Dar patikalarda ilk adımını atan bir insan kendini boşlukta hisseder.Hissetmiş olduğu boşluk onu gri bir zamana götürür.Daha önceden bilmediği ve duymadığı bir gri zamana sürüklenirken ilk merhabasını ben geldim!diyerek gösterir.Korkularını geride bırakmak isteyen biri için merhaba kelimesi bir kurtuluş kelimesine dönüşür.Kurtulmak,bir çıkış yolunu bulmak umudu ile kendini merhaba kelimesine sıkı sıkıya bağlar.Lakin kurtuluşu ararken acaba yeni bir boşluğa mı sürükleniyordu?Gri zaman ona yeni bir boşluk mu getiriyordu?Zihninde uyanan bu sorular ve tedirginlikler ardı ardına gelmeye başlarken kendi boşluğunu zaten yaratmıyor muydu?Sanki isteyipte gerçekleştiremediği planlar onun boşluğu oluyordu.Gri zamanlara gitmek istemesinin nedeni de boşluğu yaratan planlardı.Kurtuluşunu gri zamanda gördüğü için yeni bir boşluk yaşayacağından habersizdi.Çünkü;gitmek istediği gri zaman en büyük boşluğu olacaktı.Rahatsızlık derecesinde belirtmiş olduğum gri zamanın içinde sizce neler olabilir?Gri zaman derken yaşamakta olduğumuz hayat aslında bir gri zaman olabilir mi?Olabilir dediğinizi varsayarak gri zamanı anlatmaya çalışacağım.İyiliğin ve kötülüğün sarmaş dolaş olduğu bir hayat benim için gri bir zamandır.Anlamakta zorlandığımız veya anlamak istemediğimiz durumlar karşısında piyon olarak iyilik ve kötülüğü öne süreriz.Kesin bir yargıya başvurarak birini iyi veya kötü olarak değerlendiririz.Düşüncelerin kapısına vurduğumuz mühürler sayesinde değerlendirdiklerimizin yerine yenisini eklemiş oluruz.Sanki basit bir sözden ibaretmiş gibi tekrarlayıp dururuz.Sürekli ısıttığımız bir yemek gibi insanların önüne iyiliği ve kötülüğü seçeneķ olarak sunarız.Etikliğini bile tartışmadan insanları etkilemeye çalışırız.Farklı değişkenlerin olabileceğini unutarak herşeyi bildiğimizi sanırız.Yardımseverliği,düşünceli olmayı farklı tanımlamaların içine çekerek kalıplaşacak olan kelimeler yaratırız.Kalıplaşacağı içinde doğru kabul ederiz.Herkesin aynı düşünmesi için çabalayıp dururuz.Farklı bir ses duyduğumuzda çıldırmaya başlarız.Kendi sesimizin kaybolacağından korkarız.Çoğunluğun sesini duymak isteriz.Doğruluğun,hakikatin çoğunlukta biriktiğini düşünürüz.Çaresizliği bir tabu görerek değişimi yok sayarız.Güzelliğin doğallığını basitleştirerek dillerimize yama yaptırırız.Kendimizi her zaman üstün görerek saflığımızı yitiririz.Emek yerine hazır olanını seçeriz.Üretmek kelimesinin anlamını boşaltabildiğimiz boşaltırız.Hiçbir değeri yükseltmeyip yerine alçatmaya çalışırız.Günü kurtarmaya çalışıp geleceği tüketmekle uğraşırız.Dinlemek yerine daha çok konuşmayı hatta bağırmayı tercih ederiz.Gri zamanda olabilecek herşeyi bile bile kendimiz yaparız.Oysa insanlar gri zamanı yaşamak zorunda değildir.Kendi çevresini güzelleştirmekle başlayıp evrenselliğe doğru adımlar atabilir.İlk adımlarını,ilk heyecanlarını doyasıya yansıtabilir.Boşlukta yürümek veya gri zamanda yürümek yerine mutlu zamanı yaratıp mutlu zamanda yürüyebilir.İnsanlık tarihinin her evresinde bir gri zaman olmuştur.Gri zamanı değiştirmek isteyenlerde aynı derecede kendilerini göstermek istemişlerdir.Değişim için insana bir neden gerekir.İnsan,yaşamın,doğanın,değerin en büyük dinamizim örneğidir.Gri zamanın muğlaklığını değiştirebilen tek güç insandır.Kavimler göçünü yaratan,dünya savaşlarını yaşatan,düşünce ve bilim dünyasını büyüten,yeni fikirlerle zihinlere yanıt olan dinamizmin varlığı insan ile mümkün olabilmiştir.İskeletlerden ibaret olmayan insan,duygularını,aklını ve düşüncelerini pratiğe uygulayarak yaşamı büyütebilir.Binlerce yılın birikimlerinden yararlanan insan tarihi yaşamaya ve yazmaya devam eder.Kısır bir döngü olmasının yanı sıra yeniliği arada tatmayı bilmektedir.Günümüz dünyasında nitelendirdiğimiz modern insan kavramı geleceğin yaratılmasında bir ipucudur.Pamuk ipliğine bağlı hayatların neler değiştirebildiğini tarih göstermiştir.Kendi hayatlarına müdahale edebilen insan almış olduğu kararlarla bir dönüm noktası oluşturmuş olur.Gri zamanı değiştirebilen bir dönüm noktası da olmalıdır.Kendi varlığın yaratmak isteyen biri gri zamanı yaşayıp yeni bir zaman yaratabilir.Sevginiz,mutluluğunuz,hüznünüz,sevinciniz ve acınız gri zamanı değiştirme özelliğine sahip olmalıdır.Kendimizden nefret ettiğimiz anlarda bile gri zamanı değiştirebileceğimize inanmalıyız.Yaşama toz pembe bakmalıyız veya herşey istediğimiz gibi olmalı cümleler kullanmak yerine herşeyin farkındayım ve anlamak istiyorum diyebilmeliyiz.Toplumsal sorunlara duyarsız bir insan ile kendi iradesini hiçe saymayan,çevresine yararlı olmak amacıyla hareket eden insan arasında bir farkın olduğu apaçık ortada iken nasıl olur da duyarsız kalmayı tercih edebiliyoruz.Okuduğumuz bir kitap ve izlediğimiz bir televizyon programı arasında yüzlerce değişkene sahip farklılıklar vardır.Biri size tercih şansını kolaylıkla verebiliyor iken diğeri tüm uyarıcılarını kullanarak sizi etki alanına çekmeye çalışmaktadır.Çevrenizde konuştuğunuz insanların manipülasyonlarına uğramakla kalmayıp devam niteliğinde olan medya araçlarıda sizi gri zamana sürükler.Düşüncelerinizin sığ olarak şekillenmesini sağlayan nedenleri sıraladığımızda medyanın ilk sırada olduğunu göreceksinizdir.Bazen kapalı bir kutu olmayı seçmek en iyi tercihlerimizden biri haline gelir.Kendi zihnimizi korumanın yegane temeli kapalı bir kutuya bürünmekten geçer.Kimse sizi merak etmek istemez.Çünkü;bilinmezlik insanı kontrol etmeye zorlar.Gri bir zamanda kapalı kutu olmak sizi geliştirebilir ve yeni değişim olanakları sunabilir.Toplumun üretmiş olduğu gri zamana küçük dokunuşlar yaparak değişimi zorlayabilirsiniz.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment