Karia bugünkü Ege kıyılarında milattan önce üçüncü yüzyılın sonlarına kadar varlığını sürdürmüş uygarlıktır. Ünlü tarihçi Herodot Karialıların ilk dönemlerinde Girit kralı Minos’un egemenliği altında olduğunu söyler. Kimi kaynaklarda Karialılara o zamanlarda Legleg denildiği görülürken kimi kaynaklarda ise Karialıların Legleglerle ilişki içinde olduğu ve bu ilişkide Legleglerin ikinci planda olduğu söylenir. Yine aynı konu bazı düşünürlere göre Legleglerin Karialılara köle olduğu buna karşın bazı düşünürlere göre de Karia soyunun bir parçası olabileceği de ileri sürülmüştür. Günümüzde Legleglere ait yazılı bir kaynak olmadığından bu belirsizlikler devam etmektedir.

Homeros eseri İliada’sında Karialılardan Traioların müttefiki olarak bahseder ve Yunanlılar için söylediği gibi onların da barbarca konuştuğunu söyler. O zamanlarda Karia İyon Birliği’ne bağlı bir Yunan şehridir hatta benimsedikleri Yunan geleneğini M.Ö 386’ da Kral Barışıyla birlikte Pers İmparatorluğu yönetimine girdikten sonra da görmek mümkündür. Pers İmparatorluğu satraplıklara bölünerek yönetiliyordu. Bu satraplıkların başına ülkedeki soylu kişiler getiriliyordu ve garnizon* adı verilen kişilerce de satraplık denetleniyordu.

Diğer satraplıkların başına Pers Kralı’nın seçtiği soylu kişiler geçerken Karia satraplığı Karia uygarlığından Hyssoldomos’un başa geçmesi yönü ile diğer satraplıklardan ayrılır. Hyssoldomos’tan sonra oğlu Hekatomnos satraplığı yönetmiştir. Hekatomnos ve çocuklarının yönetimde olduğu döneme ‘Hekatomnidler’ denir.

Hekatomnos kimi kaynaklarda güçlü bir komutan olarak bilinir ve Bodrum Sualtı Müzesi’nde kendisinin **Labranda’da rahiplik görevini yapan ailenin son ferdi olduğu da söylenir. Rahipler yılın belli dönemlerinde Zeus’a kurbanların adandığı ve şenliklerin yapıldığı  tapınaklarda altın küpeler ve gerdanlık taşıyan yılan balıklarını beslerlerdi. Kâhin olarak kabul edilmiş bu balıklar kendilerine sunulan lokmaları kabul ederlerse evet, ret ederlerse hayır anlamına gelirdi. Yakın tarihte Milas’ta tarih kaçakçıları tarafından bulunmuş bir mezarın Hekatomnos’un mezarı olabileceği yönünde şüpheler var.

Hekatomnos’tan sonra yerine oğlu Mousolos geçmiştir.(M.Ö 377) Mousolos geleneğe göre kız kardeşi Artemisia ile evlendi. Kendisi hırslı bir yapıya sahipti ve bu yapısını yönetimde görmek mümkündü. Satraplık yönetimde her ne kadar Pers İmparatorluğu’na bağlı olmuş olsa da Mousolos bağımsız hareket ediyordu. Başkenti Mylasa’dan (bugünkü Milas) Halikarnossos’a (bugünkü Bodrum) taşıdı. Bunun sebebi elverişli liman, savunma kolaylığı ve iklimdi. Taşıdığı şehri duvarlarla çevirdi ve içerisine tapınak, agora inşa ettirdi. Dünyanın yedi harikasından biri olarak bilinen meşhur mezarı Moseulum’un inşasına başladı fakat ömrü yetmeyince yapı eşi ve kızkardeşi Artemisia zamanında tamamlandı.Dönemin ünlü filozoflarından biri Mousolos’a der ki ölümlü dünyada bu kadar ihtişamlı ve görkemli mezarı ne yapacaksın? 2300 yıl sonra yani bugün bile mezarın olduğu yer ve bazı kalıntılar ziyaretçilere açıktır.Ünlü fizikçi Newton bile bölgede çalışmalar yapmıştır. Yapı Mısır tapınakları gibi yükselmekte ve Yunan motifleri barındırmaktadır. Bu iki medeniyetin kültürel birleşimi mezar daha sonraları yapılmış gösterişli mezarlara verilen mozole isminin de kaynağıdır.

Mousolos’un ölümünden sonra yerine eşi Artemisia geçmiştir. Mousolos’tan sonra ne Artemisia ne de diğer kardeşleri İdrieus, Ada, Piksodoros onun gibi yayılmacı bir yönetim izlememişlerdir. Artemisia üzüntüsünden ölünce yerine kardeşi İdrieus geçmiştir o da geleneğe bağlı kalarak kardeşi Ada ile evlenmiştir. Kısa bir süre sonra o da ölünce Piksodoros yönetime geçti ve Ada’yı Alinda’ya (bugünkü Aydın’a bağlı Karpuzlu ilçesi)  sürgün etti. Piksodoros’un yönetimi resmi değildi ve Persler yönetime Orontobates adında birini atadılar. Psikodoros yönetimi onunla paylaşmıştır.

İskender’in bölgeyi fethetmesiyle birlikte sürgündeki dostu Ada yönetime geri döndü ve İskender Karia’nın tüm idaresini Ada’ya verdi. Ada’nın ne kadar süre yönetimde kaldığı bilinmiyor ancak İskender’in ölümünden sonra varisleri ülke için savaşmaya başladığında Ada’da ortadan kaybolmuştur.

Dönemin ilginç geleneklerine bakacak olursak erkeklerin saçları o zamanlarda uzundu ve ergenliğe girmiş erkekler saçlarını büyük nehirlerde hayatlarında olmasını istedikleri şeye uygun tanrılara adarlardı ve saçlarını keserlerdi. Aslan avı yine o dönemdeki diğer uygarlıklar için de önemliydi ve güç göstergesiydi. Milas’ta bulunan Hekatomnos’un mezarında aslan avı resimlerine de rastlanmıştır. Artemisia’nın ölen eşi Mousolos’un küllerini içtiği ve böylece aşkını sonsuzlaştırdığı inancına sahip olduğu da kaynaklarda yazıyor.

Dünyada ilk kez savaşta miğfer kullanmayı ve kalkanlara kulp takmayı Karialılar icat etmiştir. Kumanda ettiği gemilerini hiç kayıp vermeden kurtardığı için hakkında ‘Bugün erkekler kadın, kadınlar erkek gibi savaştı’ denilen dünyanın ilk kadın amirali Kraliçe  Artemisia ( Yukarıda sözü edilen Mousolos’un eşi değildir)  ve tarihin babası Herodot’ta Karialıdır.

*Garnizon: Pers İmparatorluğu satraplıklara bölünerek yönetilmeye başlandığında, her satraplığa garnizon adı verilen kişiler getirilmiş ve  o bölgenin adaletinin sağlanmasında, yönetimin denetlenmesinden sorumlu olmuşlardır.

** Labranda : (Zeus Labranda Tapınağı) O dönemde bölgede inşa edilmiş önemli tapınaklardan biridir.Tanrı Zeus için yılın belli zamanları şölenler verilirdi.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment