LoadingSonra oku

Bilimi tarihsel gelişimi açısından incelemeden önce bilimin insanlığın ortak mirası olduğunu ve günümüzdeki yüksek gelişmişlik düzeyine uzun bir tarihsel süreç sonunda ulaştığını söylemeden geçersek sanıyorum ki bilime ve insanlığa saygısızlık etmiş olacağım. Bu yüzden vurguluyorum ki bilim, tüm insanlığın ve ulusların ortak mirasıdır. Kökleri ilkel toplumlara kadar uzanır. Bu nedenle ki bilimi incelemeye ilk ortaya çıkışından bu yana başlamak istiyorum.
1) Eskiçağ’da Bilim
-Antik Çin Uygarlığı’nda Bilim
M.Ö 2500 tarihinde ilk bilimsel çalışmalar Çin ve Hint Uygarlıklarında başlamış olup ilk insan kalıntılarının da bulunduğu Çin zaman zaman Hindistana hakim olmasıyla bilimin başlangıcı sayılabilir.
Çin her ne kadar kapalı bir uygarlık olarak bilinse de Türk ve Hintlilerle iç içedir. Türklerden 12 Hayvanlı Takvimi ve Hintlilerden matematiği temel aldıkları bilinmekte.
Bu dönemde bilimin din, mitoloji ve büyüden ayrı olmadığını biliyoruz.
Belirli akımlara ayıracak olursak Çin’de bilime katkı sağlayan Konfuçyüsçüler, Taocular, Moist ve Mantıkçılar, Legalistler ve Şüpheciler olmak üzere gruplar mevcuttu. Konfüçyüsçüler, akılcı ve sosyal problemlerle ilgiliydiler ancak doğayla pek ilgilenmemişlerdi. Taocular, Çin’deki ilk büyük bilim – felsefe hareketi olup tekniğe fikir kadar değer verdiler. Yani hem deney yaptılar hem de filozof olarak kaldılar. Moistler mekanik, optik ve fizik alanında çalışmalar yaptılar; kavramları şekillerle temsil ettiler. Tümdengelim ve tümevarım gibi iki önemli düşünce yöntemine ulaşmış olmaları ihtimaller dahilinde. Legalistler otorite yanlısı bir felsefe okulu olup her şeyi sayılarla ifade ettiler. Son olarak Şüpheciler, bilime son derece yardımcı oldu. Bunun nedeni, insanın evrendeki yerini araştırması ve batıl inançlara karşı çıkmasıydı.
Çinliler, maddelerin oluşumuyla ilgili birkaç fikre sahiplerdi. Bunlardan ilki ‘5 unsur teorisi’ydi. Bu teoride yer alan 5 unsur: su, metal, odun, ateş, topraktır. Ayrıca temelinde bu unsurların bulunduğu bir de ‘Karşılıklı Fetih’ düşüncesine sahiplerdi. Bu düşünceye göre ilk önce odun toprağı, sonra metal odunu, ateş metali ve su ateşi fethetti. Böylece maddeler oluşmuş oldu. Karşılıklı üretim teorisine göre ise 2 temel kuvvet olan Yin ve Yang felsefesine sahiplerdi. Bu felsefe, görünüşte karşıt olan kuvvetlerin aslında birbirlerini tamamladıklarını anlatır.
Sayıları çubuklarla ifade eden Çinliler 10luk sistemine bularak matematiğe katkı sağlamışlar fakat sıfırı çubukla gösteremediklerinden Hintliler sayesinde sıfırı keşfetmişlerdir. Kullandıkları çubukları ise zamanla abaküse dönüştürdüler.
Onluk sistemin dışında üslü,negatif ve irrasyonel sayıları kullandılar.
Analitik Geometrinin temellerini attılar.
Cebir olarak sembolleri fazla kullanmasalar da ‘Binom Teoremi’ni Pascal’dan yaklaşık 5yy önce kullandılar.
Astronomi konusunda kendilerine ait bir ay yılı takvimleri vardı. Bunun yanı sıra tutulmaları,kuyruklu yıldızları, güneş leklerini gözlemledi; nova ve süpernovaları incelediler.
İlk kabartma haritasını icat ettiler.
İlk higrometreyi M.Ö 2.yy da tasarlamışlar; gelgit olayını ise kavramışlardı.
Barutu keşfetmişler fakat yalnızca havai fişek olarak kullanmışlardı.
Mürekkebi M.Ö 1300 yılında Çin ve Mısır kullanıyordu.                                                                        Çin’de MÖ 2.yy a ait, bugünkü modern kağıdın temsilcisi olarak sayılabilen eski arkeolojik parçalar bulunmuştur. Daha önce Çinliler bambu ve ipek üstüne yazıyorlardı. MS 105 yılında Cai Lun odun lifi ve suyu karıştırıp dokuma kumaşının üstüne bastı. Kumaşın dokuması rutubetin yumuşak karışımın içine sızmasına izin verince ortaya sert kâğıt çıktı.                           Dağların bir zamanlar sular altında olduğunu sonradan yükseldiklerini farkettiler.                   Yer sarsıntılarının kayıtlarını tuttular ve bilinen en eski sismografı icat ettiler.
Çinlilerin simya alanındaki ölümsüzlük iksirini bulma ve maddeyi altına çevirme isteği kimya bilgilerini de arttırmış, böylelikle barutu keşfetmişlerdi.
Çin’de en yaygın tıp alanı uygulaması olan ‘Akupuntur’ ise bugün hala dünyanın bir çok yerinde başvurulan tedavi yöntemlerindendir.

 

 

 

 

Kimler Neler Demiş?

Düşünceni yazabilirsin.

wpDiscuz