Ana sayfaKültürEdebiyatAristokrat Çoban

Aristokrat Çoban

Tarih:

Yazarın diğer yazıları;

Kalan yanlarım sana emanet

Evi toza talaza karışmışlar kentinden dağılıyoruz dört bir tarafa....

Ey sır, ele ver bizi!

Kışlara anlam yüklemeyi bırakıyorum artık. Doğumumla başlayan serüven ölümümle...

Öyleyse

Bütün gözler üzerinde! Yokluktan mütevellit Yolcusun oysa içlerinden geçip gidecek görünmezlikte Böyledir,...

Üstüne alınma

Kalbim Acı-MA! Boşsun Hiçlikten büyük AŞK ol-MAZ. Dolmaya kalkarsan bitersin, İyisi mi sen Boşken güzelsin. Boş...

Cennetle cehennemin cemi

Düşen bombalar, artan kaygılar, git geller, heyecanlar ve de...

İnsan olma!

Tevekkeli çabalar bunlar. Ne ölümden ne de hayattan kurtuluş...

Karlı karpuz

Ilık bir sevinç kaplar bazen ya hani. Hanidir yoktur ortalarda,...

Bana bir masal anlat, baba

Direniyorum. Savaş olmadan direniş mubah mıdır? Sanırım bu dünyanın en ağır...

Nicedir ben böyle kaçaklardayım. Kim bilir belki de senin kaybolan ruhunu aramaktayım. Çelimsiz, baldırı çıplak bir çocuk çoban gibi boyumdan büyük abamla ipe diziyorum ruhlarınızı. Çocuğum en nihayetinde adam asmaca oynuyorum sizlerle. Tek tek ve de teklifsiz süzüyorum irinli irice yaralarınızı. Çocuğum ben; çelimsiz, baldırı çıplak ama toprağın bilgisi var gönlümde. Ruhumda taşırım güneşin gizini belki hiç deniz görmedim ama bilirim sisli havalarda yüzüme vuran damlaların derinliğini.

Ya siz?

Denizli pencereleri olanlar,
Etli butlu baldırı olanlar,
İşe gitmek için evden çıkarken attığı adımla gözüne giren gün ışığına sövenler,
Markalı kifayetsiz kıyafetleri ıslandı diye yağmura söylenenler,
Dünyayı kurtarmak adına çıktığı yolda daha çok nasıl sömüre bilirim mantığına bürünenler…

Ya siz?

Ölüm bilgisi kulaklarına çalınmayıpta bütün aristokratlığıyla ölümü duyunca kulağını çekip ölümü elinin sırtıyla tahtaya çivileyenler.

Ya sizin…

Ben ne diyeyim, ben size ne diyeyim?

Ne desem yamalı ne desem yaralı kalıyor,

Ben size ne diyeyim?

Ben burdayım işte!
Çelimsiz, baldırı çıplak bir çocuk çobanım ve senin gözlerine bakıyorum tüm masumiyetimle…
Aç gözlerini, bu iş böyle gitmez.
Bu deve böyle güdülmez.
Aç n’olursun!
Ruhun seni terk ediyor, ölüyorsun.
Ben çelimsiz, baldırı çıplak bir çocuk çobanım sırtımdaki abayı taşıyamıyorum ki daha.
Bu hakikat beni eziyor, kaldıramıyorum. Ben koyun güderim bu ıssızlıkta, işsizdir biraz da hep yüreğim.
Otlağımı yağmalıyor ruhlarınız, hırpalıyor mağaralarımın duvarlarını, koyunlarımı ürkütüyorsunuz!

Gelin alın ruhlarınızı küçümsediğiniz bedenimden.
Koyunlarımın otlağa ihtiyacı var, sızılarımın merheme, zihnimin sükunete.

Gelin alın ruhlarınızı,
zira bende yeterince pesimist polyanna kılıklısından afilli bir ruh var..!

Mail bültenimize abone olun

Yazılardan haftalık mail ile haberdar olun.

Son yazılar

Önceki İçerik
Sonraki içerik