LoadingSonra oku

Zülfü Livaneli’nin Serenad’ını okurken kitap, bana Orhan Pamuk’u hatırlattı. Bu çağrışım, kitabın gerek içeriği gerekse anlatımından kaynaklanıyor olabilir. Zülfü Livaneli de basit cümleler yerine karmaşık cümleleri tercih etmiş, politik bir konu üzerinden hikayesini geliştirmişti. Zülfü Livaneli, daha spesifik bir siyasi olayı detaylandırıp hikayeleştirerek akılda kalmasını sağlarken; Orhan Pamuk, genel bilgimize katkıda bulunmuştu.

Bu saptamaları yaptıktan sonra internette de ufak bir araştırma yapınca onları benzeten bir okur olarak yalnız olmadığımı anladım. Ama genel olarak yorumlarda Livaneli sahiplenilirken; Pamuk, vatan haini ilan ediliyordu. Hatta benzetilmelerine şiddetle karşı çıkanlar bile vardı. Bunun sebebini düşününce kendimce şu sonuca vardım. Livaneli, devletin yanlışlarını gösterirken milletinin yanındaydı, milliyetçi duygulara sahipti, ılımlıydı. Struma isimli gemideki insanların ölümünde (bir çeşit yahudi soykırımı denebilir) Türk hükümetinin de payının olduğunu söylerken, aynı kitabın içinde bir başka aile bireyinin hikâyesi olarak, zulüm gören Kırım Türklerinden de bahsediyordu. Kanımca: ‘Evet başka milletlerin derdini de dert edinin ama kendi milletimiz de güllük gülistanlık  yaşamadı’ mesajını  veriyordu. Orhan Pamuk öyle değildi. O, hükümeti acımasızca eleştiriyordu. Burun kıvıran, küçümseyen (biraz abartılı bir tabir olabilir) bir tavrı vardı.

Ben yine de yazarlara ön yargıları bir kenara bırakarak yaklaşılması taraftarıyım. Sonuçta hepsinden öğreneceğimiz bir şeyler var. Hem ayrıca kitabı okurken eleştirel mantıkla yaklaşır, antitez geliştirirken düşünmüş olabiliriz. Bol smayl ifadeli son…

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment