içinde

Başkanlık Sistemi Nedir ?

 

Başkanlık Sistemi Türkiye siyasetinde çok tartışılan ve çok sık gündeme getirilen bir konu. Dolayısıyla, Türkiye’de başkanlık sistemi ile ilgili yapılan tartışmalara geçmeden önce bu sistem ile ilgili genel bir bilgi edinmekte fayda var.

Başkanlık sistemi temsili siyasal sistemlerden birisidir. Bu sistemin tek başarılı örneği Amerika’da olduğu için tartışmalar genelde bu ülke üzerinde yoğunlaşmakta ve incelemeler de bu ülke esas alınarak yapılmaktadır. Bu sistemin başkanlık olarak nitelendirilmesinin en büyük sebebi başkana atfedilmiş olan geniş yetkilerdir. Yürütmenin başının doğrudan doğruya halk tarafından seçildiği ve görevde kalmak için yasamanın güvenine ihtiyaç duymadığı bu sistemde; yürütme tamamen yasamadan bağımsızdır. Dolayısıyla, yürütmenin varlığını devam ettirebilmesi yasamaya bağlı değildir. Başkanlık sisteminin, eleştirilen diğer hükümet sistemlerinden ayrılmasını sağlayan temel noktalar ise; başkanın doğrudan doğruya halk tarafından seçilmesi, görev süresinin sabit olması ve söz konusu bu yürütme organının tek bir kişiden oluşmasıdır.

Giriş

Yönetim şekilleri temelde ikiye ayrılır. Bunlar, güçler ayrılığının olmadığı ve yönetim gücünün bir bütün olarak örgütlendiği ve güçler ayrılığının olduğu ve birden çok ve farklı kurum ile yönetimin oluşturulduğu yönetim biçimleridir. İkinci yönetim biçiminde ise meclis ve hükümet kurumları arasındaki ilişkinin nitelikleri bakımından birbirinden ayrılan; örneğin parlamentarizm ve başkanlık gibi sistemler vardır. Tanımı yapılan ikinci yönetim biçiminin genel özellikleri şunlardır:

  • Meclis ve hükümet birbirlerinden ayrı bir organ olarak kurumsallaşmışlardır. Bunların her birinin kadroları farklıdır ve meclisin hükümeti içinde barındırmaması dolayısıyla meclis bir “parlamento” değildir. Her ikisi de yetkisini anayasadan almaktadır. Meclis ve hükümet birbirilerinden ayrı olarak ama doğrudan halkın seçimiyle göreve gelirler.
  • Meclis ve hükümet birbirinden bağımsız olarak görevde kalırlar. Bunun anlamı şudur: Hükümet Meclis’in içinden çıkmadığı ve halk tarafından doğrudan seçildiği için meclise karşı siyasi bir sorumluluğu yoktur. Meclis hükümeti feshedemez. Sonuç olarak, hükümet aynı seçim dönemi içerisinde hiçbir kuruma ya da kişiye karşı sorumlu değildir. Aynı şekilde, hükümet de meclisin görevine son verme yetkisi yoktur.
  • Meclis ve hükümet birbirinden bağımsız olsalar da yönetim işlevini yerine getirebilmek için birbirlerinin işbirliğine ihtiyaç duyarlar.
  • Yürütme organı kendi içerisinde bölünmemiştir. Halk tarafından doğrudan seçilen tek bir kişi tarafından oluşur. Bu kişi de yönetim sistemine ismini veren başkandır.

Başkanlık sisteminin yukarıdaki temel özelliklerine baktığımızda karşımıza temel olarak güçler ayrılığı ve parlamenter sistemden farklı olarak hükümetin sorumsuzluğu ilkeleri çıkmaktadır.

Krallık yönetimine bir alternatif olarak başkanlık sistemi ilk olarak Amerika’da uygulanmıştır. Bu sistem özellikle Amerikan etkisinin güçlü olduğu Latin Amerika ve Filipinler gibi bölgelerde kullanılmıştır. Fakat Amerika örneğinin dışında bazı durumlarda bu sistem otokratik diktatörlüğe de yol açmıştır.

Amerika sisteminin kökeni 1770’li yıllara kadar gitmektedir. 1776’dan sonra yeni Birleşik Devletler İngiltere deneyimlerinden gelen güçlü bir yürütmeye sahip olma fikrine tepki göstererek yasama organına sıra dışı bir siyasi güç verdiler. İngiliz Krallığı tarafından uygulanan güçlü hükümete karşı duydukları şüpheyi düşününce bu oldukça mantıklı bir çözümdü.  Yönetimi kötüye kullanma tehlikesini de yöneticiler seçildiklerinde ve periyodik olarak halk tarafından sorumlu tutulduklarında savuşturabileceklerini düşündüler. Bu hassasiyetler yeni cumhuriyetin ilk anayasası olan 1781 Konfederasyon Maddelerinde yansımasını buldu. Bu belge, yürütmeyi neredeyse yok etmişti. Fakat zamanla anlaşıldı ki, hükümet işlerini denetleyecek bir yürütmenin olması vazgeçilmez ve asli bir olgudur. Bu hata daha sonradan hazırlanan 1789 Anayasasının adapte edilmesiyle giderilmiştir.

Parlamenter sistemde güçler ayrılığının kesin çizgileri yokken ve kabine hükümetine dayanırken başkanlık sistemi kuvvetlerin birbirinden kesin olarak ayrılması ve kongre komite sistemi ile tanınmaktadır. Yürütme kolu, yasama kolundan fiziksel olarak ayrılmıştır. Güçler arasındaki ayrım gerçek iken yani her bir kolun veto gücü varken yasanın geçmesi için de bir işbirliği gerekmektedir. Bu tarz bir hükümet sisteminde Kongre’nin iki kanadındaki komiteler yasama sürecine hâkimdir.

Fakat şunu belirtmekte fayda var ki; başkanlık sistemini açıklamak için yukarıda da kullanılan güçlerin birbirinden kesin olarak ayrılması kavramı yanıltıcı olabilir. James Madison, yürütme, yasama ve yargı güçlerinin birbirinden kesin olarak ayrılması ve bunun hükümetin farklı kolları ya da kurumlarında yansımasını bulduğu bu fazla basitleştirilmiş görüşü eleştirmiştir. The Federalist’te Alexander Hamilton ve John Jay ile birilikte Amerikan halkını yeni anayasayı onaylamasını ikna etmek için birçok yazı yazan Madison, iki organa diğer hükümet organının uygulanmasında ikincil bir rol verirken, ilgili hükümet organının gözetimi dâhilinde her bir gücü yerleştirme idealini ana hatlarıyla belirledi. Buna göre, ne Başkan ne Kongre ne de mahkemeler diğer kolların işbirliği olmaksızın uzun süreli bir eylem rotasını takip edemeyeceklerdi. Modern yazarlar Madison’un bu sistemine güçler ayrılığı demektense ayrılmış kurumların yetki paylaşımı demeyi tercih etmişlerdir.

Başkan

Bu sistemde başkan dört yıllığına seçilir ve başkan, hem hükümetin hem devletin başıdır. Başkanın herhangi bir organa karşı siyasi sorumluluğu yoktur. Ne kongre başkanı görevden alabilir ne de başkan kongreyi feshedebilir. Amerikan sisteminde herhangi bir meclis üyesi yürütme organında görev almak istiyorsa meclisteki görevinden istifa etmesi gerekliliği vardır ve başkan ancak seçim yoluyla görevden uzaklaştırılabilir.

Amerika’da başkan ülkedeki seçmenlerin ilk önce ikinci seçmeni seçmeleri ve ikinci seçmenlerin de başkanı seçmeleri sonucunda göreve gelir yani başkan seçimi iki türlü bir oylama sonucunda gerçekleşir. Fakat ikinci seçmenlerin kendilerini seçen partinin adayına oy verme zorunda olması sebebiyle ikinci seçmenler seçildikten sonra başkanın kim olacağı belirlenmiş olması dolayısıyla uygulamada başkan seçimi daha çok tek dereceli bir seçimle gerçekleşmektedir. Başkan olmak için gerekli koşullar 35 yaşını bitirmek, Amerika’da doğmuş olmak ve 14 yıldan beri Amerikan vatandaşı olmaktır.

Başkanlık seçiminin belli başlı üç aşaması vardır:

Birinci aşamada her parti kendi başkan ve başkan adayını belirler. İkinci aşamada, her federe devlet başkanı seçecek delegeleri belirler. Bu belirlemede ise çoğunluk esastır yani her federe devlet kongredeki üye sayısı kadar delege seçer. Son aşamada, ikinci seçmenler başkanı seçerler. Delegelerin oyunun yarısından bir fazlasını alan kişi başkan olmuş olur. Eğer bu sayı sağlanmazsa Temsilciler Meclisi en çok oy alan üç aday içerisinden birisini başkan olarak seçer. Bir kimse iki defa başkan seçilebilir; yalnız 1951 yılında getirilen bir düzenlemeye göre iki defa başkan seçilen kişi bir dönem kadar belli bir ara verdikten sonra üçüncü kez başkan seçilebilir.

Başkanın herhangi bir organa karşı sorumluluğu yoktur. Fakat başkan Temsilciler Meclisi tarafından “impeachment” ile vatana ihanet, zimmet, ağır cürüm ya da kabahatler gibi sebeplerle suçlanabilir. Yargılama Yüksek Mahkemesi Başkanı eşliğinde senato tarafından yapıldıktan sonra üyelerin 2/3 çoğunluğu elde edilmemişse başkan, suçlu olarak ilan edilemez.

Başkanın yetkileri ise şunlardır:

  • Başkanın üst düzey memurları ve elçileri doğrudan atama yetkisi vardır.
  • Başkan bakanları ve memurları senatonun onayına ihtiyaç duymaksızın görevden alabilir.
  • Amerika’nın dış politikasını yönetmede en yetkili kişidir. Diplomasiyi başkan yönetir ve başkanın yeni devletleri tanıma yetkisi vardır.
  • Başkan aynı zamanda ordunun da başıdır yani aynı zamanda askeri komutandır. Savaş ilan etme yetkisi kongrededir fakat savaş ilan edildikten sonra silahlı kuvvetleri yönlendirilmesi tamamen başkana bırakılmıştır. Olağanüstü durumlarda Başkomutanlık yetkisine dayanarak olağanüstü tedbirler alabilir.
  • Senatonun onayını aldıktan sonra başkan milletlerarası anlaşmalara imza atabilir[15]. Başkan Kongre’yi belli konular hakkında bilgilendirmek ve bazı konularda düzenleme yapmak istediğinde Kongre’ye mesaj gönderebilir.
  • Başkan Kongre kararlarını veto edebilir. Veto edilen yasa tekrardan kabul edilmek isteniyorsa her iki mecliste de yani Temsilciler Meclisi ve Senato’da 2/3 çoğunluğun sağlanması gerekmektedir. Roosevelt 631 yasayı veto etmiş ve içlerinden sadece 10 tanesi yeniden onaylanmıştır. Kennedy örneğinde ise 73 veto edilirken bunlardan sadece 2 tanesi kabul edilmiştir.

Sonuç olarak,  Başkan’ın otoritesi psikolojik ve hukuksal olmak üzere iki kaynaktan gelmektedir. Psikolojik kaynak ile halkın seçimiyle başkanın belirlenmesi anlatılmaya çalışılırken, hukuksal kaynakla başkanın yetkisinin anayasaya dayandırılması ima edilmektedir.

Başkan Yardımcısı

Başkan Yardımcısı seçim yoluyla göreve gelir ve aynı zamanda Senato’nun başkanıdır. Başkan’ın çeşitli sebeplerden dolayı görevden ayrılması durumunda başkan yardımcısı başkanın yerine geçmektedir. Eğer başkan yardımcısı bazı sebepler yüzünden görevden ayrılırsa, Kongre’nin onayı alınarak başkan yeni bir başkan yardımcısı seçmektedir[18].

Kongre

Yasama organı Temsilciler Meclisi ve Senato olmak üzere iki meclisten oluşmaktadır. Temsilciler Meclisi her federe devletin büyüklük ve nüfus esaslarına göre bir temsil sistemine dayanırken Senato’da ise büyüklüklerine ve nüfus odak alınmaksızın her federe devlete eşit sayıda üye ile temsil hakkı tanınır. Senato’ya her federe devletin iki temsilcisi katılır ve üye süresi 6 yıldır. Senato’da üye olmanın şartları ise 30 yaşını doldurmuş ve 9 yıldan beri Amerika vatandaşı olmaktır. Senato’da toplamda 100 üye vardır ve üyelerin 1/3’ü iki yılda bir yenilenmektedir. Senato üyelerinin oyları kişisel olduğu için kullandıkları oy federe devlet adına olamaz. Senato aynı zamanda Başkanın atadığı yüksek rütbeli memurların, elçilerin ve bakanların atamalarını ve başkanın yapmış olduğu anlaşmaları onaylar.

Temsilciler Meclisi ise nüfus temel alınarak yapılan ve tümü seçim bölgelerinden seçilen 435 üyeye sahiptir. Her seçilen üye kongresel bölge adı verilen bir seçim bölgesini temsil etmektedir. Temsilciler Meclisinin seçiminde her devlet çıkaracağı temsilci ayısına göre seçim bölgesine ayrılır ve her seçim bölgesinde basit çoğunluğu sağlayabilen kişi mecliste üye olabilmektedir. Görev süreleri iki yıldır ve üye olma koşulları 25 yaşını bitirmiş ve 7 yıldan beri Amerika vatandaşı olmaktır. Temsilciler Meclisi ve Senato’ya ait uzmanlaşmış devamlı komisyonlar bulunmaktadır Temsilciler meclisinde 20 komisyon varken Senato’da 16 tane vardır. Komisyon üyelerinin yetkisi Başkan dışına yürütmede görev alan kişilerden bilgi alabilmek ve görüşmeler sırasında yürütmede görev alan kişiler de aynı zamanda kendi isteklerini kongre üyelerine aktarabilmektedir.

 

 Kaynak: http://seal.atilim.edu.tr/baskanlik-sistemi


 

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın