içinde ,

Charles Baudelaire ve bir kadın.. Şiir ve kadın..

artist 124746

“Niye umursayayım iyi biriysen ya da değilsen? Üzgün ve güzel ol!”
artist_124746
Baudelaire. .5 yıl önce onu o küçümsediğim okullarda ki edebiyat kitabında ki  “Moesta ve Errabunda” (Hüzün ve Serseri) şiiri ile tanıdım ve yıllardır şiirlerini, yazdıklarını ilk sefermiş gibi okuduğum kişi.  Fransa’nın en çok adı geçen, en çok dava açılan ve en çok ahlaksızlık ile suçlanan yazarlarından. Şiirin tanrısı, şarabın sevgilisi, yalnızlığın hayat bulmuş hali. “Sarhoş olun, şarapla, şiirle ya da ister erdemle, ama sarhoş olun!”, “Ya lnızlığımı zor elde ettim” diyen bir insan.. Paris Sıkıntısını ruhunun en derinlerinde hisseden insan.  Bir kitap yazdığı zaman o kitabın önsözüne “Bu kitaba bütün tiksintimi koydum” diyen bir insan..

“Bir kadın mutluluğa davetiyedir!”
tumblr_n2loykG7VF1rrnekqo1_1280
Kötü bir çocukluk geçirmiş ve girdiği her okuldan atılan biri olarak 20 yaşında, frengi’ye yakalandığını öğreniyor ve Hindistan’a gidip orada yıllarca kalıyor. Ve Fransa’ya geldiğinde ise Baudelaire olmasını sağlayan, 20 yıl boyunca hayatının aşkı olarak kalacak, ilhamının kaynağını oluşturacak kadın, Jeanne Duval ile tanışıyor. Denir ki; annesinden sonra dünyada en sevdiği insandır Jeanne. Baudelaire ona “ Hanımların Hanımı” ya da “Kara Venüs” derdi. Duval’ın, onun hayatında iki yanı vardı; biri şiirlere olan etkisi diğeri ise Baudelaire’in hayat hikayesiydi. 1842 yılında tanıştığı Duval, o ölene kadar yani 1864 yılına kadar kalır. Duval’ın kaderi ise bilinmezdir aslında. 1862 yılında öldüğünü savunanlar olsa da bazı kişiler onun 1870’lerde sokaklarda göründüğünü söyler.  Yaşadıkları bir ayrılıkta Baudelaire annesine bir mektup yazarak ondan şöyle bahseder “ O kadın benim tek eğlencemdi, tek zevkim. Bir fırtınaya delicesine girmemize rağmen, asla onarılamayacak bir ayrılık durumu aklımın ucune bile gelmemişti”  O bunu yazdığı sıralarda Edgar Allan Poe’yu tanıyor, ve hayatında ki en büyük etkiyi onunla yaşıyor. Bu yazının amacı bir kadının Fransa’nın belki de Avrupa’nın şiir ve melankoli tanrısı olarak gösterilen insanı nasıl etkilediğini anlatmak için yazıyorum ama Poe’nun o etkisini hiçbir zaman inkar edemem.           Hatta onun Poe hakkında yazdığı şu satırlar onun durumunu kesinlikle açıklar “Bilir misiniz neden Poe’nun yazılarını bitmez bir sabırla çevirdim? Çünkü o benim gibiydi! Kitabını bir mest oluş ve korkuyla açtığımda, gördüm ki, sadece o hayal ettiğim konular değil, benim tasarladığım her bir cümleyi o 20 yıl önce yazmıştı!

Balkon(1856) şiiri onun Duval’a adadığı şiirlerden biri ve en iyilerinden, ve şiirin iki kıtası..
Ne güzeldir akşam üstleri..
Gökyüzü ne derindir! Ne yaman çarpar yürek!
Çekerdim, uzanırken sana, taptığım peri,
Kanının kokusunu ta ciğerlerime dek.

Tıpkı bir duvar gibi kalınlaşırdı gece
Seçerdim karanlıkta gözbebeklerini ben,
Ayakların uyurdu ellerimde kardeşçe
Ölür de dirilirdim soluğunu içerken!

Ve Güzelliğe İlahi(1855)  şiirinden

Derin gökten mi geldin, uçurumdan mı çıktın,
Ey güzellik? Boşaltır iyilikle birlikte
Suçluluğu tanrısal, cehennemsi bakışın,
Şarapla bir tutarız seni bu yüzden işte.

Rüzgarlı bir akşam gibi kokular saçarsın;
Yaşatırsın gözünde günbatımıyla tanı;
Öpüşlerin o şerbet, testidir ki ağzın
Çocuğu yiğit kılar ve ödlek kahramanı.”

Baştan Ayağa(1854)

“Ne diyeceksin bu akşam, zavallı, yalnız can,
Ne diyeceksin gönlüm, eskiden soldun diye,
Tanrısal bakışıyla seni birden ışıtan
O en sevgiliye, en güzele, en iyiye?

Onur verici bir şey yok onu övmek kadar:
Bilemez buyurgan tatlılığını hiç kimse;
O tinsel teninde Meleklerin kokusu var,
Ve gözü ışıktan bi’ giysi giydirir bize”

Zehir(1857)

Gözlerinizden boşanan zehir gibi ne var ki,
Şu yeşil gözlerinden,
Ruh titrer, ters görünür o göllerde, derinden…
O sarp uçurumlar ki
Hayallerim hıncahınç su içer içlerinden”

Ve benim Baudelaire’n en sevdiğim şiiri olan Hüzün ve Serseri  şiirinden..

Söyle, Agathe, yüreğinin uçtuğu varsa,
Kapkara okyanusundan şu iğrenç kentin,
Görkemle parlayan başka bir okyanusa
Erdenlik gibi masmavi, aydınlık ve derin.
Söyle, Agathe, yüreğinin uçtuğu varsa.

Götür beni, araba! Kaçır beni, gemi!
Uzağa! Uzağa! Çamur gözyaşından bu yerden!
Kimi kez Agathe’nin üzgün yüreği der mi ki:
Son artık şu suçluluğa, pişmanlığa, derde
Götür beni, araba, kaçır beni gemi? “

“Charles Baudelire okuyun. Fakat ancak onun derinliğini ve ruhunu hissedince yazdıklarını anlayacaksınız”
-Anonim

Ne düşünüyorsun

Kırmızı Yazar

Yazar Koray ERTUĞ

Müzik, film ve mitoloji manyağı. Yazılacak çok şeyi var.

Yıllık üye

Bir cevap yazın