Türk tipi başkanlık sistemi ve Amerikan tipi başkanlık sistemi üzerine ufak bir karşılaştırma

Bu yazım 16 Nisan 2017 de oylanan 6771 sayılı anayasa değişikliğiyle gelen ve hükümet yetkililerince adına Türk tipi başkanlık veya cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denilen sistemle Amerikan tipi başkanlık sistemini karşılaştırılmasıdır.

İlk olarak adına ne denirse densin bu bir başkanlık sistemidir. Çünkü parlementer sistemin en büyük özelliği olan kabinenin milletvekilleri içinden seçilmesi bu sistemde yoktur. Amaç yasama ve yürütmeyi birbirinden ayırmaktır. Bunun başarılı veya başarısız olduğunu yazımın ilerleyen bölümlerinde mevcuttur.

1) ABD’de başkan, yasama organını; yasama organı, başkanı görevden alamaz. Türkiye’de alabilir.

ABD’de kuvvetler ayrılığını sağlamak amacıyla ne başkan yasama organı olan meclisi görevden alabilir ne de yasama organı başkanı görevden alabilir. Bu yüzden görevlerini sürdürürken başkan ve meclis uyum içinde çalışmak zorundadır.

Türkiye’de başkan yani cumhurbaşkanı hiçbir sebep göstermeden meclisi görevden alabilir ve aynı zamanda kendi görevini de bitirir. Buna karşılık mecliste aynı yetkiyi kullanarak meclis, üye tamsayısının 3/5 ü yani 600 milletvekiline göre 360 milletvekiliyle seçimlerin yenilenmesi kararı alabilir (T.C. 1982 Anayasası md.116)

Yukarıda anlattığım anayasa hükmü kanatimce tek taraflıdır. Çünkü mecliste ileride değineceğim gibi cumhurbaşkanı aynı zamanda mecliste bir parti grubu olacaktır. Bu yüzden böyle bir kararı meclisin alması fiilen zordur. Devamında seçilen milletvekilleri görev süresi bitmeden görevi bırakmak istemez. Çünkü milletvekili maaşı alamaz ve bir sonraki seçimde seçilme garantisi yoktur.

Bunlardan dolayı verilen bu yetki sert kuvvetler ayrılığı olan başkanlık sistemine aykırıdır.

2) ABD’de başkan yardımcısı seçimle gelir ve bir tanedir. Türkiye’de sayısı belli değildir ve atanır.

ABD’de başkan yardımcıları başkanla birlikte seçime girerler ve bir tane başkan yardımcısı vardır. Başkanın makamına yurt dışında olduğunda, hasta olduğunda veya herhangi bir sebeple makamına gelemediği hallerde vekalet eder. Türkiye’de ise sayısı belli değildir. Seçimle değil atama yoluyla gelir. Cumhurbaşkanın makamına yurt dışında olduğunda, hasta olduğunda veya herhangi bir sebeple makamına gelemediği hallerde vekalet eder. Bu vekilliğin meşruluğu sıkıntıdır çünkü millet ona bir yetki vermemiş, yetki verdiği kişi onu atamıştır. (T.C. 1982 Anayasası md. 106)

3) ABD’de bakanların, yüksek hakimlerin ve pek çok kamu yetkilisini atama yetkisi, senato onayına bağlıdır. Türkiye’de ise bağlı değildir.

ABD’de başkan ne kadar güçlü olursa olsun senato onayı olmadan bakanları, yüksek hakimleri ve kamu yetkililerini atayamaz. Bu başkanın senato ile uyumlu çalışmasını zorunlu kılar. Türkiye’de ise cumhurbaşkanı meclis onayı olmadan HSK (eski HSYK)’ya 6 üye (Dördünü doğrundan, adalet bakanı ve müsteşarını da dolaylı olarak atayarak), Anayasa Mahkemesine 12 üye atar. Bu kuvvetler ayrılığının yargı ayağını zedeler. [(Dördünü doğrudan sekiz tanesini dolaylı olarak atar.) (HSK nın durumu T.C. 1982 Anayasası md. 159, Anayasa Mahkemesinin durumu T.C. 1982 Anayasası md. 146)]

4) ABD’de başkanın yaptığı bütçe teklifini kongre kabul etmez ise yürürlüğe girmez. Her Hâlükârda kongre bütçeyi kabul etmelidir. Türkiye’de ise cumhurbaşkanının yapacağı bütçeyi meclis kabul etmez ise bir önceki yılın bütçesi değer artışlarıyla tekrar hesaplanıp kendiliğinden yürürlüğe girer.

Bunun en büyük ve tek sebebi Amerika’da eyalet sisteminin olup bizde olmamasıdır. Amerika’da her eyaletin ayrı bütçesi vardır. Kongre Obama’nın bütçesini kabul etmediği gibi bütçeyi kabul etmez ise büyük bir sıkıntı çıkmaz. Türkiye’de ise eyalet sistemi olmadığından cumhurbaşkanının bütçesi kabul edilmez ise büyük bir kriz çıkar. Bu yüzden bu değer artışlarıyla hesaplanıp kendiliğinden yürürlüğe girmesi bizim yararımızadır. (T.C. 1982 Anayasası md 162 – 163)

5) ABD’de başkanın partisiyle ilişiği zayıf Türkiye’de ise güçlüdür.

ABD’de başkan partisinin genel başkanı olamaz. Türkiye’de ise olabilir. Bu mecliste grubu olan bir cumhurbaşkanının yasamaya karışmasını kolaylaştırır. Parti meclisinde bir kanun çıkması üzerine bir karar alabilir. Bu da güçler ayrılığı ilkesinin yasama ayağını zedeler.  (T.C. 1982 Anayasası’nın 101. madddesinde olan ”cumhurbaşkanının varsa partisi ile ilişiği kesilir.” 6771 sayılı kanun ile ilga edilmiştir.)

SONUÇ

Burada verdiğim örnekler tamamen farazi yani olması ihtimal, olmamış şeylerdir.               Umudum şu yöndedir. Atatürk’ün dediği gibi muasır medeniyetler seviyesine ulaşmamız cumhurbaşanlığı hükümet  sistemiyle mümkünse bu sistem sonsuza kadar payidar kalsın. Eğer bize uygun değil ise en yakın zamanda parlementer sisteme dönülmesi tek temennimdir.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment