in

Ritim

ritim

Kırmızı ışık yanıp sönmeye devam ediyor. İnsanlar aceleci. Şehrin hengamesine kapılmışlar. Durup nefes almak hiçbirinin aklına gelmiyor. Suratları asık olmasa canhıraş uğraşlarının sebebi mutlu olmak zannedeceğim. Herbiri rahat yaşamak yerine, daha rahat yaşamak için sadece çalışıyorlar, yaşamıyorlar. Kırmızı ışık yanıp sönmeye devam ediyor, onlarla birlikte ritim tutarcasına. Vapurun düdüğü çalmaya başladı, artık iskeleden ayrılıyor. Yetişemeyenler lanet okuyorlar, farkediyorum. Koşturmacanın dışında kaldılar ve yaşayabilecekleri dakikaları var artık, farkında değiller ama. Birçoğu sohbet dahi etmeden köskös oturacaklar bir sonraki vapur kalkana kadar, telefonlarıyla iletişim halinde kalacaklar her an. Gerçi vapur kalkınca da değişmeyecek durum. Heyecan duymuyorlar artık boğazın karşı yakasına geçerken, ciğerlerini dolduran deniz kokusuna methiyeler düzmüyorlar. Gayelerinin hiç biri muhayyel değil. Evlerine varıp, yarını bugünün tekrarı gibi geçirmek için dinlenmek istiyorlar sabırsızca.
Kırmızı ışık yanıp sönmeye devam ediyor. Artık son vapur kalkmak üzere. Yerimi alıyorum, düdük çalmaya başlıyor birazdan ve vapur ayrılıyor iskeleden. Asık yüzler daha da yorgun şimdi saatin ilelermişliğiyle birlikte. Onlara baktıkça yarın kaygısı kaplıyor içimi. Sanki sarî bir illet gibi kaplıyor ortalığı gelecek kaygısı. Geçmişe hükmedemeyiz, bugünün zaten geçmişten farkı yok, ancak yarına geçer sözümüz ne olursa olsun. Onlar gibi olmayacağım diyorum, geleceği planlamayabilmek için bugünü harcamıyacağım diyorum. Ancak biraz sonra ne kadar çok çalışmam gerektiği geliyor aklıma. Ben de onlardan biriyim maalesef.
Yanıma oturan ihtiyar ile sohbet etmeye başlıyoruz. Hayatın zorluğuna rağmen nasıl sıkı sıkıya bağlandığından dem vuruyor. Bir an imreniyorum ona ama fazla sürmüyor. Ne kadar çok çalıştığından ve sonuçta para dışında bir şey elde edemediği için pişman olduğunu söylüyor. Müsaadesini isteyip vapurun tenha tarafına geçiyorum. Düşünce bulutları dağılırken varmak üzere olduğumuzu farkediyorum. İnmek için sabırsızlanan kalabalığın içine karışıyorum.
Sıyrılıyorum insanların içinden inince. İskelenin kenarında durup karşı yakaya bakıyorum; kırmızı ışık yanıp sönmeye devam ediyor, buradan silikleşmiş olsa da. “Çok uzaktayım” diye cevaplıyorum gelen tüm mesajları. Herkese değer vererek daha fazlasını hakedenlere haksızlık yaptığımı farkediyorum. Daha adil davranmam gerektiğini düşünüyorum. Planlar yapıyorum kafamın içerisinde. En önemli kıstası herkesi memnun etmek olan planlar. Ne zaman özgür olacağım acaba? Bana duyulan güvenleri boşa çıkarmamak için duygularıma gem vurmaya ne zaman son vereceğim acaba?
Kalabalık değil artık etrafım son vapurun son yolcuları da terketti iskeleyi. En son ben çıkıyorum görevlinin tuhaf bakışları eşliğinde. Sokak şarkıcılarını dinliyorum umursamazca. Cebimdeki bozuklukları bırakıp oradan da ayrılıyorum. Sahilin karanlık tarafına doğru ilerledikçe yalnızlaşıyorum iyiden iyiye. Ölmekten korktuğumuz kadar yaşamaktan da korkuyoruz. Bazı zamanlar gökyüzünün üstümüze çöktüğünü hissediyorum. Ama şimdi kaygıları geceye terketmenin vakti. Benim de mesaim son buluyor yavaşça. Eve doğru yöneliyorum. Kırmızı ışık yanıp sönmeye devam ediyor.

What do you think?

0 Beğeni
Upvote Downvote
Kırmızı Yazar

Written by Gökhan ERDOĞAN

büyüyünce kafka olucam.

Bir cevap yazın