Kıramam ben ellerimde tastamam duran gerçeklerin kalbini. Mutfak masalarının akla iliştirdiği varsayımsal huzura, birkaç gencin sokak arasında ölen geleceğine, o geleceklere daha iyi hayatlar arayan el ilanlarının yerde çiğnene çiğnene silinikleşmesine, önüme serilen hıncahınç fırtınanın göğüs kafesimi elbet bir gün yırtacağı’ na teslim oluyorum.N’apayım, ben de böyle mecbur bırakıldığım bir düzene sessiz kalıyorum.

Hiç anlatamam bu dinletilerde ellerine kitabı her alanın kendine kelimelerden işkenceler yaratmasını.Aslında ayakta dikilen şairden çok, havada savrulan şiirin kadınların tenini es geçişini.Ben anlatamam ya, yine de anlar gibi yap çünkü nasılsa en alakasız zamanlarda parça parça tamamlanacak bütün çırpınışlarım içinde.İçinde bir yerlerde.Yerlere atılmış gibi kirlenen ve hiç sevilmemiş gibi yabancılaşan her şeye-

bir de annemin, dolabın en arkasına sıkıştırarak sakladığını sandığı geçmişine benziyorum.Sana bunları bir kış sonunda, bir ağaç altında, geceyarısı şehir merkezinden trene biner gibi, ciğerime sigara basılmış ve küllerine sarhoşluk yakışmış gibi; tüm bunları kulağıma fısıldadığın iki kelimenin tınısı kaybolurken, kendimi alıştırmışken ama aslında alışmamış olduğumu fark edince zifiri bir boşluğa düşmeye devam ediyorken ama en çok da hayatımda ne kazanırsam kazanayım bu kaybettiğimin yerinin dolmayacak olduğu ile geçen gün sokak ortasında burun buruna gelmişken..

yazıyorum işte,

herkes yazıyor ve ben de-

 

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment