içinde

İmkansızı istemek

14639901 1815840818653541 3990642147141042742 n

Kahve tadında planlanmış yaşamlar, mükemmeliyetin eşsiz ruhunu tadar. Kulağa hoş gelen senfonik bir müziğin ilk notası gibi tekrarlanıp durur. Bekleyip durduğunuz duraklarda, sohbet ettiğiniz çay bahçelerinde, beyaz perdeye takılmış filmlerde her zaman bu müziği duyarsınız.

Her yere yayılmış bir koku misali kendinizi o büyülü müziğe kaptırırsınız. Yaşam hakkındaki fikirleriniz, nadide düşünceleriniz havada uçuşup durur. Kendinize konmasını istediğiniz mükemmel planlar o fikirlerin ve düşüncelerin içinde kendini saklar. Gizem dolu olduğu için keşfedilmeyi bekler. Bazen bir hayalperestin, bazende bir realistin omzunda hayat bulan planlar kimileri için yıkıcı ve derinken, kimileri için umut olabiliyor. Kararlarımızın rayında gitmek istemeyen planlar gibi umarsız ve yakıcıdır. Sürprizlerin yankılı sesidir. İmkansızı istemek kadar yalın ve sadedir. Koşarcasına yakalamak istediğimiz için pes etmek aklımızın ucundan bile geçmez. Başarılı olup olmamamız hiç önemli değildir. Bitiş çizgisini görmek isteyen bir koşucunun asil ruhlu adımlarıdır. İlk veya son olma arasındaki tuhaf hissiyat kaderini belirleyen su damlası kadar hafiftir. Zorlu patikalar bile hafifliğini azaltmayı başaramaz. Öyle ki ulaşılmaz sanılan hedefe çoktan odaklanmıştı. Böyle bir hedefin izinde yürümek her insanın tatmak isteyeceği bir duygu olduğundan bütün dünya her zaman imkansızı istemiştir. Yadırganması bile düşünülmeyen planlar bir mükemmeliyet gösterisi olarak görüldüğü için imkansız onların aynasında bir akşam yemeğidir. Zamanı geldiğinde yemekler huzurlarında boyun eğecektir. İmkansız dolu planları içinde barındıran bu yemekler size boyun eğdiği sürece vazgeçme hissiniz uyanmaz. Özünü kavrayan iradelerin tılsımlı sayılması bundan kaynaklıdır.

Klasikleşmiş şiirler bile bu tılsımı bozacak güce sahip değildir. En büyük tanığı her zaman olduğu gibi yine tarih olmuştur. Tarihin sayfalarına daldığımız zaman görebileceğimiz tek şey yine imkansız olmuştur. Peki tarihin bile tanık olduğu bu gerçeklik karşısında günümüz insanı için imkansızlık nedir?İnsanlar neyi isterse imkansızı istemiş olur? Şartların yaratmış olduğu kozmopolit kaosta istediğimiz imkansızlığın ölçütü neye bağlıdır? Örneğin;cesaretimiz bir ölçüt sayılabilir mi? Peki ya kurduğumuz ütopyalar onlara ne demeli? Kurduğumuz en iyi yaşam formları bu ütopyalar sayesinde olmadı mı? Bu ütopyalara sırt çevirirsek eğer imkansızlığı gözden kaçırır mıyız? Belki kaçırırız dediğinizi duyar gibiyim. Tıpkı yaşam döngüsü gibi her şey birbirine ilmik ilmik bağlıdır. Birini gözden kaçırdık mı diğerine yoksun oluruz. Belki de imkansızı istemek boş bir amaçtır. Bu düşünce bile insanların zihninde olabilir. Sonuç olarak yaşamımızda imkansızı istemek her zaman olacaktır.

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın