Her söylenen şarkının içinde farklı hissettiren, özel bir anlamı olan kısımları vardır ve herkes birileri için bu şarkıları seçer, kimisi seçmeden o şarkının özel hissettirdiğini anlar. Peki ya karşınızdaki insanın sesi size şarkı gibi geliyor ise?

Sevdiğiniz insana her armağan ettiğiniz şarkı biraz yarım kalıyor, her armağan etmeye çalıştığınız şarkı onun sesinin karşısında yere düşen su damlası gibi ses çıkarır oluyor. Tabii her insanda bu benzetme aynısı olacak değil, kimisine kapı gıcırtısı, kimisine ise açık bir pencereden gelen rüzgar sesi.

Sevdiğiniz sesi bazen ninni oluyor, bazen ise masal gibi ve bu bazenler asla bitmiyor, küçüklüğünüzde ne kadar sevdiğiniz şey var ise sevdiğiniz insanda bulunur oluyor, mesela küçükken gördüğünüz ilk kar tanesini onun gülüşüne benzetiyorsunuz, mesela açelya çiçekleri gibi, kışı süsleyen çiçeklerdir gözümde, saçlarının gülüşünü süslediği gibi.

Kar tanesini görmeden sevmek, kışı sevemeyeceğiniz anlamına gelmez veyahut Ay’a dokunamıyorsunuz diye size gecenin bir vakti birini yanınızda hissettiremeyeceği anlamına gelmez.

Her ne kadar kelimeleri süslemeye çalışsak bile içimizdeki hissiyatlar, duygular, hayalinizdeki gerçekleştirmek istediğiniz anıları kelimelere dökemeyiz, çünkü hiçbir zaman içinizdeki sevgiye eşit bir kelime yoktur.

Ama Türkçede karşılığı olmayan bir kelime ile içindeki o an gelen hissiyata uygun bir kelam vardır; Basorexia.

Velhasıl aklınızda sevdiğiniz var iken çaydanlığa bakıp bile gülümsersiniz.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment