Melis Erdoğan

00.00.00

Bir şeylere bir şeyler kala, sol kolundaki saatin suya değdiği yerlerdeki kararmış altın rengine gözlerimi diktim. Nasıl oluyor da bu heybetli ada'm, karşımda dikildiği...

Ve ben

Ve gece 3 civarı Selanik'ten yukarı tırmana tırmana Kurtuluş Park'ına yürürken buldum kendimi. Kendimi o kadar sık ve çok kaybediyordum ki artık köşe başlarında...

Geç-miş

Buralara adımın yetmez ama o ayaklar hep en kavga tokat insanlara geri dönsün. Senin sesin kadar ağırı yoktu; o sesin cılızlaştığını duyunca yıkılsın dünya....

Değil

Keskinleştiğimi fark etmeye başladım. Artık dokunduğum yere batıyor, bazen kanatıyor, her defasında bir iz bırakıyordum. İnsanların görünmeyen köşeleri vardır. O köşelerden dönerken ya istemediğin sokaklardan...

Kuş

Bir kadının kaburgalarında sakladığın hayal kırıklıkları ellerine batmaya başlıyor. Mevsimden bu.Hava soğudukça yüzüne çarpan gerçekler acaba kadını da üşütüyor mu diye meraklanıyorsun. Kanayacaksın. ama kan kaybından ölmemek...

Soğuklar

Hep gelmeyen taraflarını göz ettim beklentilerin. Avuçlarım sıcacık iken buza dönen yanaklarımdan aktı içerlemişliklerim. Ağzımdan çıkamıyorlar diye kaleme konu ettim. Duyuluyorum, biliyorum ama daha çok bağırmak...

Ben de

Kıramam ben ellerimde tastamam duran gerçeklerin kalbini. Mutfak masalarının akla iliştirdiği varsayımsal huzura, birkaç gencin sokak arasında ölen geleceğine, o geleceklere daha iyi hayatlar arayan el ilanlarının...

Mail bültenimize abone olun

Yazılardan haftalık mail ile haberdar olun.

Çok okunan