Ana sayfaEdebiyatHikaye/ÖyküSefalet tanrıçasından serzeniş

Sefalet tanrıçasından serzeniş

Tarih:

Yazarın diğer yazıları;

Son istek

Bir sessizlik istiyorum senden Kirpiklerimde ki göz yaşı kadar ağır...

Sesinin yağmurları

Sesin göğü kaplayabilirdi elbet Hayat buna izin verir miydi bilemem Senin...

Er-Pozitif meme kanseri hücreleri ret aracılı endokrin direnci için hazırlanıyor

ÖZET RET tirozin kinaz sinyal yolu, endokrin dirençli ER+ meme...

Sefalet Tanrıçası’ndan serzeniş

Binbir türlü sevda yeline kapılan gönüllerimizi Rüzgar serinlettikçe gözyaşlarımız unutacaktır... Gökyüzü...

Harlanan mektup

Portakalı soydum baş ucuma koydum.. Ben bir yalan uydurdum duma duma dum... Duma...

Gökyüzündeki uçurum

Kadın durdu. Gökyüzüne kaldırdı kirpiklerini... Aşağı akan gözyaşlarını nefretle sildi....

Saklı masal

Ben geceyi sakladım koynuma Sıcacık tanyeri ve biraz yıldız Işıl ışıl...

                                BÖLÜM 1

Anka kuşunun cıvıldadığı diyarlardan birinde bir çocuk dünyaya geldi. Gözleri zümrüt yeşili teni bembeyazdı. Ailesi onu bir çöp kenarına bırakıp kaçmıştı. Sefalet tanrıçası gülümsedi çocuğu koynuna aldı ve sütunların baş gösterdiği o göz alıcı diyarına misafir etti. Canı sıkıldıkça bebekle oynuyor eskisi kadar insanların uğraşlarına girmiyordu. Uzun saçları vardı tanrıçanın tanrı olduğundan değil farklı olduğundan tanrıçalık vasfını yüklemişti kendisine. İnsanlardan farklıydı pek tabi.

Gel zaman git zaman bebek büyüdü fakat hala bir ismi yoktu. Bir isim vermeliydi bu güzel çocuğa.

+Burada olmak güzel ama biliyorum bir ailem var.

-Yok. Senin kimsen yok!

+Peki nereden geldim ben?

-Can yakan bir ülkeden geldin. Orada merhamet yoksunu pek çok insan hayatının sonunu bildiği halde merhamet etmez ve eziyet düşkünüdür.

+Eziyet nedir?

-Eziyet senin canını hiçe saymaları içindeki acıya basa basa yakmaları demektir.

+Ben de eziyet çekiyorum o zaman canım yanıyor.

-Neden?

+Geldiğim yerden bir ruha sahibim ve üzülüyorum bu duruma.

-Buna hiç gerek yok sen şuan burada daha güvendesin.

Çocuk surların arasında dolaşırken bir ses duydu. İrkildi. Baktı ki ses mezardan geliyordu. Bir acı bir ızdırap sesi.Sefalet Tanrıçasının yanına koştu.

+Sen de duydun mu?

-Neyi?

+Biri toprağın altında eziyet çekiyor.

-Toprak altındaki eziyetlere karışmak ister miydin?

+ Evet.

-Sana bir isim koyalım artık ne dersin ? Adın Algos olsun mu?

+Anlamı ne?

-Bir gün işini yaparken anlayacaksın. İnsanlardan uzak dur Algos tamam mı?

+Neden?

-Anlayacaksın yavrum…

Boğuluyordu sanki Algos. Canı boğazından çıkıyordu farkındaydı. Büyümenin verdiği farklı hisleri anlamıyordu belki ama farklılaşıyordu. Güçsüzleşti birden aklında mezardan duyduğu inlemelerle bir sütunun altına yatıverdi. Derin nefes alıp ”eziyet” diyerek söylendi.

+Eziyet sunulu sofralarda keskin bıçak  olacağım Tanrıça…

– Yaşadığını unutmadıkça ve merhametini yaşattıkça olabilirsin yavrum. Birgün eziyet edenlerden de olabilirsin,  belkide eziyete acı veren olursun Algos…

+Uyuyacağım.

Sefalet Tanrıçası Algos’un saçlarını okşayarak uyuttu.

-Uyu güzel çocuk. Gece göz kapaklarının arkasındaki  her şeyi halledecektir…

Emine Nur Yaşar
Emine Nur Yaşar
1995 yılında doğdum. Aydın Anadolu Lisesi'nde Comenıus Proje çalışmalarında broşür ve tanıtım dergi çevirileri yaparak okul çalımalarına katkıda bulundum. Yine lise döneminde şiir okumaları ve tiyatro incelemelerinde gençlik merkezi adı altında toplanan özel bir klüpte yürütücülük yaptım. 2014 yılında Bilecik Şeyh Edebali üniversitesi Moleküler Biyooji ve Genetik bölümünü kazandım. Bölümümüzün klübü olan GENE-CELL de 2014-2015 yılında çevirmen- yazarlık 2016-2017 yılında ise editörlük yaptım. Şu an TUBITAK Projesiyle kanser çalışmalarında proje yürütmekteyim. Moleküler Biyoloji ve birçok alt dallarda makale yazmaya ve çevirmenliğe devam ediyorum. Ve biriktirdiğim edebi yahut bilimsel çalışmalarımı Mornota da sizlerle paylaşıyorum. Okumaktan ve yazmaktan geri kalmayın dostlar. Sizi en iyi kelimeler ve kitaplar anlar.

Mail bültenimize abone olun

Yazılardan haftalık mail ile haberdar olun.

Son yazılar