17 şubat bugün,

Kolumda gardiyanlar,

Önümde küçük şirin bir yuva,

Ama ne yuva!

 

Öyle öğrettiler,

Taş taşı ama laf taşıma.

Çok güzeldi içerisi,

Acıdan nefret etmek dışında!

 

O kadar güzeldi ki,

Altın taslardan hamamlar vardı.

Hamammış ya ne hamam !

Taslardan kanlar akar.

 

20 şubat bugün,

Kapalı görüşlerdeyim,

Saat ikiyi beş geçe,

Ağzım yüzüm kan.

 

21 şubat hakim karşısında,

Beni bırakın hakim bey.

Çocukları öldürüyorlar.

İnsanları zehirliyorlar!

 

22 şubat ağrıttı artık prangalar.

Ahmet’in sesi varya aydınlatıyor karanlık gönlümüzü.

Ne güzel söylüyor,

Buda gelir bu da geçer ağlama.

 

Kor gibi ateş yanan yüreklerimize

Birazda olsa su serpiyor.

Ağlamıyoruz, özlemiyoruz bizde,

Keşke işkenceleri de hissetmesek!

 

Vedalaştık 23 şubatta,

Bugün kararmış hayat.

Benden önce Ali sonra ben,

Dört tane tahtanın içine sığdırdılar onca hayatı !

 

21.01.2017

Evren Sarı
"Kafamın içinde dönen, bir türlü kimselere anlatamadığım dünyayı anlatmak için yazıyorum." 18 yaşında kendini geliştirmekte olan bir genç yazar. Asıl amacı; kilometrelerce uzaktaki insanların yüreğine, ruhuna dokunabilmektir. Varoluşçuluğu benimsemiş yazara edebiyat camiasında "Düşünen Adam, Bohem, Ölüm Yazarı" gibi lakaplar takılmıştır. "Düşünen Adam, Bir Şair Adamın 118 Günlük Öyküsü ve Çaresiz Adamdan Uzak Diyarlara Mektuplar" kitaplarını yazmıştır. Ona sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment