Savaş olur insan ölür, savaş olur çocuklar ailelerinden koparılır, ya zaten ölmüş olurlar ya da eli silah tutan erkek çocukları kendi rızası var mı diye sorulmadan eline silah tutuşturularak savaşın ortasına atılır. Elinde uçurtmaların, kalemin olması gereken zamanlarında hiç tanımadığı yaşıtlarının kanı vardır. Savaşlar biter kadınlar savaştan dönecek çocuklarının, kocalarının yolunu gözleye dururlar ama ne dönen vardır ne de beklediğinin tek bir izi. Savaşlar biter kadınlar tekrardan evlerine kapatılır, onların zamanı dolmuştur artık. Tüm ülkelerde savaştan sağ çıkan erkeğe iş verilmesi gerektiği için savaş sürecinde gönüllü bir şekilde ülkesine hizmet eden kadın evine gönderilir ve tüm dünyada kadının yeri kocasının yanı ya da kadının tek işi evine hizmet etmektir tarzında bir düşünce sabittir. Gönüllü olduğunu zanneden kadınlar aslında bu yola bilinç dışına verilen mesajlar itiliyor diyebiliriz. Yoksulluk ise savaş dönemlerine has bir durum değildir her ülkede yoksul zaten vardır. Tüm ülkeler sesi çıkmayanın elinde, avucunda olanı, olmayanı almaya dayalı bir sistemle yönetilir ve bu sistem tüm ülkelere tek kapıdan gönderilir.
Halimizden şikayetçi değilmişiz gibi her zaman kara kutudan, gazetelerden duyurulan raporlarda yoksulluk şu kadar azaltıldı denilse de bu oranlar her zaman tam tersi yönde değişmektedir ama buna insanlar bile yaşarken ayrı, duyarken ayrı bir tepki vermektedir. Halinden şikayetçi olsa da bir şeyin değişmeyeceğini anladığından en azından canıma bir şey olmasının derdinde olduğundan bir zamandan sonra bu suskunluk boyun eğmeye kadar gidebilir. Kendilerine sununlanlarla yetinen insanımız hem yokluktan yakınırken hem de buna karşı bir çaba göstermezler. İnsanlar ya kahve köşelerinde cebinde pineklerler ya da kendileri bu haldeyken onları görmezden gelerek yoksulluğa terkeden koltuk sahiplerine ses çıkarmazlar. Hatta tam tersine insanımız bal tutan parmağını yalar mantığında olduklarından kendileri kuru parmaklarını yalayarak yaşamlarını sürdürmeye devam ederler. Ülkelerin yöneticileri başta olmak üzere dünyada sözü geçen daha adını bile duymadığımız para babaları diyebileceğimiz varlığa sahip kişiler geçmişte zaman zaman dünya nüfusunu kontrol altında tutkaya devam edebilmek için nasıl savaşlar başlattı ve o savaşlara yön verdiyse ileri ki zamanlarda da aynı şekilde savaşlar yaşanacaktır. O yüzden ülkemizde ara ara savaş naraları atılmaktadır.
İnsan vardır kendini hiç tanımadığı insanlar için feda eder. İnsan vardır son nefesine dek, sesi diğerlerinden daha yüksek çıkar. Bizler hakkımız yenildiğinde ya da ensemize vurulup elimizdekiler alınırken sadece bakmakla yetinirken, bazı insanlar kendi haklarından önce senin, benim hakkımızı sonunda ölüm bile olsa ararlar. Bu uğurda ailelerinden, ülkelerinden ayrılmak zorunda kalanlar hatta sırf haklarını ve haklarımızı dile getirdikleri için darağaçlarında ya da kurşunlara dizilerek son nefesini verenlere tarihte ayrıca bir defter açılmalıdır.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment