içinde

Karakteristik değişim

5

Bir süre kafamı çok karıştıran, beni bir karar aşamasının eşiğine getiren eylem; karakteristik değişim. Hayır diyememek, özgüvensizlik, itaatkârlık, diğerkâmlık… Daha bir sürü keşke öyle değil de böyle yaratılsaydım dediğim karakteristik özellik…
‎Değişmeliyim dediğim, değişimi davranışlarıma yansıttığım zamanlarda ya o davranış bende yapma durdu, kendim değildim ya da eski özelliğimin de aslında kendisine göre artıları olduğunu, benim de özelliklerimle dengenin bir parçası olduğumu farkettim.
Açıklamak gerekirse; geveze ve sessiz insan örnekleri üzerinden gidelim:
‎Geveze insan ortamların neşesiydi, insan ilişkileri güçlüydü. Eğlenmeyi seven, cana yakın insanların bulunduğu A toplumunda, ya da bir dönem düşünecek olursak; gençlik döneminde, çok mu çok sevilen bir insandı ve bu onu motive ediyordu. B toplumunda yadırganıyor, dışlanıyordu ve bunun üzerine keşke biraz daha az konuşsam diyordu.
‎ Sessiz insan, olgundu, gözlemliyordu ama söylemeden önce yedi kez düşünüyordu. Ağırbaşlı, olgun insanların bulunduğu B toplumunda takdir ediliyordu, kendisine saygı duyuluyordu. A toplumunda yadırganıyor, dışlanıyordu. Keşke biraz ağzım laf yapsa diye hayıflanıyordu.

Şimdi toplumumuzu düşünürsek; sessiz ve ağırbaşlı insanların sevildiğini düşünüyorum. Ama sırf toplumumuz böyle kabul ediyor diye geveze insanlara dayatamayız ki:”Biraz ağırbaşlı ol, sessiz ol” diye. (E herkes ortasını bulsun derseniz de; o tip insan modeli stoklarla sınırlı, uygun fiyata robot modelleri ektedir.)

Dayatmak yanlıştır. Sonuçta bu özellikler içten gelen şeylerdir; hisler gibi, istekler gibi. Ona şekil vermeye çalışmak, onu içinden gelmeyen durumlara itmek, eziyettir, özgürlük kısıtlayıcıdır ve en önemlisi onun kendisini olduğu gibi sevmesini aklına bile getirememesine sebep oluruz.
Toplumda birçok ailenin bu şekilde davrandığını düşünüyorum: Kafalarında ideal bir insan modeli vardır, olması gereken (!) Çocuğa o olması gereken karakterin özelliklerini aşılamaya çalışırlar. Ağırbaşlı, çalışkan, meraklı, yaman, zeki (mümkünse matematik zekası mutlaka olsun aksi takdirde işe yaramazdır çünkü)… Sonra da istedikleri gibi şekillendiremedikleri çocukları hor görürler, özelliklerini bastırdıkları, fırsat vermedikleri ve istedikleri gibi de şekillendiremedikleri için hakikaten de ortaya çıkan boş bireye ‘boş’ gözüyle bakarlar.
Özetle, karakteristik değişimin yapma olacağını savunuyorum. Bir özellik, sırf çağımızın, ortamımızın ideal özelliği diye değişmemeli, dengenin bir parçası olduğumuzun farkına vararak, kendimizi severek sonuna kadar kendimizin arkasında olmalıyız.

Ne düşünüyorsun

Turuncu Yazar

Yazar Azize Akdemir

Söylenmiş sözleri tekrarlamaktan korkarım. Bunu bilir bunu yazarım.
Tabii ki yazdıklarımın sayısı okuduklarımın sayısını geçmeyecek :)
MSKU FTR'18
Bursa

Yıllık üye

Bir cevap yazın