Herkesin bırakıp vazgeçemediği, alıp da gidemediği bir derdi vardır. Dünden bugüne taşınan, anı unutturup zamanın akışına çomak sokan bir dert.. Bazen donuk gözlerin sebebi bazense sönük heveslerin habercisi.

İnsanın iliklerine kadar hissettiği çaresizliğiyle ne mümkün vaktin sohbetlerine dahil olmak. Zihninin parçalarını toplamak söyle dursun ilerlemeyi, düşünmeyi engelleyen ah şu türlü türlü dertlerimiz! Melhemimiz de zehirimiz de ta kendisi. Bitmek bilmeyen ve zamanın söndürmek yerine daha da kuvvetlendirdiği,dokunmaya bile kıyamadığımız hatıraların rüzgarları dağıtırken varlığımızı kanıtlayan tüm duyularımızı, elimizi kolumuzu bağlıyor. Sanki çaresizliği gecenin sabahı kucakladığında öğrenmemiş, gözlerimizden bir parça uykunun huzurunu mahrum etmemiş gibi bize çaresizliği öğretiyor. Kalamadı hiçbir şey hiçbir zaman olmasını istediğimiz gibi.

Her hata kendi derdini doğurur. Sebebiyet veren her karakter kendi satırlarında kahrolmaya mahkumdur.

Hata yapmak söz konusu sizin hatanız değilse berbat bir durumdur ve mesuliyet sahibi bedelini ödemek zorundadır. Fakat siz bir hata yaparsanız ‘olur böyle şeyler’. Empati duygusunun yokluğunda acımasız eleştirilerin can yakan kelepçelerine bile tepki vermemektir çaresizliğin beraberinde gelen tükenmişlik duygusu. Fakat hayatın her köşesinde karşılaşacağımız problemlerle mücadele etmeyi öğrenmeli, sorunlarımızın nefesimizi kesmesine izin vermemeliyiz. Yaşadığımız hiçbir dakikanın geri gelmeyeceğini bildiğimiz gibi yaptığımız her hatanın geri dönüşünün olmadığını da bilmemiz gerekir. Her derde yeni defter alamadığımız için sayfaları biraz fazla geçiştirip kendimizi kandırmaktan vazgeçmeliyiz. Bakış açımızı değiştirip hayatı farklı puntolardan seyretmeliyiz. Derdimize yastık döşek sarılarak hakim olup her şeyi bu yöntemle kontrol altına almak elbetteki mümkün değil. Ne yazık ki hayat  pembe gözlüklerden çok uzak. Öncelikle derdimizle baş etmeyi öğrenmeli hayatımıza isteklerimiz doğrultusunda yön vermeliyiz. Hatalarımızın gerektirdiği şekilde değil. Bırakın başkaları hatalarınıza sıfır empati ile yaklaşsın. Hani siz onlara ‘başkaları’ dedikten sonra ne düşündüklerinin pek önemi yoktur ya.. O hesap 🙂 Hayatı onunla savaşmadan öğrenmek mümkün olsaydı gözlerimiz uzaklara dalarken kulaklarımızı dış dünyaya kapatmazdık. Biliyorum kolay değil ama zor değilse kıymeti ne bilinir..

Hatalarınızdan sağ çıkmanız dileğiyle.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment