içinde

Pervâne

6252 espoir karanlikta bir umut 4907 950px

Bu yüce evrende, milyarlarca ruhun içerisinden, yalnızca birine ait olduğumuzu hissettiğimiz o muazzam güç değil mi aşk? O ruha ait olamadığımızda, oksijenimiz kesilmiş, tüm hayallerimiz çalınmış, mutsuzluk merdivenlerini hızla tırmanmaya başlamış ve bir daha asla o merdivenlerden aşağıya inemeyecekmiş gibi hissediyoruz. Acaba diyorum, “aşığım” diyen herkes, gerçek hislerinin yansımasını mı yaşıyor, yoksa gerçek olmayan hislerinin yanılgısını mı? Yani demek istediğim, aslında aşık değilken, “bazı şartlardan” ötürü yanılgıya düşerek bunu aşk sananlar var mı? Var…

Hepimiz insanız değil mi? Bu da bir nefse, bir iradeye sahip olduğumuzu gösteriyor. Bazen egolarımıza yenik düşebiliyoruz. Örneğin, normal şartlarda karşı cins tarafından fazlasıyla ilgi gören, beğenilmeye ve dikkat çekmeye alışmış bir insan düşünelim. Bu kişi bir anda son derece ilgisiz bir kişiyle karşılaştığı zaman sert bir duvara çarpmış gibi hissedecek. Çünkü o, normal zamanlarda, kendine güvenerek, son derece şeffaf duvarlardan geçti. Bir anda böyle bir durum karşısında afallaması son derece normal. Ama asıl normal olmayan şey, bu durum karşısında yaptıkları… Kişi, bu durumda, psikolojik olarak bir savunmaya geçiyor. Durumu kabullenemiyor ve o sert duvarı aşmak için çareler arıyor. Bu da aslında bir ego savaşı. Bu savaş halindeyken kişi her kaybedişinde karşısındaki insana daha da fazla bağlandığını hissediyor. Halbuki bu bağlılık “aşk” değil. Bahsettiğim bağlılığa illa bir tanım bulacaksak, bu “takıntı” olsun. Her zaman ulaşamadıklarımız ve zorlayan durumlar bize daha cazip gelmiştir. Ama bu her zaman iyi sonuçlar doğurmuyor maalesef. Bu zorlama ilişkiler yüzünden biten birçok evlilik var. Bu sebeple, bazen o önünüzdeki duvara bakmaktan vazgeçmeniz gerekir. Duvarı aşmak için yıkmaya çalışmayın. Onu sağınıza veya solunuza aldığınız zaman, birkaç metre sonra duvarın bittiğini göreceksiniz. İleriye doğru baktığınızda çok daha aydınlık bir yolun olduğunu farkedeceksiniz. O “aşk” sandığınız “takıntıyı” yakalamaya uğraşmayın. Karanlıkta aydınlanmaya çalışmayın. Direkt aydınlık olana gidin. Çünkü inanın, ileriye doğru attığınız her adım umut kelebekleri oluşturacak gönlünüzde; ve gönüllerinizin birbirine pervâne olacağı başka bir ruhla karşılayacak sizi evren…

Ne düşünüyorsun

Okur

Yazar Buse Kahya

Pamukkale Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü öğrencisi. Denizli İşitme Engelliler Derneği gönüllüsü. Habitat Derneği Paramı Yönebiliyorum Finansal Okuryazarlık Eğitmeni

Yıllık üye

Bir cevap yazın