içinde

12

aaaaaaaa

Diane der ki, “hiçkimse derisinden kurtulup başka biri haline gelemez.” Eski zaman koşulları toplumda siyah beyaz bir küskünlük yaratmış. Zaten hep o ‘zamanın’ koşulları üstümüze sinen leş gibi duygulara gebe, değil mi? ve bir ütopya var ki Vilnius’ta, ben bir tek kendimden kurtulup sana ulaşabildiğimde hayaline kapılır gibi olurum. Ya da belki ben kendimden hiç kurtulup sana kavuşmam ama sürekli hayallere kapılır savrulurum. Hangi rüzgarda dağıldıysa saçlarım, kafamın içinde uğultular yükseliyor. Saç diplerimden başlıyorum bir sanatı inkara. Fotoğraf karelerinden, devlet sokağına inen gerçek hayat düzeninden, kirpiklerinde sallanan bağlılığın absürtlüğünden ve içimde sessizce çoğalan bir serzenişten iğreniyorum bir sabah kalktığımda. Avuç içleri cam kesiği kadın; tüm dünyanın içeri dolmasına izin veriyorum, tüm duvarlara yumruk atıyor ve parçalıyorum ellerimde hala bir umut kalabilmiş şerefsiz beklentileri. Ayaklarımıza kapanacak pişmanlıklar, hayatımızı söküp atacak on – on beş saniyelik anılar ve içimizdeki bu hisse günah hükmü veren geleceklerimiz karşısında çürüyen bir umut inlemesi. Unut-umut. Renkler ağlamaz, hıçkıran sensin. Halin bitkin, başını geceye eğmiş, göğsüne yaslanmış biri. Masumiyetten çok uzak, olsa olsa çocuksu bir yalakalık bu. Göz kapakları bu kadar ağır olmasa örtebilirdi kinini. Bir uyku darbesi ve tanıdık bir kokunun yastığa sinişi yeterdi. Devrimi toplum katili imkansız bir sevgili direnişi. Ah şu cümle mezarlığı halini almış kafalarımızın içi. Nasıl öldüğünü hatırlıyor musun ? diye sordu. Tek bir cümle darbesiyle derinin nasıl yırtıldığını ? Göğüs kafesinden kurtulan tüm şarkıların, gökyüzüne isteksiz kanat çırpışını ?

Sadece öfkemin önüne geçemeyen sevgiden duvarlarımı ve sana yakıştıramadığım aşk itirafını, dedi.

Birbirine dokunduğu anda kısa devre yapan bakışlar, kendi ekseni etrafında dönen ardışık dürtülerin bir adım ilerisinde nefesi kesilen itiraflar.

Bir gece,

sadece bir gece için vazgeçilen bütün o koca hayatlar. Anlık kararlar, emin adımlar, güvenilmemiş sonsuz’lar.

Birlikte ölmüştük.

Dokunmayı bilmiyorlar.

Boş ver, umrunda olmasın.

Bilmezsen daha -çok-mutlu yaşarsın.

Ne düşünüyorsun

Kırmızı Yazar

Yazar Melis Erdoğan

Sayın okur,bi yerlerde yaşıyorum ama oralara hiç ait olamıyorum.Bilmek istediklerini sor,çekinme.
ve kendini bu kadar hırpalamana değmiyor hiçbiri, boşver.

Yıllık üye

Bir cevap yazın