Maviydi ruhu ve yeşilini de soldurmamıştı hiç

Üstelik hiç şikâyet etmiyordu ruhunun gökyüzüne sığmamasından

Hem de ruhu ondan şikâyetçiyken.

Çünkü bir adanmışlığı vardı ruhunun, kimseye açıklayamıyordu bunu.

Gitmekle kalmak arasındaydı sürekli,

Gideceği yere ulaşmak için değil yürümesi gereken asıl yola ulaşmak için yoldaydı, anlatamıyordu.

Bu istekti ona adanmışlık ruhunu veren.

-Ruhunun adanmışlığını yeni bir ruh haline getiren-

Ne için, kimin için, nasıl yapılması gerektiğini bilmiyordu.

Sadece emindi ruhunun bir amaca hizmet ettiğinden

Ve geri kalan hiçbir şey için emin değildi.

Adını bile unutabilirdi kimi zaman,

Kimi zamansa ruhunun maviliğini…

Ruhu şikâyetçiydi kendinden;

Bunca adanmışlığından, bunca maviliğine rağmen gökyüzüne sığamamasından…

Ruhuna dert anlatmaya çalışıyordu:

“Bak, gökyüzü sonsuz değil bence, bu yüzden maviliğin sığamıyor gökyüzüne.

Adım attığın yer dünyadan daha büyük,

Bu yüzden işte, tüm dünya çöl olsa da senin yeşilin solmaz asla!”

Ruh, kibirli ve inatçı.

Yeşili maviyi anlasa da anlamıyordu bu adanmışlığı.

Anlamıyordu bu yol sevdasını.

Gideceği yere ulaşmak için değil, ‘yol’a ulaşmak için yoldaydı.

Kim koymuştu bu sevdayı içine?

Şikayet ediyordu maviliğini gökyüzüne sığdıramamaktan,

Şikayeti kabul görmedi.

Ama ruh inatçı, vazgeçmedi mavi olmaktan.

Sonra gökyüzü genişledi bir zamanlar,

Dedi ki, “göğe bir gök daha salındı, ikiye katladı kendini gök.”

Öğrenemedi sebebini.

Zaten göğe gök salan insanlara da rastlamadı bir daha.

Gökten mavilik çalanlara denk geldi mütemadiyen

Ve mütemadiyen değişirdi ruhu, gökyüzünün gün be gün değişiminden daha hızlıca.

Anlayamazdı insanlar.

Ne zaman bir insan onu anlamaya bir adım yaklaşsa, korkardı ruhunun değişiminden

Sözleriyle değil, gözleriyle korkardı insanlar.

-Gözleriyle birinin senden korkup uzaklaşması, hep en kırıcı olanıydı.

Bunun farkında değil mi insanlar?-

Buna rağmen dostları vardı halen, şükrederdi.

Gözlerini gözlerinden kaçırsalar da, hep dost kalanlar.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment