içinde

Ellerin Saltanatı

ChnPa4CUkAAr4dh

Eller, insanın kalbinden önce gelir.Bir sevgiyi duyarken ellerini paylaşırsın sevdiğinle, üzüldüğün an onun elini bıraktığı an olur.Mutluyken o ellerle birkaç satır karalar mutsuzken cümleler yağdırırsın lanet ettiğin kağıtlara.Şiirlerde de önemli bir unsurdur eller. Ya başkasının ellerini tutmayı düşlemiştir şairler ya da kendi ellerinde bir çiçek… Demem o ki ellerinizi incitmeyin, güzel bakın ellerinize çünkü o sizin kalbiniz…

Bir gece yarısı uyandığımda ellerim acıyordu hatta öyle acıyordu ki acıdan hissetmiyordum ellerimi tıpkı bir başka çağda yaşayan birinin acısını hissetmediğim gibi.Kalkıp aynaya bakma gereği duydum.Bir yandan umarsızca aynadaki beni izlerken diğer yandan ellerim canımı yakıyordu, ellerim de seneler gibi canımı acıtıyordu…Bundan aldığım hazzı belki bir daha hiçbir şeyden alamayabilirdim.Çünkü bu ellerimin senelerden aldığı bir intikam duygusunun hazzı gibiydi.Yumruğumu sıktığımda acıdan duramasam da parmaklarımın bununla duyduğu gurur beni onore etmişti. Telkinde bulundum ellerime bu kadar hazzın yeterli olacağına dair. Çünkü mutluluğun da fazlası zarardı biliyordum.Senelerin bende bıraktığı izler gibi derin yaralar açmıştı ellerim bende.Güldüm, sadece güldüm.Acı geceyle birleşmişti artık.Ellerim geceyle birleşip saltanat kurmuştu geceye, değmeyin keyfime!

Yazımı Sezai Karakoç’un sevdiğim dizeleriyle sonlandırıyor ve yineliyorum: iyi bakın ellerinize!

“Ellerin, ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi…

Ellerinden belli olur bir kadın.

Denizin dibinde geziyor gibi

Ellerin, ellerin ve parmakların.”

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın