Kimsesizler

Tarih:

Yazarın diğer yazıları;

Şemsiye

Küçük Ali ve annesi yıkık dökük bir gece kondu...

Kırık Söz

Gölün buzundan çölün kumuna, insanın soğuğundan zamanın sıcağına, kalabalıktan...

Beyaz Nefes

    BÖLÜM -1- Merhametsiz zemherinin çetin bir gününde, Kasvet...

Kalbimdeki Melodi

Meyletti yüreğim bir çift güzel göze Ey sevgili seni hangi...

Bilgi Edinmenin 10 Yolu

Bilgi arayışı bir insanın içinde saklıdır. Bazıları entelektüel gelişim için...

ANIMA-ANIMUS (1. ANIMA)

ANIMA - ANIMUS; İsviçreli Psikiyatr, psikanaliz kuramının büyük isimlerinden olan...

Kurgusal tasarımların içerikleri ve Apex (doruk) Resimlerin kısa analojisi

Görsellerin genelinde görüntü içeriğindeki nesneye(işleniş), konuya ve kurguya göre...

Romantizm

“Tümel hareketlilikte, kişinin o tümelin içinden soyutlandığı farklılık-farkındalık vurgusu,...

(Kardeşlik Konulu Bir Öykü Projesidir-Emek Olmadan Yemek Olmaz)…

Sokaktan geçen dedenin kulağına bir ağlama sesi gelir, sesin geldiği yere doğru gider, bahçeli evin kapısına doğru yaklaşır ve içeri doğru uzanır. Orada, iki çocuk ve kucağında bebeği olan bir anne görür. Duyduğu bu ses çocukların ağlama sesleridir. Çocuklar çok acıktıkları için annelerinden yiyecek bir şeyler isterler. Ancak anne de için için ağlamaktadır. Dede durumun farkına vararak hemen en yakın bakkala gider. Ekmek, peynir, zeytin gibi hem doyurucu, hem sağlıklı yiyecekler alır ve hemen çocukların yanına gider. Bahçe kapısını, küçük bir tıkla yavaşça açarak içeri girer ve elindeki yiyecekleri çocuklara doğru uzatır.

Çocuklar, dedeyi görünce hemen ellerindeki poşetlere sarılırlar. Yiyecekleri yemeye başlarlar. Bir tanesi öyle bir su içer ki, çocukların bu durumundan dede çok etkilenir, yüreği acır.
Artık onlar için çok güzel günler başlayacaktır.

Kim olduğu bilinmeyen bu dede, çocukların annesi Serpil’i bir terziye işçi olarak yerleştirir. Bu kimsesiz ailenin, bir kimsesi vardır artık. Çocukların dedesi, Serpil Hanım’ın da babası olmuştur. Onlar da dedelerini bırakmazlar ona sahip çıkarlar. Dedeciğin de sevgiden sevilmekten başka bir dileği yoktur aslında.

Birlikte uzun ve güzel zamanlar geçirirler. Kızlar üniversiteli olmuş, Serpil’in saçları ağarmıştı.

Aradan geçen yıllar, hayat dedeyi iyice yaşlandırmış ve yatağa düşürmüştü. Bir gece başında dua ve kuran okuyan Serpil ve kızlar bir baba gibi saydığı dedelerini kaybettiler. Hepsi de çok üzgündü.
Dede çok güler yüzlü, yardımsever bir insandı. Herkes O’nun bir emekli maaşından başka bir şeyi olmayan yoksul biri olduğunu sanıyordu.

Fakat dedenin mirası çok büyüktü. Ölümünden sonra eve gelen bir avukat bu durumu açığa çıkarmıştı.

Dedenin kendi el yazısıyla yazdığı vasiyet mektubunda, kızı Serpil’in mirasa hak sahibi olduğunu, mirasının tümünü ona bıraktığını ifade etmişti…

Mektubunda son sözlerini; “Küçücük bir iyiliğin karşısında bana evlerini açan. Beni seven, değer veren sevgili aileme bu iyiliğin meyvesini bırakıyorum,” diyerek bitiriyordu.

Serpil ise her gün babasının mezarına gider hiç aksatmadan o günkü dualarını ederdi.

Babasının bıraktığı mirasın bir bölümü ile öncelikle bir yardım kuruluşu açtı. Diğer kısmını işletti, çok çalıştı, çoğalttı. İşleri büyüttü. Ülkenin neresinde bir yetim, kimsesiz, ihtiyacı olan her kim varsa yardımına koştu. Onların ihtiyaçlarını giderdi. Yaşlı bakım evleri açtı. Açları doyurdu. Hastaya sağlık, işsize iş temin etti. Sevabını da babasının ruhuna hediye etti.

Misafir Yazarlar
Misafir Yazarlar
Misafir yazarlardan gelen içerikleri paylaşıyorum. Siz de göndermek istiyorsanız detaylı bilgi ; Misafir Yazarlık

Mail bültenimize abone olun

Yazılardan haftalık mail ile haberdar olun.

Son yazılar

1 yorum yapıldı.