Sokakların çıkmazlığında
Bir doluya tutulmuşum
Dört köşeli binaların arasında
Gökyüzünü aramak gibiydi umutsuzluğum
Sokaklar doğum, yaşam, ölüm üçgeninde
Yüz seksen derece soğuk, ıssız, yalnız ve bu denli kirli iken
Sessiz sedasız hayatıma girişine mi sevinmeli
Sokaklarda yaşayan gökyüzünün ellerimin arasında oluşuna mı
Senin gözlerin, yeryüzünde cennetin varlığına inandırırken
Ben nasıl olur da inançsızlığın arkasına sığınırdım ki
Sokaklar geceleri
Sokaklar gündüz kavga, dövüş, sıkılmış bir yumruk, ezilmiş bir emekçinin çıkmaz sesi
Sokaklardan geçtiğinden beri
Sokak lambası altındaki bankta cenin pozisyonunda yatan ayyaş bile gülerek selam verir olmuş
Gözlerinin yeşilindeki o uçsuz bucaksız ormanda kaybolduğumdan beri
İçimde bir çocuk doğdu
Dört teker bisikletiyle avuçlarının arasında
Ömür dediğin akreple yelkovanın kavuşmasına denk düşerken
Ölüm, nefesinin seni zamansız terk eyleyişiydi
Şu kısa ömrümde benim olan, varım, yoğum senin
Ben, senim
Ben, seninim
Sen, benim yeryüzündeki cennetim
Köy okullarında halen çocuklar kömürlü sobanın başında ısınırken
Benim ütopyamda o çocukların ellerinde gökyüzünün yeşilinden çaldıkları uçurtmalar
Kulaklarımda onların gülümseyişleri
Ey sevgili gökyüzünü öylece avucuma bırakırken
Hiç mi düşünmedin benim yitip gideceğimi
Kayboldum öylece
Kayboldum gözlerinde
Gülümseyişin çocukluğumu hatırlatır
Kaybolduğum sokakları
Su verdiğim çiçek, ağaç, gül goncası

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment