içinde

7 mısrada aşk

Türk edebiyatının devlerinden en güzel aşk mısraları derkenarı süslemez sadece, kalbe dokunan şiirler anlatır en derin hislerimizi… Umutla aşkın, sevdanın, hüznün buluştuğu; bekleyişlerin hüküm sürdüğü dizeler sevgiye aç gönüllerde onulmaz izler bırakır. Bakalım edebiyatçılarımızın dilinde sevda neymiş?

NAZIM HİKMET RAN: SEVİYORUM SENİ

“Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi
geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi,
ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz,
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi,
seviyorum seni denizi uçakla ilk defa geçer gibi.
İstanbul’da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldanan bir şeyler gibi,
seviyorum seni “Yaşıyoruz çok şükür!” der gibi.” Dizelerinin sahibi Nazım Hikmet, aşkı anlatmakta usta bir şair. Vera’yla, Piraye’yle, Şükufe Nihal’le yaşadığı aşk, onu günümüzün unutulmaz şairleri koltuğunda başarıyla sergiliyor.

İLHAN BERK: NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM

Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları.”

İlhan Berk, II. Yeni’nin sevilen isimlerinden. Onu sıra dışı anlatımıyla okumak bir başka.

ATTİLA İLHAN: BEN SANA MECBURUM

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.”

Attila İlhan da aşkı sevgiliye mahsus kılanlardan. Ona mecbur kalmanın çaresizliği, sevginin taşkınlığıyla birleşince bu dokunaklı şiir ortaya çıkmış nihayetinde.

EDİP CANSEVER: FUNDA OTELİ

Adını funda oteli koy
Sevdamızın da adını
Ayakları dibinde gün batımının.
Ve ağzında binlerce güneşin tadı
Dilinin ucunda yalnızca kendi adın.

Çünkü sevdikçe beni sen kendini tanıdın.”

II. Yenicilerden Edip Cansever, belki de sevgiyi bu derece arşa çıkaracağından habersiz yazmıştı bu mısraları, ama sevgilide var olmanın mutluluğunu anlatmak ancak onun içi olsa gerek.

SABAHATTİN ALİ: ÇOCUKLAR GİBİ

Bir şair, yahut bir hükümdar gibi
Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi
Şimdi şiir bence senin yüzündür.”

Edebiyatımızın usta kalemlerinden Sabahattin Ali, bir çocuk sevinci misali sevmenin hazzını nakış nakış işlemiş dizelere.

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN: BİR PINARSIN

“Bir pınarsın içilen ama hiç kanılmayan
Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan
Özlenen sen, özleyen sen, özleten sen
Varken doyulmayansın, yokken dayanılmayan”.

Ah bu sözcükler… Hasretin kıvılcımı yüreğe düştü mü yanmayagörsün, özlem bu denli anlatılabilirdi.

AHMED ARİF: TERKETMEDİ SEVDAN BENİ

“Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hain, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça…
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni…”

Leyla’sına mektubu ulaşsın diye üç kuruşa hamallık yapmaya razı Ahmed Arif’in sevgisi bir yana, çağımızın yapay ve uzaklığı bir yana… Terk etmeyen sevda başında…

“Aşk imiş her ne var alemde,

İlim bir kıyl-u kâl imiş ancak./ FUZULİ”

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın

yorumlar