içinde

Bir Oblomov’un dünyası

1 fmt1

Günümüz dünyasına hoş geldiniz. Hepinizin bildiği gibi insanoğlu geçmişten günümüze kadar her zaman değerler üreterek bir evrensel kültürü yaratmıştır. Özellikle yaşamın anlamı sorgulanırken yaratılan kültür daha dinamik bir yapıya büründüğü için farklı toplumların bilgi birikimleri kültürel etkileşimle bir bütünlük kazanmıştır. Tarihin tozlu sayfalarında gizemini koruyan bu evrensel kültür kazanımları her zaman geleceğin umut ışığı olmaya devam etmiştir. Bu anlayış çizgisinden yola çıkarak günümüz dünyasını ele almak benim için artık kaçınılmaz olmuştu. Bir kez daha yenik düşerek zihnime engel olamadım ve bu yazıyı yazmak zorunda kaldım. Öncellikle geçmiş tarihe baktığımda İvan Gonçarov’un 1859 yılında yayımlanan romanı Oblomov ile tanıştım. Romanın baş kahramanı Oblomov adında bir Rus soylusudur. Oblomov kendisi için hep yeni projeler üzerine düşünür, ama tembelliğinden dolayı bir türlü bunları hayata geçiremez. Durumu daha da kötü gitmeye ve toprağını kaybetmeye başlar. Olga’ya olan büyük aşkı bile değişmesini sağlamaya yetmez. Romanın konusuna baktığımızda günümüz dünyasında da böyle kişilerin olduğunu ister istemez hatırlamış oluruz. Oblomov aslında yazarın Rus aristokrasisine bir eleştirisidir. Romanın diğer kahramanı olan stoltz ise disiplin ve çalışkanlığıyla Avrupa’yı ve burjuvaziyi simgeler. Ayrıca Oblomov çok dürüst, saf, insanların iyiliğini isteyen sadık bir insandır. Oblomov’un bu karakteri ”Oblomovluk”diye bir kavramın doğmasına neden olmuştur. Bu kavram aşırı tembelliğin bir ifadesi olarak kullanılmaya başlamıştır. Sinemaya da uyarlanan bu romandaki Oblomov karakteri günümüz dünyasındaki insanları analiz etmek bakımından size ilham kaynağı olabilir. Ama bu yaklaşımı benimserken genelleme yapmamak daha adil olmamızı sağlar. Geçmiş yaşamıma dönüp baktığımda bu karaktere benzeyen kişilerle tanışma şerefine layık olduğumu görmekteyim. Anlık bir duraksamadan sonra acaba diye düşündüğüm zamanlarım çok olmuştu. Böyle bir yargılamayı kendim için yapmam doğru muydu? Kendime karşı haksızlık ediyor muydum? Onlardan biride ben miydim yoksa diye düşündüğüm anlarım bir hayli fazlaydı. Oblomov karakterindeki insanları betimlediğimiz de aslında değerli özelliklerinin olduğu fikrine kapılırız. Kendisi için bir yararı olmamasına rağmen çevresindeki insanlara karşı bir hayli duyarlı olması yaratıcının bir mucizesi sayılabilir miydi? Bu sorulara verebileceğimiz her yanıt onları tanımlamaya yetmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü; insanlar bir yargıya varmadan önce iyi düşünmeli ve bir şok yaşadıktan sonra yargıya varmalıdır.Hem kendimiz için hem diyalogda olduğumuz insanlar için bunu yapabiliyor olmak değerli olsa gerek. Önceden söylediğim gibi kendimi yargılarken bile şüpheye düştüğüm anlarım oldu. İyi ki de olmuş diyebiliyorum. Çünkü; insanın doğasında iyilik ve kötülük bir arada bulunur. Kimse yüzde yüz iyi veya kötü değildir. Şartlara göre değişkenlik gösteren bu yaşamda insanın verdiği kararların çizgisinde iyi veya kötü olabiliyorsunuz. Bunu göz önüne alarak iyi veya kötü biriyim diyemem. Günümüz dünyasında farklı yaşam tarzını benimseyen bireyler kendi düşünce dünyasında doğru kabul ettiği fikir ve prensiplere sahiptir. Belli bir mantalitede yaşamını sürdürürler. Tartışılması gereken konularda kendi kabuğunun dışına çıkabiliyorsanız farklılığa açıksınız demektir. İstediğiniz kadar fikir üretebilirsiniz.Ama bu fikirler pratiğe dönüşmedikten sonra sizin ürettiğiniz fikirler düşünsel bir fanteziden ötesi olamayacaktır.Bir de oblomovların penceresinden bakmayı deneyelim. Oblomovlar genellikle tembel olarak adlandırılmıştı.Ama benim tanıma fırsatı bulduğum bir oblomovist bu konuya dair kendi savunmasını ileri sürebilmişti. Oblomov’un dediğine göre insan ne yaparsa yapsın dünyadaki bazı işlerin önüne geçilemez ve değiştirilemez. Öyle olması gerektiği için olmuştur. Biz insanlar bunu değiştirmek için beyhude bir çaba içerisinde olmamamız gerekir. Dikkat edildiğinde baştan bir yenilgiyi kabul edilmiş sayılır bir oblomovist. Bazı insanlar bunu aydınlanma olarak algılayabilir.Tabi ki bu yaklaşım tarzı da tartışılabilir niteliktedir. Bir Oblomov’un dünyasında derin girdaplar mevcuttur. Bu bir ütopya, bir hayal, bir macera girdabı sayılabilir. Çok ince düşünen insanların bu düşünceyi paylaşamaması ya da paylaşmak istememesi de onun oblomovist olduğunu göstermez. İnce bir çizginin iki yanını temsil eden çok küçük farklar bile bunu ortaya çıkaramaz. İkilemlerin arasında sıkışıp kalmış insanoğlu ürettiği değerler ile varlığını ortaya koyabilmiştir. Bu bir oblomovist olsa bile…

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın