Ana sayfaEdebiyatŞiirAnnem Ölmüş Bilmez Misin?

Annem Ölmüş Bilmez Misin?

Tarih:

Yazarın diğer yazıları;

Esnemek, Yola Çıkmak ve Karşılaşmak

Affedersiniz, Bu Alan Konforlu mu? "Konfor alanı" kavramının üzerine artık...

Timsah midesinden notlar

Merhabalar, Dostoyevski'nin adını çok sık duymadığımız ama buna rağmen...

Bir benzin istasyonu bana motivasyon hakkında ne öğretebilir?

Hiç şehir dışına çıktın mı? Arka koltukta güneş vurmayan...

Geçmiş hapishanesi

Arabayla giderken güneşin bizimle hareket etmesinden bizi takip ettiği...

Bir motivasyon kaynağı olarak: Amerikan Kartalı

Bazen öyle anlar oluyor ki her şey olmadığı kadar...

Nisan yağmuru insanı paklar mı?

Mektebin yeni silinmiş deterjan kokan koridorlarında siyah iskarpinlerimin tok...

Mücella

Uyandım da sabah uykumdan, göremedim, Balkonumuzdaki karanfile sordum seni. Dedi usulca...

Uzanmaya utandığımız 2. şeker

Ne çabuk unuttun çocuk; Bayram sabahının sütmavisi gökyüzünü, Hoca İbrahim ile...

Odun ateşinin yanında bir amca bir yeğen,
Dışarıda bir kar, Rahman-ı İlahiye’den.
Yeğen vurdu elini masaya, kalktı aniden.
Dedi amcası :’Şekerin suya mı düştü, nedir bu acelen?’
Döndü kan çanağı gözler, geldi yaş gözünden:
“Annem göç etmiş bilmez misin?”

Ayağı varmadı dışarı, elvermedi terbiyesi,
Ayağında karı erimemiş kundura, sırtında ceketi.
Dışarıda soğuğun, içinde öfkenin azameti,
Yankılandı içeride, tahta kapının sesi.

Geçti, karın altındaki bereketsiz toprağı,
Anladı bugün bastığı toprağın, yarın kefeni olacağını.
Kar gibi sessizce geldi ölüm, aldı annesinin canını,
Dedi içinden son kez öpsem olmaz mıydı?

İşte! Kalktı, anne sinmiş anıları yattığı yerden,
Ama çok geçti artık, ne umulur maziden?
Okudu şefkat dolu ruhuna bir Yasin Kur’an-ı Kerim’den,
“Annem göç etmiş bilmez misin?”

Eyüpcan Işık
Eyüpcan Işık
Gökyüzü sinmiş hikayelerin fedaisi.

Mail bültenimize abone olun

Yazılardan haftalık mail ile haberdar olun.

Son yazılar