Kenyalı milletvekillerinin artan taleplerine muhalefet bir görüşe sahip olduklarını göstermek için meydana domuzlar getirmişler. Ve domuzların üzerine milletvekili üyelerinin isimlerini yazmışlar.

2007’de Kenya’da seçim olayları şiddetli şekilde patlak verdiğinde foto muhabiri Boniface Mwangi, işinin gereklerine sadık kaldı ve vatandaşlar ile sarsıcı gerçekliği paylaştı. Tanık olduğu korkular onu tarafsız gözlemci gazeteci rolünden çıkardı ve kendini bir anda hükümet görevlilerine karşı protestolarda hayatını tehlikeye atarkan buldu. Bir Nairobi sakini olan Mwangi, artık resmi bir yolsuzluğu protesto etmek için halka açık eylemleri ve grafiti sanatını kullanan tam zamanlı bir aktivist. Fotoğraf, vatandaş gazeteciliği, videografi ve grafitle ilgili atölye çalışmaları düzenyelen film yapımcılarından, grafiti sanatçılarından, yazarlardan, şairlerden, gazetecilerden ve avukatlardan oluşan bir topluluk oluşturdu: PAWA254.

“ İyi bir yönetim ve hesap verilebilirlik adına savaşabilmeye katkı sağlamak için sanatı ve kültürü yaratıcı bir şekilde kullanmalıyız. İşimizim merkezinde, ülkemize dair olan derin sevgi var.”

9Sanford Biggers: Amerika’daki Irk Tarihini Yeniden Şekillendirme

Sanford Biggers’ın “Blossom(Çiçek)” adlı eseri, ağaçların linç ve aydınlanma ile ilişkisini, çirkin ve kutsal olan ile birlikte linç ve aydınlanma ile uyumlu bir şekilde ağaçları oluşturmaktadır.

Sanford Biggers’ın parçaları güzel fakat ustaca tasarlanmış keskin kenarlara sahip. Lotus çiçeği ile sarmanmış cam bir panel, köle gemilerinin diyagramlarını yakından inceleyerek ortaya koymaktadır; piyano ile büyüyen bir ağaç ise Güney linçlerini anan bir şarkıyı yani “Strange Fruit(Garip Meyve’yi)’i çalmaktadır. Bu nadide parçası BAM için, Biggers dünyanın dört bir yanındaki turistik dükkanlardan toplanan ahşap Afrika heykellerini aldı, onları balmumuna batırdı,daha sonra onları bir atış poligonuna çıkardı ve mermiler ile onlara yeniden şekil verdi. Afrikalı-Amerikalı sanatçının çalışmaları, Birleşik Devletler’deki ırk ve baskıya ilişkin rahatsız edici sohbetlere kasıtlı olarak neden olmaktadır.

“ Bu sanateserleri, Amerika tarihindeki ırkçılık şiddeti kurbanlarına ithafen yapılmıştır. Bu kurbanlar, 500 yıldan fazla süregelmektedir. Tarih ve ırk hakkında daha düşünceli bir diyalog kurarsak, değişebiliriz.”

10Laura Boushnak:  Eğitimde Kararlı Kadınların Tanığı

Laura Boushnak tarafından çekilen fotoğraf: Ürdün’deki kadınlar okumayı öğreniyor.

I Read, I Write (Okuyorum, Yazıyorum) isimli dizisinde, Kuveyt doğumlu Filistinli fotoğrafçı Laura Boushnak kamerasını Arap dünyasında, hayatlarını eğitim ile geliştirmek isteyen (buna karşı olan bir kültürde cesaretli bir davranış) kızlara ve kadınlara doğru çevirmiştir. Bu portreler sadece mücadelelerini dünyaya göstermek değil, aynı zamanda bir umut ışığı sunmak için hazırlanmıştır.

“Problemler ve sefaletlerle dolu hikâyeler üzerine çalışırken; ilham kaynağı olabilecek, ani bir değişiklik ve çözüm sağlayabilecek olumlu bir yaklaşım bulmaya çalışıyorum. Bu bölgedeki kadınların başarılı hikâyelerine odaklandığımda farkettim ki bu başarı diğer kadınları da etkiliyor. Diğerleri için bir rol model oluşturmak, engellere rağmen onu gerçekleştirilmesi mümkün kılıyor.”

11eL Seed: Birlik ve Toplumsal Sorumluluk Çağrısı

Michael Brydon tarafından çekilmiştir.

Sokak sanatçısı eL Seed, klasik Arapça’nın süslü eğrilerinden esinlenerek ilham ve umut mesajlarını tek başına yemyeşil bir senaryo içinde sunar. 2012’de Tunus’un, aynı zamanda kendisinin memleketi olan Gabes kentindeki Jara camisinde 47 metrelik minare üzerinde bir birlik mesajı çizdi. Okuduğu “Ey İnsanoğlu! Sizi erkekten ve kadından, insandan ve kabileden yarattık ki birbirinizi bilesiniz.”cümlesiyle anladı ki sanatsal ifadenin özgürlük üzerinden Tunus’ta laik ve dini insanların karşı karşıya geldiği zamanda bile sanat; barış ve birlik çağrısıydı. Dünyanın her yerinde olağanüstü resimler üretti. Örneğin, Kahire’de 50’den fazla binanın duvarlarında yer alan muhteşem anamorfik bir çalışması bulunmakta. Aşağıdaki resim ise Tunus’un Sousse’deki katliamdan ve Charleston, Güney Carolina’daki çekimden birkaç hafta sonra, 2015’te Londra’da boyandı. Filozof John Locke ait olan “İnsana hatasını göstermek ayrı bir şey, onu doğrusuna ulaştırmak ayrı bir şeydir” sözünü paylaşan bu parça toplumsal sorumluluk hakkında diyalog kurmayı teşvik eder.

“ Savaş, kişisel bir şeydir — her zaman kendimizi değil de başka birini suçlarız. Ancak sorumluluk, tekrar oluşmasını önlemenin bir yolunu bulmak için hepimizde yatıyor.”

 

12Sarah Sandman: Kadın Düşmanlığına Karşı Bir Duvar İnşa Etmek

Sarah Sandman’ın Brick x Brick. (Tuğla x Tuğla) projesinin resmi.

Köpek, soysuz, sürtük… Bunlar sadece, Donald Trump’ın 2016 Amerika başkanlık seçimleri kampamyasında söylediği laflardan birkaçı. Sanatçı Sarah Sandman buna, Brick x Brick(Tuğla x Tuğla) ile yanıt verdi. Tuğla duvar tasarımına sahip tulum kıyafetleri tasarladı; bu kıyafetin üzerindeki her renkli tuğla, o zamanki aday tarafından söylenen bir sözcüğü veya cümleyi içeriyordu. Daha sonra vatandaşlara, sekiz çekişmeli seçim bölgesinde seçimden önce gerçekleşen protesto olaylarında tulum giymeyi tercih etmeleri çağrısında bulundu.

“ Biz, onun bölücü dilini ülkemiz dışında insanlara duvar örmek için kullanıyorduk ve bununla bir birlik duvarı inşa ediyorduk.”

Kaynak: Ted Ideas

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment