Başlığın film afişlerindeki gibi olduğuna bakmayın. İşin özü başka. Neden derseniz, gün geçmiyor ki yeni bir komplo teorisi ortaya atılmasın. -İşsizlik tabii, ne yaparsınız.- Dahası bu kez iddianın sahibi bir deprem profesörü diyeceğim ama inanmayacaksınız. İnanmayın da zaten. Çünkü iddianın sahibi benim.

Marmara’da olası bir İstanbul depremi özellikle son 1 aydır konuşulup duruyor gazetelerde, televizyonlarda ve orada burada. Takip ettiğim kadarıyla söylenenlere göre de en az 7.6 olacakmış. Bu muhterem(!) depremin önümüzdeki 15 yıl içinde gerçekleşeceği söyleniyor. Yani siz bu yazıyı okuduktan 1 dakika sonra da olabilir 15 yıl sonra da.

Konunun geleceği açısından geçmişe dönüp bir bakacak olursak, Marmara depremi olarak bilinen 17 Ağustos 1999’daki meşhur depremi yaşamasak da okuduğumuz yazılarda ve izlediğimiz videolarda korkunç yüzünü görürüz. Binlerce insanı kaybetmiştik o depremde. Acaba kaybettiğimiz bu canların ölüm sebebi bir doğa olayı mıydı yoksa insan yapımı olan bir teknolojinin ürünü müydü? Depremden sadece 6 gün önce yani 11 Ağustos’ta Güneş tutulması olmuştu. Depremin bununla ilgisi olabilir miydi? HAARP teknolojisi devreye sokularak deprem tetiklenmiş miydi? Bunların cevabını bilemiyoruz maalesef. Kıssadan hisse komplo teorileriyle ilgilenenlerce tartışılıp durur bu konu.

Yakın bir zamanda Marmara depremi olabileceği korkusuyla konuyu son aylarda yaşanan dünyadaki büyük depremlere getirmek istiyorum. Çünkü bu olaylar bizim için de bir işaret olabilir. İtalya’da ekimde 6.5, Yunanistan’da kasımda 6.5, Arjantin’de kasımda 6.2 ve Yeni Zelanda’da kasımda 7.8 şiddetinde depremler meydana geldi. Anlayacağınız son günlerde sallanıyoruz. Türkiye’de son zamanlarda 4 ve 5 şiddetlerinde depremler daha fazla yaşanıyor. Ben de ister istemez soruyorum: Bunlar bizim için fırtına öncesi sessizlik mi acaba? Büyük bir depreme hazır mıyız? 1999’dan sonra büyük bir deprem gerçekleşirse ne yapılacak? Bunlar düşünüldü mü, önlem alındı mı, insanlar bilgilendirildi mi? Bunların cevabı size kalmış ancak ben bu konuda iyimser değilim ve 1999’dakine benzer tabloların yine yaşanacağını düşünüyorum.

Malumunuz bir de Süper Ay’ı yaşadık geçen günlerde. Ay Dünya’ya oldukça yaklaştı ve kocaman oldu. Herkes anı ölümsüzleştirmek adına fotoğraflar çekti. Böyle bir olayın bir daha 2034’te yaşanacağı söyleniyor. Tamam ama bütün bunlardan ziyade benim kafamda yine deli sorular var. Acaba yaşanan bunca depremin bu Süper Ay ile ilişkisi var mı? Varsa biz de gelecek 1-2 ay içinde büyük bir deprem bekleyebilir miyiz? Bunlar bir muamma. Hislerime göre ilgisi olabilir gibi geliyor bana. Çünkü Süper Ay olayıyla Yeni Zelanda’daki deprem aynı gün oldu. Daha önce yazdığım gibi Marmara depreminden 6 gün öncesinde de Güneş tutulması olmuştu. Yine daha önce Ay ile Dünya’nın bu kadar yaklaştığı 1948 yılında Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta 7.3 büyüklüğünde deprem olmuş. Bana göre Dünya ile gezegenler ve uydular arasında yaşanan bu etkileşimlerde oluşan enerji fay hatlarını etkiliyor. Bu düşüncemin bilimsel bir kanıtı yok tabii ki. Ben konunun uzmanı da değilim. Üstelik okuduğum kadarıyla uzmanı olan kişiler bu olayların birbiriyle alakasının olmadığını söylüyor.

Bir de hani yazımın başında başlığın film afişi gibi olduğuna bakmayın demiştim. Aslında düşündüm de işin bir de bu yönü var. Bu konuyla ilgili bir film oldukça popüler olur. Hatta ”patladı gitti” bile deriz bu filmin ardından. Neden olmasın ki, düşünsenize özellikle İstanbul’da yaşayan insanların her gün geçtiği köprülerin depremle yıkıldığını veya olası bir tsunamiyle  sular altında kaldığını görmesi neler hissettirirdi acaba? Bence merak uyandırıyor bu konu. Çekilirse koşa koşa gider izlerim valla. Şaka bir yana böyle şeyler gerçekten yaşanmaz Allah’ın(c.c.) izniyle.

Neticede ben İstanbul’da bir depremin çok yakın olduğunu, hatta en fazla 2 yıl içinde yaşanacağını düşünüyorum ve hissediyorum. Öyle ki değil İstanbul’da yaşamayı gezmeyi bile istemiyorum bu yüzden. ”Korkunun ecele faydası yok” diyebilirsiniz. Haklısınız ama ben de size ”deprem değil tedbirsizlik öldürür” derim o zaman. Anlayana.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment