içinde

Maymun İştahlıysam Bu Kilolar Neden Anne?

Annesi, onun maymun iştahlı olduğunu düşünüyordu. Sadece düşünmüyordu, kızına dair 18 yıllık tecrübelerinin verdiği yetkiye dayanarak bu düşüncenin varlığından dahi nefret ediyordu.
Eh, bazı konularda haksız da sayılmazdı şimdi.
Başladığı bir işi acımadan başa döndürmenin ne demek olduğunu en iyi o bilir; bunu, üşenmeden ve gücenmeden, hevesle başladığı ama sonradan o kadar da çekici bulmadığı neredeyse bütün uğraşlarında gerçekleştirirdi. Sınavı olan dersleri ve akıcı bulduğu okuma kitabı hariç… Bir de yazmak vardı ki bunun önüne maymun iştahı bile geçemezdi.
Çizim yapmaya, daha doğrusu, animelerde izleyip gözüne hoş gelen karakterleri hunharca bütün ders kitaplarının ve not defterlerinin kıyısına bucağına çizmeye bayılırdı. Ama gel gör ki iş ne zaman ciddi anlamda eline bir kalem ve önüne bir boş kağıt almaya gelse birden hevesi kaçar, morali bozulurdu. Çünkü biliyordu, ne zaman üzerine durarak bir çalışma yapmaya kalksa o çalışmasının henüz yarısındayken ortaya çıkan eseri asla beğenemez, sonrasındaysa tahmin edebileceğiniz üzere iştahı yine maymunluğunu oynardı.
Çizim yapma hevesi sadece ders dinlerken geliyor olmalıydı.
Aslında çevresindeki göz ardı edilemeyen topluluk, küçüklüğünden beri, ısrarla onda ‘çizme’ yeteneği olduğuna dair iddialar öne sürdüğü için gerçekten yeteneği olduğunu sanıyordu.
Ancak gerçek, küçüklüğünden fazla uzaklaşamadan nihayet tezahür edebilmişti. Yoktu arkadaş, damarlarında akan kanda, yüreğinde yanan çizim aşkına rağmen resim yeteneğine dair zerre yakınlık yoktu.
Fazla uzatmak istemezdi, hiç adeti de değildi. Fakat daha öncede belirtildiği üzere, yüreğinde yanan yangını söndürmek için tüm benliğiyle bu düşüncesine ikna olmalıydı.
Bu sebeple hızla eline bir kalem aldı, bir şeyler daha güzel olsun diye video filan izledi, yetmedi cetvelle girişti işe. Kulağında yankılanan müzikler eşliğinde, stresten her zaman yaptığı gibi dudaklarını dişleye dişleye tüketirken ve aynı zamanda yüreği de bir şelale gibi akmaya devam ederken, şekilden şekile girdi; eğildi, büküldü, kulaklıklarını çıkararak içinde “oluyor gibi, bak demiştim” diye gaz veren sesi dinlemeye başladı ve nihayet, basitçe çizmeye çalıştığı bayan figürünü bitirebildi.
Kağıdı kendisinden uzak tutarak ışık altında net bir şekilde bakmak istediğinde hayrete düşmeden edemedi.
“Aman Ya Rabbi! Ne kadar çirkinsin!” diye haykırması da hayrete düşmesiyle aynı zaman diliminde gerçekleşmişti.
Hayallerinin kırılma sesini çok yakınında duymuştu, gözleri dolmasa da karşısındaki ‘korkunç’ çizime baktıkça ateşi yeni dinen yüreği acıyla burkuluyordu.
Daha fazla uzatmanın utanç verici olduğunu düşündüğü için kağıdın sağ altına hızla ve özensizce, “bir çizim ancak bu kadar korkunç olabilir adlı çalışmam – 3 Şubat 2017” yazarak kağıdı buruşturmaya kıyamadığı için nazikçe bir köşeye fırlattı. Olur da bu başarısızlığı birine denk gelirse o birinden resminin kötü olmadığına dair teselli duymak istiyordu.
Girdiği zorlu savaşta yenilmiş bir komutanın ayağa kalkmasıyla oturduğu yerden kalkarak, artık boğucu gelen savaş alanından ağır adımlarla karanlık koridora çıktı.
Bundan sonra ‘çizme’ye dair ilgileneceği tek alan ayakkabılar olacaktı.

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın