Sinema dünyasının en özel figürlerinden biri: Quentin Tarantino…

İtalyan asıllı sanatçı bir babanın çocuğu olarak sanata ve estetiğe eğilimli bir çocuk olarak büyüdüğünü düşünmek mantıksız olmaz. Son dönemde yaptığı filmler Tarantino evrenine ister istemez çekecek kadar farklı olmasa da çoğumuz onu konusunu anlatamadığımız filmi Pulb Fiction’la tanırız. Senaryosunu Roger Avary ile birlikte yazdığı 1994 yapımı bu film, daha önce görülen geriye dönük veya ortadan başlayan senaryolardan sonra doğrusal olmayan akışı ile sinemaya farklı bir soluk getirmiştir. Peki duvarlarımıza film posterlerini astığımız sinemacıyı sevdiren sadece orijinal hikayeleri yada izlemesi keyifli sahneleri mi?

Şahsen yönetmenin izlediğim 9 filminde de (Kill Bill 1 ve 2’yi ayrı sayıyorum) karakterlerin yüzlerine doğrultulmuş silahlara verecekleri tepkiyi merak etmemin yanında onları nitelikli kılacak özellikler olduğunu gördüm. Rezervuar Köpekleri’nde Mr. White’ın filmin başında yaralanan Mr. Orange’ın çeteyi yakalamak için içeri sızmış bir muhbir olduğunu anladığında onu öldürmek üzereyken bile yanında olup sarıldığını hatırlayalım. Bu adamların birer suç örgütü üyesi yani ‘kötü adam’ olduğunu düşünürsek bu merhamet duygusunun filmi özel kıldığını söyleyebiliriz. İkinci Dünya Savaşı yıllarında geçen ve tarihi gerçeklerin yazdığı sayfayı yırtıp atan Soysuzlar Çetesi filminde işinde fazla iyi bir albay olan Hans Landa karakteri filmin ilk sahnesinden sonunda suikast planını çözmesine kadar gerek bölgedeki Yahudilere gerekse ‘Soysuzlar’a rahat vermemiştir. Sinema salonunu havaya uçurma planını deşifre ettikten sonra ülkede kahraman ilan edilip dönemin en önemli figürü olan Adolf Hitler’in sonsuz bağlılığını kazanması tek ihtimal gibi gözükürken; o bu planı bozmayarak vatan haini yaftası yemeyi göze alıp ülkesi tarafından seve seve verilebilecek küçük bir ödül karşılığında savaşı o gece bitirmeyi seçmiştir. Son filmi The Hateful Eigth’te ödül avcısı ‘Cellat’ John Ruth ölü yada diri aranan son derece tehlikeli bir kadın suçluyu prensiplerinden ödün vermeyerek canlı teslim etmek istemiştir. Bu örnekler Tarantino’nun anti-kahraman karakterlerinin filmi izlerken düşündürecek niteliklere sahip olduğunu gösteriyor. Bu da günümüzde sıkça gördüğümüz iki film türünün: Sadece seyir zevki verenler yada sadece mesaj verme kaygısında olan sanatsal yapımların arasında kendini özel bir yere koyuyor.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment