Biliyoruz…Çok biliyoruz.Hatta doğrusunu da değil en doğrusunu biliyoruz.Her bir şeyle ilgili biliyoruz hemde. Haklıyız tabii bilince karşımızdakini de dinlemiyoruz yani sonuçta her şeyi biliyoruz canım…

Bilmiyoruz be güzelim bilmiyoruz…

Önce kendimizi bilmiyoruz.Tanımıyoruz, tanışamıyoruz. Şu ego dedikleri şey var ya işte o giriveriyor kendimizle aramıza.Onu tatmin edeceğiz diye kendimize yabancılaşarak geçirip gidiyoruz bize verilmiş zamandan.

Oysa ki yapsan şöyle bir güzel kahve yanına da tarçınlı kurabiyeler.Karşına alsan kendini,ufaktan da bir ezgi gelse kulağına,koyulsan sohbete..Konu konuyu açsa,bir bakmışsın saat gecenin bilmem ne kaçı olmuş,zaman nasıl geçti hiç anlamadım sohbet sardı tabi desen..Diyebilmenin tadına varsan.Bilmediğin fikirlerini keşfetsen mesela ya da yanlışmış dediğin fikirlerini görsen doğrusunu bulmaya çalışsan mesela.O yanlış dediğin düşüncelerini koysan çantada çıksan tutup kolundan sorsan insanlara ya ben bunu yanlış biliyorum sanırım doğrusu ne, nasıl?Bilmiyorum sen biliyor musun desen.Sonra bulsan,bilsen artık doğrusunu haaaaa! anladım desen.Dediğin anda koysan demirbaş misali aklının bir köşesine.Bitirsen kendinle arandaki o egoyu sonra kaldırsan kafanı baksan dışarıya sana ihtiyacı olan ne kadar çok insanın oluğunu görsen,farkına varsan…

Birinin hayatına dokunsan sonra.Hani senin çantana atıp getirdiğin fikirlerin vardı ya aynen onlar gibi getirse sana.O da haaaaa! dese.Yerleştirse o da demirbaş gibi aklının bir köşesine.Ona da başkası gelse çantasıyla…

Domino taşlarındaki herhangi bir taş olabilsek bize verilmiş zamandan.Dokunuruz sanki o zaman hayatlara.Ve belki kim bilir dünya ya dokunuruz.

Dokundukça dünya ya hüngür hüngür ağlamayı bırakıp kutuplarını eritmez belki de dünya.

Olur mu?

Bence olur.Sizce de olsun mu?

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment